Necmettin Erbakan bu seçimlere de damgasını vurdu

Necmettin Erbakan bu seçimlere de damgasını vurdu.9039
  • Giriş : 10.07.2007 / 17:42:00

Numan Kurtulmuş, Erbakan'ın "AKP'ye oy vermek cehenneme bilet almak gibidir." sözünü açıkladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Necmettin Erbakan bu seçimlere de damgasını vurdu. "AKP'ye oy vermek cehenneme bilet almak gibidir." şeklindeki sözü dilden dile dolaşmıştı. Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Erbakan'ın sözünün arkasındaki manayı açıkladı.

"Erbakan, 'AKP'ye oy vermek cehenneme bilet almak gibidir.' derken, ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılara dikkat çekti. Türkiye dışa bağımlı hale geldi. Bundan sonraki adım, ekonomik dışa bağımlılığın fiiliyata dökülmesi ve Türkiye'nin Ortadoğu'daki cehennemin içerisine düşürülmesidir. Erbakan, kimseyi bildiğimiz manada cennet ve cehennemle ilgili tasnif içerisine sokmaz."

Siyasetin duayeni, Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan bu seçimlere de damgasını vurdu. "AKP'ye oy vermek cehenneme bilet almak gibidir." şeklindeki sözü dilden dile dolaştı.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Oy vermek cehenneme bilet almaksa aday olan bizler mahvolduk." karşılığını verdi. Ancak Saadet Partisi (SP) Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, bu tartışmalara son noktayı koydu. Kurtulmuş, Erbakan'ın bu sözü ülkenin içinde bulunduğu zor durumu göz önüne sermek için siyasi anlamda, kullandığını kaydediyor. Kurtulmuş, "Beş yıl içerisinde öyle bir siyaset uygulandı ki, Türkiye dışa bağımlı hale getirildi. Bundan sonraki adım, ekonomik dışa bağımlılığın fiiliyata dökülmesi ve Türkiye'nin Ortadoğu'daki bu cehennemin içerisine düşürülmesidir. Sayın Erbakan'ın hiç kimseyi bizim bildiğimiz manada cennet ve cehennemle ilgili tasnif içerisine sokma gibi bir düşüncesinin olmayacağını takdir edersiniz." diyor.

Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, İstanbul 2. Bölge birinci sıra adayı. Partisinin bu seçimde çıkış yapacağına inanıyor. Çoğunluğu arkadaşı olan iktidar partisi AK Parti'nin yöneticilerini eleştirirken toptancı bir üsluptan kaçınıyor. Hükümetin halka verdiği vaatleri yerine getiremediği için karnesinin iyi olmadığını savunuyor. Hem muhalefetin hem de diğer partilerin, seçim kampanyalarında Türkiye'nin reel sorunları olan işsizlik, yoksulluk, sağlık, dış politikada bekleyen tehlikelere dikkat çekmemesinden yakınıyor.

Kurtulmuş, Milli Görüş hareketinin 'çarşaflılar', 'takunyalılar', 'gericiler' denilerek dışlanan ve hakir görülen insanlara siyasette kendilerini ifade etme imkanı sunduklarını ifade ediyor. İktidara gelmeleri durumunda şahsiyetli bir dış politika uygulayacaklarını aktaran Kurtulmuş, ekonomik politikalar ile vatandaşın rahatlatılacağına vurgu yapıyor.

Saadet Partisi, seçim çalışmalarında en fazla AK Parti'yi hedef almış gözüküyor. Kurtulmuş, bu görüşe katılmıyor. Hiçbir zaman kişileri veya partileri hedef almadıklarını ileri sürüyor: "Biz biliyoruz ki kişiler ve partiler geçicidir. Biz anti tez değil, bizzat tez olduğumuzu dile getirdik. Bizim eleştirdiğimiz şey ne A ne de B partisidir. Biz zihniyet ve modeli eleştiriyoruz. 2000 yılından beri uygulanan ekonomi politikaları bakımından Anasol D hükümeti ile AKP arasında zerre miktar fark yok." AK Parti ile halk arasında yazılı olmayan; ancak mutabakata varılan üç temel nokta olduğunu dile getiren Kurtulmuş şöyle devam ediyor:

"Bunlardan bir tanesi meydanlarda yapılan çay-simit hesabı. AK Parti bunların yanına bir tane de peynir koymayı vaat etti. Yani ekonomik pastada payları artacaktı. Sokaktaki vatandaş zenginleşecekti. Birinci vaat buydu. İkincisi ise bizzat kendisi siyasi yasaklı olan Başbakan yasakları kaldırma sözü verdi. Başörtüsü, imam hatip liseleri ve diğer özgürlük alanlarının önü açılacaktı. Üçüncüsü ise bürokratik oligarşi yıkılacak, elitlerin elinde olan siyasi tablo millet lehine değişecekti. Maalesef bu vaatler yerine getirilemediği için hükümetin karnesi zayıf."

Kurtulmuş, Başbakan Erdoğan için kullanılan 'Kasımpaşalı' söyleminin başarılı bir imaj çalışması olduğunu söylüyor. Kurtulmuş'a göre verilmek istenen mesaj şuydu: "Elitlerden olmayan, halkın içinden çıkan siyasi kadro Türkiye'de bürokratik oligarşiyi yıkacak. Elitlerin elindeki siyasi tabloyu millet lehine değiştirecek." Kurtulmuş, hükümetin verilen bu imajın aksine statükoyu değiştiremediğinin altını çiziyor.

YÖK, konusunda hiçbir şey yapılamamasını örnek gösteriyor. Ardından ekliyor: "Hükümet bunu değiştirmek için adım attı. Ancak attığı bu adımlardan daha fazlasını geriye almak zorunda kaldı. Üzülerek ifade ediyorum ki; hükümet YÖK tarafından üç kere terbiye edildi. Hükümet verdiği sözleri yerine getirememiştir. Hükümet 'art niyetli' demiyorum; ama siyasette niyetler değil, sonuçlar tartışılır."

ZAMAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious