Ne zamanaşımı, ne af beraatimi istiyorum

  • Giriş : 21.04.2006 / 00:00:00

Türkbank ihalesine fesat karıştırdığı iddiasıyla Yüce Divan’da yargılanan eski Başbakan Mesut Yılmaz, dün son savunmasını yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Mesut Yılmaz, “Bana verilecek en ağır ceza, başsavcı tarafından bu meselenin belirsizliğe terk edilmesidir. Ben suçluysam cezamı verin, suçsuzsam başımın üstümdeki bulutları dağıtın. Başsavcının dediği gibi ne zamanaşımından ne de aftan yararlanmak istiyorum. Ben sadece adalet istiyorum.” dedi.

Mesut Yılmaz, Yüce Divan’daki duruşmaya avukatları Uğur Alacakaptan ve Aydın Metin’le birlikte katıldı. Aynı davada yargılanan eski Devlet Bakanı Güneş Taner mahkemeye gelmezken, kendisini avukatı Ömer Lütfi Avşar temsil etti.

Esas hakkındaki savunması için söz alan eski Başbakan Yılmaz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok’un esas hakkındaki mütalaasını, “dehşet ve hayret içinde dinlediğini” belirtti. TBMM’nin Yüce Divan’a sevk kararının otomatikman savcılık iddianamesinin yerine geçeceğine ilişkin düzenlemeyi Anayasa’nın zayıf noktalarından biri sayan Yılmaz, bununla “başsavcılığa siyasi iradenin kuryeliği görevinin verildiğini” savundu. Başsavcı Nuri Ok’un duruşmalara katılmamasını eleştiren Yılmaz, “işadamı Korkmaz Yiğit ile organize suç örgütü lideri arasındaki telefon görüşmesinden ihale tarihinden önce haberdar olduğu ve kendine has bir medya kuruluşu oluşturma çabası içine girdiği” yönündeki iddiaları da kabul etmedi. “Telefon görüşmesinden haberdar olduğuma dair en ufak bir delil yok.” diyen Yılmaz, şunları kaydetti: “Başsavcı ihalenin özelliğine vâkıf değil. Özelleştirme İdaresi tarafından yapılan ihalelerle banka ihalesi birbirine karıştırıldı. Petrol Ofisi, Sümerbank gibi ihalelerle Türkbank arasında paralellik kurulmaya çalışıldı. Bunlar farklı. Türkbank ihalesi, Merkez Bankası bünyesindeki Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından yapıldı. Bana bağlı olmayan bir kuruluşun ihalesine, benim fesat karıştırmam maddi olarak mümkün değildir. Türk hukuk tarihinde kendine bağlı olmayan özerk bir kuruluşun tasarrufundan dolayı sorumlu tutulan ilk başbakan benim.”

Yılmaz, Korkmaz Yiğit ile Alaattin Çakıcı arasındaki telefon görüşmesinin kayıtlarından 11 Ekim 1998 tarihine kadar haberdar olmadığını yinelerken, bu tarihten 5-6 gün önce bir gazeteci aracılığıyla telefon kayıtlarını duyduğunu, ısrar etmesi üzerine de deşifrenin Emniyet tarafından kendisine ulaştırıldığını vurguladı. Yılmaz, “Başsavcının, benim bu bilgiye sahip olduğum hükmüne nasıl vardığı belli değil.’’ ifadelerini kullandı. Yılmaz, kendisine özel medya kurmak istediği yönündeki iddiayı ise medya ile arasındaki siyasi hesaplaşmaya bağladı ve bir siyasetçinin medyaya hakim olmak istemesinin kendi mezarını kazması anlamına geldiğine işaret etti.

Eski Başbakan, Türkbank ihalesi ve daha sonrasında yaşanan süreci dikkate aldığında bugün yapılanların komplo olduğuna inancının pekiştiğini sözlerine ekledi. Yılmaz’ın ardından konuşan avukatları Uğur Alacakaptan ile Aydın Metin, zamanaşımı değil, beraat istediklerini belirterek, “müvekkillerinin üzerine atılan lekenin iz bırakılmadan silinmesini” talep etti.

Daha sonra söz verilen Güneş Taner’in avukatı Ömer Lütfi Avşar, Taner’in sağlık mazereti nedeniyle savunmasını yapmak için ek süre istedi. Yüce Divan Başkanı Tülay Tuğcu, ek savunmasını hazırlamak ve esas hakkındaki savunmasını yapmak için süre verilmesine karar verildiğini bildirdi. Duruşma, 2 Mayıs 2006 tarihine bırakıldı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious