Müzakerelerin tıkanmasını istemiyoruz

  • Giriş : 21.11.2006 / 00:00:00

Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerde kopma olup olmayacağı tartışılırken, Başmüzakereci Ali Babacan'dan önemli açıklamalar geldi

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Zaman'ı ziyaret eden Ali Babacan, gündemdeki konuları değerlendirdi. Kıbrıs meselesindeki problemin devam ettiğini kaydeden Babacan, Türk limanlarının Rumlara açılmasıyla ilgili görüş ayrılığının giderilemediğini söyledi. AB Komisyonu ile ilişkilerin çok olumlu yürüdüğünü, müzakere fasıllarıyla ilgili bütün hazırlığı yaptıklarını anlatan Babacan, reformların yavaşladığı iddiasına ise katılmadı: "Eleştiriler daha çok siyasî reformların uygulamasına dönük. Oyunun kurallarını değiştiriyorsunuz; ama oyuncular aynı. Yoksa Türkiye dünden daha ileri bir noktada. Hükümetin ve Meclis'in tavrında herhangi bir değişiklik yok."
Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Zaman'ı ziyaret etti. Danimarka'da havalimanında bekletilmesinden AB ile ilişkilerin geleceğine, elektrik zammından cari açığa, önemli açıklamalar yapan Babacan, İlerleme Raporu'ndaki 'yavaşlama var' eleştirilerine açıklık getirdi. "AB Komisyonu'nun öyle bir kanaati var. Ama bu yavaşlama siyasî reformlardan kaynaklanıyor. Yasama anlamında değil de daha çok uygulama anlamında." diyen Babacan, eleştirilerle Meclis ya da hükümetin kastedilmesi halinde buna katılmalarının mümkün olmadığını söyledi. Babacan şöyle devam etti: "Son 4 yılda çıkarılan yasa sayısı, Cumhuriyet tarihine bakın hiçbir dönemde böyle bir performans yok. Ne Meclis çalışmalarında ne de bizim kararlılığımızda bir yavaşlama var. Geriye dönüş anlamında bir şey kesinlikle yok. İlerleme var. İlerleme hızımızda bir yavaşlama görüyoruz."

Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi etrafında başlayan tartışmaların ülke imajına zarar verdiğini kaydeden Babacan, sivil toplum kuruluşlarının da değişiklik için taslak bir metin üzerinde çalıştığını aktardı. Babacan, "Bence bu kadar yazar çizerin mahkemeye gitmesi iyi bir görüntü değil. 'Kalsın' diyen bir grup var. 'Tamamen kalksın' diyen bir grup var. Çoğunluk 'kalsın, ama değişsin' diyor. Hata maddenin yazılışında mı uygulamada mı? Bunlar tartışılır, eksikleri giderilir. Uygulama problemi diyenler var. AB reformları çerçevesinde çıktı bu kanunumuz. Değişiklik olur gibi geliyor." 14 Aralık'tan önce limanların Kıbrıs Rum gemilerine açılıp açılmayacağı yönündeki soru üzerine ise "14 Aralık'tan önce Komiserler Koleji diyorlar, 25 üyenin komiserlerinin toplantıları var. Zirveye kadar aylık toplantıları var, Dışişleri Bakanlığı toplantıları var. Bu iki toplantıda Kıbrıs konusu mutlaka ele alınacaktır. Ama keşke Yunanlılar ve Rumlar da kapsamlı bir çözüm için BM'nin hazırladığı plan çerçevesinde istekli olsa diyoruz. 'Biz AB'ye girdik. AB'nin vermiş olduğu statüyü, gücü Kıbrıs konusunda istediğimizi tek taraflı elde etmekte kullanabiliriz' yaklaşımı doğru bir yaklaşım değil. Bu şekilde bir çözümü bizim kabul etmemiz mümkün değil. Daha önce ifade ettiğimiz gibi KKTC'ye yönelik izolasyonlar kaldırılsın biz de eşzamanlı limanları açalım." değerlendirmesini yaptı.

Kıbrıs meselesi ve bazı üye ülkelerin itirazları dışında müzakerelerin seyrinde ilerlediğini dile getiren Babacan, "Şu anda 4 fasıl her şeyiyle hazır. Herhangi bir kriter olmadan ekonomik ve parasal politikalar, eğitim ve kültür, sanayi politikaları ve malî politikalar başlıklı fasılları açıp kapatabiliriz. 21 tane komisyon raporumuz tamamlanmadı. Onlar daha hazırlıyorlar. Bunlar gayet iyi. Komisyon, çalışmalarımızdan memnun." dedi. Türkiye kamuoyunda AB desteğinin niçin düştüğüne de açıklık getiren Babacan, "Destek azalmış değil. Türkiye'nin içinden geçtiği reformlar değil bunun sebebi. Tek sebebi var o da Avrupa ülkelerinde Türkiye'ye karşı takınılan tavra bir tepkidir." diye konuştu. Babacan'a göre dünyanın önde gelen şirketleri Brüksel-Ankara arasında herhangi bir tren kazası beklemedikleri için Türkiye'ye yöneliyor. Citibank'ın Akbank'ın yüzde 20'si için 3 milyar dolar ödemesine atıf yapan Başmüzakereci, "Dünyanın en büyük finans kuruluşu geliyor burada azınlık hissesine 3 milyar dolar ödüyor. Ülkeye yabancı yatırımcı geliyorsa güven duyduğu için geliyor. Dolayısıyla AB konusunda hiç kimse Türkiye'nin koptuğunu söylemiyor. Avrupa'dan uzaklaşmadık, düne göre daha ileri bir noktadayız." tespitinde bulundu.

'Hazmetme kapasitesi' değişti

Strateji Geliştirme Raporu'nda hazmetme kapasitesi yerine entegrasyon kapasitesi ifadesi yer aldığı bilgisini veren Babacan, "Bazı ülkeler hazmetmeyi eritme, asimilasyon olarak algıladı. Avrupa içinde çok ciddi sıkıntılar oldu. Son değişiklik bu açıdan çok önemli. Entegrasyon ifadesi bizi de rahatlattı. Ortak değerler ve kurallar var, onları uygulamalıyız. Aksine Türkiye zenginlik olarak görülüyor." dedi. Babacan, son 4 yıla kadar AB'ye anlatacak başarı hikâyesi olmadığı için Türkiye'yi destekleyenlerin zor durumda kaldığı görüşünde. "Askerî darbeler, yüksek enflasyon ve ekonomik krizler... Anlatacak fazla bir hikâyemiz yoktu. İhracatımız 80 milyar doları aştı. Her yıl büyüyen, siyasi reformlara imza atan bir ülkeyiz." diyen Babacan, Danimarka'da yaşadığı sıkıntıyı da paylaştı: "Lüksemburg Başbakanı binanın dışına çıkıyor karşılıyor. Haber yok. Ama diğer taraftan bakıyorsunuz Danimarka haberine. Dış apronda sürekli kullanılan bir kapı değilmiş orası. Oradaki memurlar böyle bir talimat almış. Olabilir. Pilotu arattım, 'uçaktan inmesinler motorlar çalışır vaziyette dursun' diye talimat verdim. Problem çözülmeseydi dönecektim. Büyükelçilik Dışişleri devreye girdi. Gündüz olsaydı belki 5 dakikada çözülecekti. Avrupa Konseyi Parlamenteler Meclisi Başkanı geldi bizde de hava limanında bekletildi. Adama bir kastımız yok, irtibatsızlık olmuş. Dışişleri'nin bakanlarının haberi yok, böyle bir şey olabilir mi? Adamlar çok mahcup oldu."

Türkiye'ye itiraz edenlerin de bazı sorulara cevap aradıklarını kaydeden Babacan şöyle konuştu: "Türkiye başka bir ülke gibi değil. Yeni 10 üyeyi topluyorsunuz 74 milyon. Bütün karar mekanizmalarında Almanya'nın ağırlığı ne ise Türkiye'ninki de o olacak. AB'ye üye olduğumuzda bizden daha fakir ülkeler olacak. Onlar için çok zor bir karar. Toplam gayri safi milli hasılada İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve Fransa'dan sonra 6. büyük ekonomi olacağız. Kısa vadede biraz nefes almaya ihtiyaçları var. Yeni üye ülkelerin tam olarak içselleştirilmesine ihtiyaçları var." Ekonomi Servisi

Cari açığı kısa sürede sıfırlayabiliriz ama ne üretim kalır ne de büyüme

Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Babacan, genel ekonomik göstergelerle ilgili olarak, aralık ayını görmeden kesin hüküm verilmemesini istedi. 2006 yıl sonu eflasyonunun büyük ihtimalle tek haneli olacağını ifade eden Babacan'ın faiz dışı fazla tahmini ise yüzde 6,5. Borcun milli gelire oranının yüzde 50'nin altında olacağını vurgulayan Babacan, bu rakamda hızla düşüşün sürdüğüne işaret etti. Babacan'ın dikkat çektiği önemli bir konu ise ekonomik tabloda eleştiri alan cari açık. 30 milyar doların biraz üzerinde olan cari açığın bir süre daha yüksek seyredeceğini vurgulayan Babacan, "Birkaç yıl cari açığın sıfırlanması diye bir şey söz konusu olmayacak. Bu yapılmaz mı? Yapılır. Ama ondan sonra ne üretim kalır ne büyüme kalır. Çok ciddi bedelleri olur." dedi.

Enerji KİT'leri bize para için gelmesin

Devlet Bakanı Ali Babacan, Kamu İktisadi Teşekkülleri'nin (KİT) yönetimine karışmadıklarını, ancak bilançolarını yakındak takip ettiklerini söyledi. Bu kuruluşlara 'Kâr edin, bu işten para kazanın' demediklerini; ancak yeni yatırımlar için kaynağı kendilerinin oluşturmasını istediklerini vurgulayan Babacan, şöyle konuştu: "Kendiniz kazanamazsanız, dönüp Hazine'den yardım isterseniz bu 70 milyonun hakkıdır. KİT'ler kendi ayakları üstünde durduktan sonra hiçbir problem yok. Sonuçlara bakıyoruz, aksama varsa uyarıyoruz, tedbir alın diyoruz. Bu tedbirler fiyat değişikliğini gerektirecekse onu da yapın diyoruz. Ama yıl sonunda 'bizim paramız kalmadı, kaynak lazım' talebi ile geldiklerinde bunu kabul etmemiz mümkün değil."

Babacan, son dönemde gündemde olan enerji özelleştirmelerine hem finansman hem de kâr-zarar açısından baktıklarını ifade etti. Botaş'ın Rusya'dan aldığı fiyatın altında konutlara sattığı dönemler olduğunu vurgulayan Babacan, "Özelleştirme İdaresi, 'Kötü durumda olan bir şirketi nasıl satayım?' diyor? Özelleştirmeye yeteri kadar talep gelmeyebilir, perspektifinden bakıyor. Enerji Bakanlığı da halkın ve sanayicinin enerji ihtiyacının uygun şartlarda uygun fiyatlarla karşılanmasını istiyor." dedi. Elektrikte TRT payına karşı çıkan ekonominin patronu, ama bu kurumun kaynağının da belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ali Babacan, ataması sırasında çeşitli tartışmalara yol açan Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'a güveni tam. Attığı bütün adımların arkasında olduklarını ifade eden Babacan, Yılmaz'ın aldığı kararlarla ilgili en ufak bir eleştiri yapmadıklarını söyledi. Bankanın İstanbul'a taşınmasının ise 'hükümetten bağımsızlık'la ilgili bir konu olarak değerlendirilmemesini isteyen Babacan, kanun değişikliği gerektirdiği için Meclis'le ilgili bir konu olduğunu kaydetti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious