'Müvekkilim Gülen, Cumhuriyet'in destekçisidir'

  • Giriş : 03.03.2006 / 00:00:00

Fethullah Gülen'in avukatı Orhan Erdemli, 2 Mart 2006 tarihinde Kanal D'de yayınlanan 'Abbas Güçlü ile Genç Bakış' isimli programa katılan 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in Fethullah Gülen ile ilgili iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Erdemli, "Sayın Evren'in 'Cumhuriyetin temsili diye Fetullah Hoca kravat takmaz' şeklindeki sözü büyük bir talihsizliktir. Zira, bütün kamuoyunun yakından bildiği üzere müvekkilim hiçbir zaman Cumhuriyet'in karşısında olmamış, bilakis her zaman yanında ve destekçisi olmuştur.' dedi.

Kenan Evren'in Fethullah Gülen ile ilgili basında çıkan iddialarına karşılık Gülen'in avukatı Orhan Erdemli, yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Kanal D'de yayınlanan 'Abbas Güçlü ile Genç Bakış' isimli programa katılan 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in Fethullah Gülen hakkında gerçeklere aykırı açıklamalarda bulunduğu belirtildi. Açıklamada, "Sayın Evren'in, 'Cumhuriyetin temsili diye Fetullah Hoca kravat takmaz' şeklindeki sözü büyük bir talihsizliktir. Zira, bütün kamuoyunun yakından bildiği üzere müvekkilim hiçbir zaman Cumhuriyet'in karşısında olmamış, bilakis her zaman yanında ve destekçisi olmuştur.' denildi.


"Müvekkilim sayın Gülen, Cumhuriyeti 'Yükselmiş ruhların idare şekli ve insan şerefine de en uygun olanıdır' olarak tanımlamıştır"


Fethullah Gülen'in Cumhuriyet hakkındaki düşüncelerinin kitaplarında ve Kanal D dahil bir çok televizyon kanalında yayınlanan konuşmalarında açıkça yer aldığının belirtildiği açıklamada şu görüşlere yer verildi; "Muhterem Gülen'in kitaplarına ve konuşmalarına bakıldığında, 'hürriyetin anası' olarak nitelendirdiği Cumhuriyet için 'yükselmiş ruhların idare şekli ve insan şerefine de en uygun olanıdır' demekte olduğu görülecektir. Müvekkilim Cumhuriyeti 'halkın intihab ve meşveret hakkı olan idare' şeklinde tanımlamakta ve onu ilk talim eden kitabın da Kur'an-ı Kerim olduğunu belirtmektedir. Sayın Gülen her zaman Cumhuriyetin dinimizle hiçbir biçimde çelişki içinde olmadığını, cumhuri idareyi Kur'an'a zıt göstermenin ya maksatlı ya da bilgisizlik eseri olduğunu vurgulamaktadır."

Fethullah Gülen'in 'Cumhuriyetin temsili diye kravat takmadığı, kravat takma şartı koyduğu için Kenan Evren'le görüşmeye gitmediği' şeklindeki beyanların her yönüyle gerçeklere aykırı olduğunu ifade edildiği açıklamada, "Bir kere, kravatın Cumhuriyetin simgesi olduğu iddiası, hiçbir mesnedi olmayan bir varsayımdır. Eğer öyle olsa, bugün sokaklarda kravatsız gezen milyonları Cumhuriyet düşmanı ilan etmekten başka çare kalmazdı. Sayın Evren, 'Fethullah Gülen'in İzmir'de müftü iken, devlet memuru iken dahi kravat takmadığı' yönündeki yönlendirme soru üzerine, hiçbir zaman takmadığını söylemiştir. Oysa müvekkilim, hiçbir zaman müftülük yapmadığı gibi, kravatlı fotoğrafları bugüne değin onlarca belki yüzlerce defa medyada yer almıştır. Müvekkilimin arkadaşları ile çekilen fotoğraflarına bakıldığında, yanındaki kişilerin de hep kravatlı olduğu görülecektir. Bu durum, Sayın Evren'in beyanlarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu ortaya koymaktadır." denildi.


"Müvekkilim hayatı boyunca ne bir kişiye rüşvet vermiş, ne de göndermiştir"


Kenan Evren'in konuşmasında iki profesörün Fetullah Gülen adına kendisini ziyarete geldiğini, rüşvet olarak yanlarında bir saat getirdiklerine beyanlarına da değinilen açıklamada, "Müvekkilimi rüşvet gönderen bir kişi durumuna düşürmüş, ancak bu iki kişinin adını açıklamayacağını söylemiştir. Müvekkilim hayatı boyunca ne bir kişiye rüşvet vermiş, ne de göndermiştir. Bilindiği üzere, her müddeinin iddiasını ispat yükümü altında olduğu evrensel bir hukuk kuralıdır. Sayın Evren, bu kişilerin kim olduğunu, Gülen'le ne gibi bir ilgisi olduğunu açıklamak ve ispatlamak zorundadır. Aksi takdirde, mesnetsiz beyanlarla kişileri töhmet altında bıraktığı şeklindeki kamuoyu yargısından kurtulamayacaktır." görüşlerine yer verildi.

Kenan Evren'in Fethullah Gülen'e ait olduğunu iddia ettiği okullar konusuna da değinilen açıklamada, "Fethullah Gülen'in okullarında Atatürk resimleri olduğunu, her şeyin bulunduğu bu okulların güzel olduğunu, ancak asıl melanetin dışarıda yapıldığını söyleyerek büyük bir üzüntüye yol açmıştır. Gerçekte müvekkilimin hiçbir okulu olmadığı kamuoyu tarafından bilinmektedir. Ancak müvekkilim, Sayın Evren'in eğitim seferberliği başlattığı bir dönemde cami kürsülerinden, konferans salonlarından halkımızı bu seferberliğe katılmaya, devletine destek vermeye teşvik etmiştir. Anadolu insanının bu tavsiye ve teşvikler neticesinde açtığı okulların müvekkilimin adına nispet edilmesi esasen doğru değildir. Bununla birlikte, bu okullar hep modern ve çağdaş eğitimi, bilimsel çalışmaları ile dikkat çekerek uluslararası birçok başarıya imza atmıştır. Yurt dışında, ülkemizi milli değerlerimizi başarıyla temsil ederek, Türkiye'nin gönüllü fahri temsilcileri olmuştur." denildi. Açıklamada okullarla ilgili şu görüşlere yer verildi, "Maalesef ülkemizde, uyuşturucu alışkanlığı, çeteleşme, şiddet, gasp, adam öldürme gibi suçlar liselere hatta ortaokullara kadar inmiştir. Hal böyle iken, müvekkilime nispet edilen özel okullarda bugüne değin hiçbir şekilde böyle bir suçla karşılaşılmamış olması takdire şayan değil midir? Nitekim Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar, Milletvekilleri, Siyasiler, Yüksek Komutanlar, İşadamları, farklı düşüncelerden aydınlar, sanatçılar, bu okulları gezen ve inceleyen kişiler hep bu okullar hakkında olumlu görüşler beyan etmişlerdir. Sayın Evren'in her zaman başarıları ile anılan bu okullar için sarfettiği sözlerin hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. 'Melanet' kelimesini sokakta duyduğumuzda haya etmekte ve yüzümüz kızarmaktadır. Acaba, ülkemizde en yüksek makamlarda bulunmuş bir kişi, bu ifadeyi nasıl sarfedebilmiştir?"


"12 Eylül döneminde müvekkilim, İzmir Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanmamıştır"


Kenan Evren'in "Biz onu 12 Eylül döneminde mahkemeye verdik. İzmir'de Sıkıyönetim Mahkemesi'ne gitti ve orada beraat etti. Ne yapalım, hakimler beraat ettirdi" şeklindeki sözlerine değinilen açıklamada, "Üzülerek belirtmeliyiz ki, Sayın Evren'i artık hafızasının yanılttığı anlaşılmaktadır. 12 Eylül döneminde müvekkilim İzmir Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanmamıştır. Ancak, 12 Eylül 1980 tarihinden çok sonra 1986 yılında bir gazete haberi üzerine müvekkilim hakkında İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı tarafından bir soruşturma yürütülmüş, ancak savcılık makamı şu gerekçe ile müvekkilim hakkında takipsizlik kararı vermiştir : Kovuşturma neticesinde 'bu haberden sonra yaptırılan aramada Zemzem Kitapevi'nde yapılan aramalarda Fethullah Gülen'e ait teyp bantları ele geçirilmiş ancak bu bantların çözümü yaptırıldığında laikliğe aykırı ve bugünkü düzen yerine şeriat düzeni kurulmasına yönelik herhangi bir konuşmasının bantlarda yer almadığı görülmüştür. Olayla ilgili olarak dinlenen tanıklar Fethullah Gülen'in vaazlarını dinlediklerini, bu vaazların dini konuları içerdiğini, bugünkü düzenin yerine şeriat esaslarına dayanan bir düzen kurulması yönünde konuşmalarına tanık olmadıklarını bildirmişlerdir. Keza dosyaya konulan sıkıyönetim görevlilerince tanzim edildiği anlaşılan 01 Şubat 1984 tarihli tutanaktan da ele geçirilen Fethullah Gülen tarafından doldurulmuş olan bin 150 teyp bandının incelenmesinde suç unsuruna rastlanmadığı anlaşılmıştır.' İster Sıkıyönetim Mahkemesi, ister DGM Savcılığı olsun bir kişinin beraat etmesi veya bir soruşturma sonucu aklanması yadsınacak bir durum mudur ki Sayın Evren tenkitte bulunmaktadır. Malum olduğu üzere beraat kararı bir kişinin suçsuz olduğunu, hukuk önünde aklandığını, haksız yere mahkeme önüne getirildiğini ortaya koyan hükümlerdir. Unutulmamalıdır ki söz konusu beraat veya takipsizlik kararlarını veren hakim ve savcılar bağımsız yargının birer unsurudurlar, yoksa yanılıyor muyuz?" görüşlerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, Kenan Evren'in konuşmasında darbeleri övdüğü gerekçesi ile İzmir Barosu'ndan bir grup avukatın Muğla Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına yer verildi. Açıklamada, "Suç duyurusu haberi basın yer almıştır. Esasen bu suç duyurusu, Sayın Evren'in büyük çelişkisini kamuoyunun gözleri önüne sermiştir. O da şudur; İddia gerçeğe aykırı olduğu halde kravat takmamak mı Cumhuriyet karşıtlığıdır? Cumhuriyetimizin istikrarı önünde engeldir? Yoksa darbeleri övmek, desteklemek, tekrarını arzulamak mı?" denildi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious