Nedim Hazar, Hıncal Uluç'a öyle dokundurdu ki!

Nedim Hazar, Hıncal Uluç'a öyle dokundurdu ki!.58480
  • Giriş : 23.11.2007 / 21:02:00

Yazılarında ki akılcı keskin cümleleriyle bilinen Hazar, Hıncal Uluç'u cümleleriyle ezdi bitirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Abiler, amcalar, mollalar...

Öyle eğlenceli yazarlar var ki şu Türk medyasında! İşin gerçeği acınacak bir hal; ama yapacak bir şey olmadığı için günlük mizah dozumuzu almak için okuyoruz onları.

Genelde yaşını başını almış ancak bir türlü tutundukları yeri bırakmayan, bırakmak istemeyen, bencileyin çizdikleri yolda çoğu zaman maskara durumuna düşmeyi göze alarak (kimileri bunun farkında bile değil!)

Biz çocukken ülkemizde çizgi romanlar satılırdı. Eminim hâlâ bir yerlerde satılıyordur; ancak eskisi kadar olmadığı kesin. Bunlardan en popüler olanıydı belki Yüzbaşı Tommiks. Kulver Kalesi'nin bu gözüpek yiğit yüzbaşısının iki de kafadar arkadaşı vardı: doktor ve Konyakçı. Günlük yazılarını okudukça gözümün önünde Tommiks'in kankası Konyakçı beliren iki yazar var. İkisi de beyaz sakallı, yaşını başını almış tonton amcalar. Görüntü şirin ama içlerindeki kin ve öfke inanılmaz. Sözgelimi birisi kendi kendini 'kâbus- korkulu rüya' olarak niteliyor. Çizgi roman kahramanı gibi yani! Bu ülkede yazarlık, zırvada sınır tanımamak anlamına geldiği için her Allah'ın günü sap saman kokteyli yapıyorlar da biz eğleniyoruz. Bunlardan Andıç medyasında kalem oynatanı geçen gün hoşuna gitmeyen bir Amerikalı düşünce adamını 'Radikal İslamcı' yapıverdi. Ünlü Princeton Üniversitesi de Fethullah Gülen'ci eğitim merkeziymiş! Güler misin, ağlar mısın?

Bana Konyakçı amcayı anımsatan bir diğer değerli kalem ise Babıali'nin 'Abi'si Hıncal Uluç. Yaşım kadar yazı hayatı var ama hâlâ abi oluyor kendisi. Üstelik anlamadığı, etmediği konu da yok hani. Lakin bazı konularda hakkında kodlarını çözdüğümden beri onu da ciddiye almıyorum pek. Misal filmi izlemeden yorum yazdığını anladığım Filler ve Çimen'den beri. Ki medya tarihine geçecek bir maskaralıktır o yazı. Keza yine duruma ve eşe dosta göre eğip büktüğünü görünce, gözlemlerini de ciddiye almamaya başladım. Toplumdaki her yanlışlığı, aksaklığı, farı yanmayan arabayı bile plaka vererek eleştiren Hıncal Abi, lambaları yanmadığı için zifiri karanlıkta izlediği konser hakkında 'Ay ne romantik olmuştu ortam' diye övebiliyordu örneğin!

Üstelik bunların çok ciddi olarak 'klik-klan-gizli cemiyet' olduklarına dair fena ipuçları da var. Ben Taha Kıvanç kadar komplocu olmayacağım. Bunların bir model üstü olan teşkilat gibi, masaya silah koyup yemin filan ettiklerini düşünmüyorum. Ama birbirlerinden haberdar olduklarını, 'Önce sen şöyle attır, ardından ben çakayım' türü telefon geyikleri çevirdiğini düşünüyorum. Keza Cezmi Ersöz kadar sert de değilim. Vaktiyle Ersöz bu ülkede bir 'yumuşaklar karteli' olduğunu ileri sürmüştü. Yine Ersöz'e göre edebiyat ve yazı aleminde bir 'Kırık Kardeşliği' vardı. İstemediklerini anında siliyor, aleyhine yazıyor, bir kenara atıyorlardı. Şimdi isim filan vererek kimseyi töhmet altında bırakmak istemem; ama Cezmi Ersöz'ün o röportajından sonra sesi soluğu kesildi nedense!

Konumuza dönecek olursak; Hıncal Uluç önceki gün birkaç ciddiye alınmayan köşeci, yorumcu, anchormanın bir yere kadar getirdiği 'Futbol ve Fethullah Gülen' konusunda bir kepçe de kendisi koymuş. Diyor ki; 'Fethullah Gülenciler, Hakan'dan yüz çevirdi.. "Sen zamanında bırakmayıp bizi de yıprattın. Senin adın bize medyatik yarar değil zarar getiriyor. Bizim yeni simgemiz genç hoca Ertuğrul Sağlam.." Bu haber Kalli'ye gitti.. Çok komik.. Kapı aralarında gizlice Müslüman olup, Gülen'in iyice güvenini sağladığı iddia edilen Kalli de bunun üzerine Hakan'ı sildi.'

Gülmeyin de okuyun...

Hani biz şimdi bir yorum yapsak ayıp olacak ama Kalli'nin yazılarını medyada ilk öven kişinin Hıncal Uluç olduğunu söylersem meselenin içyüzü anlaşılır. O Hıncal Uluç değil miydi ki, kendisinin tavsiyesiyle Kalli'nin getirildiğini yazan?

Konyakçı amcalar güldürüyorlar sürekli. Biri Princeton ovası nurcu yuvası başlıklı komediler sergilerken, diğeri Avrupa'nın en itibarlı Futbol adamını, üstelik hiçbir belge, bilgiye dayanmadan, din değiştirdiğini bile yazabilecek kadar fütursuzlaşıyor. Bir diğer model ise tamamen ayrı bir yazı konusu. O, sınır tanımadı ve sonunda 'molla'lığa soyundu. Sırat köprüsünün başında durup, insanları cennetlik-cehennemlik diye ayırabilecek kadar iyileşti kafası.

Biz de gülüyoruz, bunun bizim öykümüz olduğunu bile bile...

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious