Namazında niyazında CHP'li aday

Namazında niyazında CHP'li aday.13669
  • Giriş : 20.11.2008 / 07:30:00
  • Güncelleme : 20.11.2008 / 00:10:30

Haber okunduğu zaman görülüyor ki, her kim fısıldadı ise, CHP'ye İstanbul adayı işaret ediliyor, profil çiziliyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Haber önce Vatan gazetesinin internet sayfasında dikkatimi çekti. Haberi gülerek okuyunca bitiminde Akşam'dan iktibas edildiğini gördüm.
Haberin başlığı “İşte CHP'nin İstanbul aday adayı” olarak atılmış. Devamında ise “Merakla beklenen CHP adaylığı için bir CEO adı geçiyor” denilmiş.

Haber okunduğu zaman görülüyor ki, her kim fısıldadı ise, aslında CHP'ye birileri tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Bakanlığı için bir aday önerisinde bulunulduğu anlaşılıyor.

Bu konuyu buraya taşıma nedenimiz, gazetenin CHP'ye önerdiği aday adayının özelliklerini sıralarken kullandıkları ifadeler.

Haberin hemen başında, “CHP, İstanbul'u AKP'nin elinden bir patronla alabilir” denilerek garantili bir hüküm cümlesi kurulmuş. E, madem bir patronla alabilir, öyleyse bu tür bir aday kim olabilir ki diye yoğun düşünce içine girilerek okuyucuların ve CHP yönetiminin zihni yorulmasından diye bir aday ismi ve kendisini şanslı kılan özellikler de sıralanmış. Adayın ismi şöyle duyurulmuş; “Çok az kişinin bildiği sürpriz aday, 38 yıl boyunca Koç Holding'de çalışmış eski yöneticilerinden Cengiz Solakoğlu...”
Gelelim AKP'nin elinden İstanbul'u alabilecek olan adayın sıralanan özelliklerine...

Haberde yer alan ifadeler aynen şöyle:

İş ve eğitim dünyasındaki başarılı çalışmalarıyla ismi bu kez siyasette gündeme gelen, Erzurumlu Solakoğlu, yakın çevresinde 5 vakit namaz kılması, hacca gitmesi, saygın kişiliği ve Türk sanat müziğine hayranlığı ile tanınıyor. Sağ kesimden de oy alması beklenen Solakoğlu, 65 yaşında.
Demek ki neymiş önerilen adayın özellikleri... 5 vakit namazında, hacı ve Türk sanat müziği hayranı...

Önemli olan liyakattir...

Gören görmeyen de seçmenin Refah geleneğindeki partilerin belediye başkan adaylarına oy verirken namaz niyazlı, hacı ve Türk sanat müziği hayranı olması gibi şartları aradığını zanneder. Yok böyle bir şey. Bu ülkenin seçmeni hiçbir zaman konuya bu sığlıkta bakmadı. Sadece güvenebileceği ve iş yapacağına inandığı aday arayışında oldu. Adam beceriksizse ve işini düzgün yapmıyorsa seçmen ne yapsın adamın namazını niyazını.

Şimdi anladınız mı CHP lideri Deniz Baykal'ın yerel seçim öncesinde çarşaflı hanınmefendilere neden ilgi göstermeye başladığını...

Rozet takılarak CHP'ye üye yapılan çarşaflı hanımlar konu mankeni olarak çarşaf giydirilmiş kişiler midir, yoksa sahiden çarşaflı mıdırlar bir araştırılsa iyi olur deme lüzumu bile görmüyorum.

Görmüyorum çünkü, en marjinal Türk seçmeninin bile bir adaya oy verirken namaz kılıyor mu, hacı mı, eşi örtülü mü diye düşündüğünü ve ona göre öncelikli bir değerlendirme yaptığını asla düşünmüyorum. Ben şimdiye kadar denk gelmedim.

O kadar ki, Sayın Abdullah Gül'ün eşi başörtülü olmamamış olsaydı bile AKP'li seçmen nezdinde Çankaya için daha az kabullenebilir bir aday olarak düşünüleceğini sanmadığım gibi.... Dahası, Sayın Gül'ün eşi açık olsaydı bile, CHP lideri açısından kendisinin Çankaya için daha uygun görülebilir ve tolere edilebilir bir aday olarak algılanma ihtimaline asla inanmadığım gibi.
Bugüne kadar yazılarımda defaatle zikrettiğim gibi, başörtüsü onu takanların değil, başörtülüleri sistemin ve rekabet ortamının dışına itmek isteyenlerin onlarla mücadele etme simgesidir.

Bu topraklarda asırlar boyu egemen olmuş Türk – İslam kültüründe göreve getirilecek insanlarda aranan öncelikli özellik liyakattır. Bir insanın bir kamu görevine getirilmesinde namazlı-niyazlı, hacı olma nedeni asla öncelikli tercih nedeni olamaz. Tarih boyu olmamıştır da...

Hiç kimsenin dini, milliyeti, sosyal aidiyeti bu topraklarda göreve getirilme konusunda bir ayrımcılık unsuru görülmemiştir. Şu an böyle bir yanılsama varsa bunun sorumlusu bize ait temel değerleri yıllar yılı örselemeye çalışanlardır. Gelinen noktanın sorumlusu onlardır. Bir siyasi parti ile başetmek için kendi adaylarını namazlı-niyazlı diye lanse edenlerdir.
O söylerse sorun, başkası söylerse...

AKP'nin elinden İstanbul Belediye Başkanlığını alabilmek için önerdikleri adayı namazlı-niyazlı, hacı diye lanse edenler, Sayın Bülent Arınç Çankaya'ya çıkacak kişide aranan özellikleri sıralarken zikrettiği onca özellik arasında, dine saygılı olması bağlamındaki “dindar olması” değerlendirmesini rejimin elden gittiği gibi yorumlamaktan çekinmediler.

Yazıya son vermeden şu anekdotu aktaralım ve Sayın Baykal'ın çarşaflı hanımefendilere neden rozet taktığını farklı bir açıdan görmeye çalışalım.
Sayın Erkan Mumcu'nun Turizm Bakanı olduğu günlerde bir kokteylde sohbet ediyorduk. Derken yanımıza Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan geldi. Sayın Mumcu'ya dönerek, “iç iç, anca açılırsın” dedi, ardından ekledi; “Sayın Bakan öğrencilik yıllarında sakallı cüppeli biriydi. Şimdi rengini açabilmek için içiyor, ama anca açılır” dedi.

Sayın Baykal da, türbanlı hanımefendileri eğitim hakkından mahrum etmiş olmanın faturası ağır olmasın, unutulsun gitsin isteyerek diye bu defa bir üst perdeden çarşafa sığınıyor ama, bu tablo başörtülü öğrencilere eğitim hakkını zindan eden Baykal'a olan bakışı hafifletir mi bilemeyiz...

Görüyorsunuz işin çivisi çıkmaya görsün, sapla saman nasıl karışıyor.

Sahi, dini siyasete kim alet ediyor acaba? Dindarlar mı, dini günlük çıkarları için oyuncak yapanlar mı?

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*