Ne olursa olsun KKTC'nin yanındayız

  • Giriş : 15.11.2006 / 00:00:00

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, referandum sonrası Kıbrıslı Türklere verdiği sözleri unutan AB'nin inanılırlığının, güvenilirliğinin, prestijinin ve güvenilirliğinin gittikçe yok olduğunu söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Verilen sözleri unutmadıklarını ve takipçisi olacaklarını vurgulayan Gül, Kıbrıs'ta barışın ve istikrarın temelinde KKTC'nin ekonomik ve sosyal bakımdan güçlenmesinin yattığına inandıklarını; bunun için çok çalıştıklarını vurguladı.

Gül, "Kıbrıs sorunuyla TC'nin AB üyeliği arasında herhangi bir bağlantı kurulması kesinlikle doğru değildir, yanlış bir hesaptır. Kıbrıs sorunu Türkiye'nin AB'ye katılım sürecine karşı kullanılmamalıdır" diyerek, bu yanlışta ısrar edenlerin, bu yolun çıkmaz yolu olduğunu anlamasını ve Türkiye'nin politikalarının şantajlarla, sıkıştırmalarla değişmeyeceğini bilmesini istedi.

Bakan Gül, Kıbrıs sorununu BM zemininden AB zeminine çekmek ve Türkiye'den tavizler beklemenin çıkmaz yol olduğunu ifade ederek, "Türkiye ve Kıbrıs Türkleri şantajlara geçmişte nasıl boyun eğmemişlerse bundan sonra da asla boyun eğmeyeceklerdir" dedi.

Gül, Kıbrıs'ta barışın ve istikrarın temelinde KKTC'nin ekonomik ve sosyal bakımdan güçlenmesinin yattığına inandıklarını vurgulayarak Kıbrıs Türk halkının refah düzeyinin yükseltilmesi için çok çalışmak gerektiğini vurguladı; "Herkes 10 çalışıyorsa biz 20 çalışacağız, herkes 10 saat uyuyorsa biz 5 saat uyuyacağız. Unutmayın ki hala barış sağlanmamıştır" diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Gül, Türkiye'nin koşullar ne olursa olsun KKTC ve Kıbrıslı Türk kardeşlerinin her zaman yanında olacağını, Kıbrıs'a ilişkin tarihi ve ahdi hak ve yükümlülüklerine sahip çıkmaya devam edeceğini vurguladı.

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Lefkoşa'daki Cumhuriyet Bayramı töreninde yaptığı konuşmada, Kıbrıslı Türklerin bayram coşkusunu Türkiye hükümeti ve halkı adına paylaşmaktan büyük kıvanç duyduklarını söyledi. Gül, Barış Harekatı'nı yapan hükümetin başbakanı ve Kıbrıs davasının önemli destekçilerinden Bülent Ecevit'i kaybetmenin üzüntüsünü dile getirerek Ecevit'i rahmetle andı.

Kıbrıs Türk halkının bugünkü aşamaya uzun ve zorlu bir yolu aşarak geldiğine işaret eden Gül, Kıbrıs Türkü'nün kendi kaderini belirleme iradesinin, özgür ve onurlu yaşam sürme talebinin 15 Kasım 1983'te KKTC'nin ilanıyla vücut bulduğunu kaydetti. "Bugün Kıbrıs'ta iki ayrı halk, iki ayrı demokratik düzen, iki ayrı ırk, iki ayrı dil vardır" diyen Abdullah Gül, KKTC'nin dayandığı temel ilkeleri "özgürlük insan hakları, hukukun üstünlüğü ve çoğulcu demokrasi" diye sıraladı.

--"Kahraman Kıbrıs Türk halkının çabalarıyla"--

Dışişleri Bakanı Gül, KKTC'nin bu ilkeler üzerinden gittikçe gelişmesinden, giderek olgunlaşan ekonomisinden Anavatan olarak gurur duyduklarını kaydederek, "Bu başarılar kahraman Kıbrıs Türk halkının çabalarıyla elde edilmiştir. Sizleri bir kez daha kutluyorum ve sevincinize katılıyoruz" dedi. Değişim sürecindeki dünyanın beraberinde belirsizlikler, siyasi tıkanmaları ve yeni itilafları gündeme getirdiğini, risk ve tehditlerin yoğun yaşandığı bir coğrafyada bulunulduğuna işaret eden Abdullah Gül, Türkiye'nin amacının, bölgede çatışma ve ihtilafların giderilmesi, sorunların barış yoluyla çözülmesi, barış ve istikrarın bütün bölgede temin edilmesi olduğunu vurguladı.

--"Dış politikanın temeli: yurtta barış dünyada barış"--

Gül, Türk dış politikasının temelini Atatürk'ün "yurtta barış dünyada barış" ilkesinin oluşturduğunu ifade ederek, izledikleri çok boyutlu dış politika çerçevesinde bir yandan komşularla ikili ilişkileri geliştirirken öte yandan Avrupa Atlantik kurumlarıyla ilişkilerin gelişmesine de önem verdiklerini belirtti. "Ezcümle Türkiye bölgesindeki güvenlik, barış ve istikrarın teminatıdır. Bu doğrultuda KKTC'yle birlikte çözüm yolunda çabalar sarf etmeye devam edeceğiz" diyen Abdullah Gül, AB'ye tam üyeliğin de Türk dış politikasının bir başka temel hedefi olduğunu, bunun bölge istikrarına katkıda bulunacağına inandıklarını söyledi.

Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplumda hak ettiği yeri alması ve öngördüğü AB perspektifinin bu çabalarla bütünleştiğini belirten Gül, Doğu Akdeniz'in istikrarlı bir AB bölgesi olması isteklerini vurguladı.

--"Bağlantı kurmak kesinlikle doğru değil"--

Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kıbrıs sorunuyla TC'nin AB üyeliği arasında herhangi bir bağlantı kurulması kesinlikle doğru değildir, yanlış bir hesaptır. Bu hesap üzerinde ısrar edenler, bu yolun çıkmaz yolu olduğunu anlamalıdır. Şunu herkes bilmelidir ki şantajlarla, sıkıştırmalarla Türkiye politikalarından asla vazgeçmeyecektir. Kıbrıs sorunu Türkiye'nin AB'ye katılım sürecine karşı kullanılmamalıdır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu girişimlere kararlılıkla karşı durmaya devam edeceğiz. Biz, Kıbrıs Türk halkının her anlamda dünyayla bütünleşmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Bu, özellikle 24 Nisan referandumlarında Kıbrıs Türk halkının çözüm yönünde oy kullanmasından sonra etik bir zorunluluk teşkil etmektedir. Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmaz siyasetinin bedelinin Kıbrıs Türkü'ne ödetilmesi asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu haksızlıklar AB'nin çağdaş değer ve normlarıyla bağdaşmamaktadır. AB'nin referandumdan sonra aldığı kararlar sadece KKTC halkının değil, hepimizin zihnindedir. 24 Nisan'da Kıbrıs Rum tarafı bütün dünyayı aldatırcasına, bütün dünyanın uzlaştığı planı reddettikten sonra 26 Nisan'da AB Konseyi, Komisyon'a bir talimat vermiştir. 'Artık KKTC'ye uygulanan izolasyonlar kaldırılacak, bununla ilgili tedbirleri alın' demiştir. Komisyon da bu tedbirleri almıştır ama ne yazık ki hala yürürlüğe girmemiştir. Eminim ki tüm KKTC'nin bütün vatandaşları büyük bir üzüntüyle bu gelişmeyi karşılamaktadırlar. Ama ben başka bir üzüntüyü burada ifade etmek isterim ki AB bütün inanılırlığını, güvenilirliğini kaybetmektedir. Referandumdan sonra o zamanki AB Genişlemeden Sorumlu Komiser Verheugen AB parlamentosundaki konuşmasında "Rumlar bizi aldattı" demiştir. Üzülerek görüyorum ki bunlar bugün adeta unutuluyor. Bunları bazıları unutabilir ama biz asla unutmayacağız tüm bu sözlerin takipçisi olacağız. AB, verdiği bu sözleri hatırlamadığı sürece, inanılırlığı, prestiji ve güvenilirliği yok olmaktadır."Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ın kendileri için milli bir dava olduğunu, Kıbrıs Türk halkı ve KKTC'nin kapsamlı bir çözümün kurucu eşit iki tarafından biri olduğunu kaydederek, "Yeni bir ortaklık ancak iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve garantörlük haklarımız gibi vazgeçemeyeceğimiz temel ilkeler üzerine inşa edilebilir. Sorunun çözüm yeri BM'dir. Çözüm BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde iki halkın iradesine dayanacaktır. Uzlaşı yolunu iki taraf bulacaktır. Adanın gerçekleri dikkate alınmadan asla bir çözüm mümkün olmayacaktır" dedi.

--"Hayretle izliyoruz"--

Adada iki ayrı halk, ırk, din, dil, demokrasi olduğunu görmezden gelmenin sadece başı kuma sokmak olduğunu ifade eden Gül, "Bazen hayretle izliyoruz. Avrupa'da aynı ırktan, aynı dinden olan ülkeler bile zorla bölünürken burada birbiriyle yaşama arzusunu ortaya koymayan toplumları tekrar birleştirme gayretlerini de iyi niyetle yorumlamıyorum" dedi.

Gül, Kıbrıs sorununa çözüm uğraşlarında herkese yardımcı olduklarını ama herkese iyi niyetli olmasını ve adanın gerçeklerini dikkate alarak yola çıkmasını tavsiye ettiklerini söyledi.

"Bizler uzlaşmanın bir Avrupa kültürü olduğuna inanıyoruz. Ama uzlaşma bir tarafın taviz vermesi, hak ve hukukundan vazgeçmesi gibi düşünülürse asla mümkün olmayacaktır, bedeli ve neticesi ne olursa olsun" diyen Abdullah Gül, Türk tarafının son yıllarda uzlaşı yolları aramak üzere daima bir adım ileride olduğunu ama bunun BM parametreleri dışında her ne pahasına olursa olsun çözümü kabul anlamına asla gelmediğini vurguladı.

--"AB zeminine çekip taviz beklemek çıkmaz yol"--

Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, konuyu BM zemininden AB zeminine çekmek ve Türkiye'den tavizler beklemenin çıkmaz yol olduğunu ifade ederek, "Türkiye ve Kıbrıs Türkleri şantajlara geçmişte nasıl boyun eğmemişlerse bundan sonra da asla boyun eğmeyeceklerdir" dedi. Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafıyla eşitlik temelinde yetki paylaşımına dayalı bir çözüm modelini kabul etmediğini söylem ve fiilleriyle ortaya koymayı sürdürdüğüne işaret eden Abdullah Gül, Kıbrıs'ta uzlaşımın hoşgörü ve uyum gerektirdiğini belirtti.

Gül, BM Genel Sekreteri'nin adada yürüttüğü süreci desteklediklerini, Cumhurbaşkanı Talat'ın açılımları ve tutumu da paylaşıp desteklediklerini belirterek "Adadaki liderlerin kapsamlı çözüm için bir araya gelmeleri gerektiğine inanıyoruz. Çözüm sürecine katkıda bulunacak her türlü girişimi ele almaya da hazırız. Finlandiya'nın iyi niyetle yaptığı girişime yapıcı yaklaştık ancak bu üzerinde durulan tüm fikirleri paylaştığımız anlamına asla gelmez" diye konuştu.

KKTC ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan ayrımcılık, haksızlık ve kısıtlamaların son bulmasını beklediklerini, AB'nin 26 Nisan 2004'teki çağrısının bir an önce hayata geçmesini dilediklerini vurgulayan Abdullah Gül, Türkiye'nin 24 Ocak 2006'da açıkladığı eylem planının uzlaşıyı sağlayacak bir çerçeve oluşturduğu düşüncesini dile getirdi.

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta barışın da istikrarın da temelinde KKTC'nin ekonomik ve sosyal bakımdan güçlenmesinin yattığına inandıklarını vurgulayarak halka "Kıbrıs Türk halkının refah düzeyinin yükseltilmesi bizim için de hedeftir. Herkes 10 çalışıyorsa biz 20 çalışacağız, herkes 10 saat uyuyorsa biz 5 saat uyuyacağız. Unutmayın ki hala barış sağlanmamıştır, kalıcı barış ortada yoktur... Büyük bir özveri bilinç şuur ve heyecan içinde KKTC'yi ekonomik demokratik, sosyal olarak daha güçlü hale getirmek için gece gündüz bütün gücümüzle çalışmamız gerekir. Bu bilinç ve şuur, hiçbir zaman zihnimizden uzak durmaması gerekir" diye seslendi.

Gül, bu müşterek hedefe uygun olarak KKTC'nin ekonomik yapısının son yıllarda güçlendiğini ve refah düzeyi arttığını belirterek, Kıbrıs Türkü'nün önümüzdeki dönemde sosyal ve ekonomik açıdan daha iyi aşamalara gideceğini, son 5 yılda gayri safi milli hasılada yüzde 50 büyüme sağlandığını; kişi başına milli gelirin iki kat arttığını ifade etti.

"Biz geleceğe güvenle bakıyoruz. Gelecek daha çok çalışarak, azmederek çok daha iyi olacaktır. Ve bu KKTC'yi seyreden herkese verilecek en büyük ders olacaktır" diyen Gül, hükümetinin KKTC hükümetiyle el ele Kıbrıslı Türklerin refah ve huzuru için üzerine düşen her türlü tedbiri almaya kararlı olduğunu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın adayı ziyareti sırasında imzalanan ekonomik ve mali işbirliği protokolünün de bu kararlılığı ortaya koyduğunu söyledi. Protokolün uygulamasını dikkatli takip ettiklerini kaydeden Gül, büyüme hızının korunması için başta turizm ve altyapı olmak üzere ekonominin önemli sektörlerindeki gelişmeleri memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi.

--"Koşullar ne olursa olsun.. yanınızdayız"--

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, törendeki konuşmasını "Türkiye koşullar ne olursa olsun KKTC ve Kıbrıslı Türk kardeşlerinin her zaman yanında olacaktır. Türkiye Kıbrıs'a ilişkin tarihi ve ahdi hak ve yükümlülüklerine sahip çıkmaya devam edecektir" vurgusunu yaparak ve Dr. Fazıl Küçük'ü ve isimsiz kahramanları rahmetle anarak, 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı saygıyla selamlayarak, gazi mücahitleri şükranla anarak tamamladı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious