Nedir bu yeni Türkiye?

  • Giriş : 17.04.2007 / 00:00:00

Baykal: Cumhurbaşkanlığı seçimi dönüm noktası olacak

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, cumhurbaşkanlığı seçiminin Türkiye siyasi tarihinde bir dönüm noktası olacağını savunarak, "Şimdi sadece hükümet değil, aynı zamanda cumhurbaşkanlığı yetkileri de Anayasaya açıktan karşı çıkma arayışındaki bir kadronun, zihniyetin eline geçecektir.Bunun, vahim sonuçları olur" dedi.
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında, Cumhurbaşkanı seçimi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hiçbir seçimde yaşanmayan bir ilgi, heyecan ve kaygı ortamında seçim tartışmasının devam ettiğini belirten Baykal, daha önceki seçimlerin hiçbirinde, şu anda yaşanan türden bir kaygının söz konusu olmadığını söyledi.
Önceki seçimlerde yaşanan siyasal tartışmalardan farklı olarak şimdi bir rejim, anayasa, devlet düzeni tartışmasının gündemde olduğunu savunan Baykal, şunları kaydetti:
"Aslında şu ya da bu kişinin gelip gelmemesini değil, Türkiye’nin anayasal rejimini, düzenini konuşuyoruz. Ona yönelik kaygılar, tehlike algılamaları, sorunlar, sıkıntılar ortadadır. Cumhurbaşkanlığı seçimi, Türkiye siyasi tarihinde bir dönüm noktası olacaktır. Bunu, biz böyle görüyoruz, böyle algılıyoruz ama sadece biz değil AKP yöneticileri de bu seçimin bir tarihi dönüm noktası, yepyeni bir dönemin açılması anlamına gelecek bir seçim olacağını ifade ediyorlar.
Meclis Başkanı, ’Herkes kendini yeni döneme, yeni Türkiye’ye hazırlasın’ diyor. Nedir bu yeni Türkiye? Bu yeni Türkiye’nin altında kimin imzası var?
Bugünkü Türkiye’nin altında 70 milyonun, Kuvayı Milliye’nin, Milli Mücadelenin, Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası var. Şimdi bize deniyor ki ’Yeni bir Türkiye’ye hazırlanın’... Nasıl bir Türkiyeymiş, nerede konuştunuz, ne var kafanızda?"

"EN YÜKSEK SADAKAT ANAYASAYA"
Bir ülkede anayasaların huzurun, barışın, istikrarın temeli olduğunu belirten Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Elbette herkesin kişisel olarak ailesine, dostlarına, hemşehrilerine, kendi siyasi düşüncesini, felsefi inancını, kendi dini, cemaat değerlerini paylaşanlara sadakati olabilir. Bu, sosyolojik bir gerçektir. Ama hiçbir ciddi devlet, anayasaya sadakatin üzerine bu sosyolojik sadakatlerin çıkmasına göz yumamaz. Göz yumarsa o devlet düzeni çıkmaza girer. Temel sadakat, en yüksek sadakat anayasamız olacak. Toplumumuzda da ülkeyi yöneten bürokraside ve siyasetçilerde de böyle olacak. Eğer anayasaya yönelik bir temel hazımsızlık varsa ve elinize geçecek fırsat ve yetkileri anayasanın özünü, temelini değiştirmeye yönelik bir biçimde kullanma arayışı içindeyseniz ve o devlet, o ülke size bunu uygulama fırsatı veriyorsa yanlış yapıyor demektir. Bu yanlıştan huzur, barış, kardeşlik ve uyum çıkmaz. Bugün Türkiye’de karşı karşıya kaldığımız tablo budur."

"ANAYASAYA İNANMAYAN BİR İKTİDAR"
Bugüne kadar Türkiye’de işbaşına gelen hiçbir iktidarın anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleriyle ilgili bir değişiklik talebinde bulunmadığına dikkati çeken Baykal, "İlk kez Türkiye’de bir iktidar, açıktan anayasanın temel niteliklerinin tartışmaya açılmasını, dolayısıyla ilk fırsatta değiştirilmesini talep etmiştir. Bu, resmi bir talep haline gelmiştir" diye konuştu.
Baykal, Türkiye’nin bir süredir, bugünkü anayasasına inanmayan bir iktidarla yönetiliyor olmanın sorunlarını, sıkıntılarını yaşadığını ileri sürerek, şöyle devam etti:
"Şimdi hükümete ek olarak, cumhurbaşkanlığı noktasında da anayasaya inanmayan, onun özünü, temellerini bulacağı her fırsatta değiştirmeyi amaçlayan bir zihniyete, anlayışa cumhurbaşkanlığının teslim edilmesinin yol açacağı sorunlarla ilk kez karşı karşıya kalacağız. Bugüne kadar orada, anayasaya inanan çok değerli saygın bir devlet adamı vardı. Şimdi sadece hükümet değil, aynı zamanda cumhurbaşkanlığı yetkileri de anayasaya açıktan karşı çıkma arayışındaki bir kadronun, zihniyetin eline geçecektir. Bunun, vahim sonuçları olur. ’Canım ne olacak seçiliversin, seçildiği zaman o da değişir’ diye kendisini aldatmaya çalışanlar var. Bu, temel bir yanılgıdır. Bilinmelidir ki böyle bir seçim eğer gerçekleşirse Türkiye’nin dengeleri, Türkiye’de işleyen siyaset süreci çok sakıncalı sonuçlar verecek şekilde işlemeye başlayacaktır."

CHP’YE KATILIM
Baykal’a, konuşmasına başlamadan önce, Cumhuriyetin kuruluşundan önce Veliyettin Çelebi’nin, Mustafa Kemal Atatürk’e desteğini ileten beyanname ve bu destekten ötürü Atatürk’ün gönderdiği teşekkür telgrafı, çerçevelenmiş olarak iletildi.
CHP’nin bugün Cumhuriyete sahip çıkma konusunda büyük bir mücadele verdiğini belirten Baykal, bu belgenin mücadelelerinde kendilerine güç vereceğini söyledi.
Konuşmasının ilk bölümünde, İzmir’den Kapadokya’ya okul gezisine çıkan öğrenci ve öğretmenlerle velilerin Aksaray’da geçirdiği trafik kazasına değinen Baykal, yaşanan acının sadece İzmir’in değil tüm Türkiye’nin acısı olduğunu söyledi ve başsağlığı dileklerini yineledi.
Baykal, Türkiye Barolar Birliği eski başkanlarından Eralp Özgen’in vefatından duyduğu üzüntüyü de ifade etti.
TBMM Başkanvekili Ali Dinçer’in ise hastanede yaşam mücadelesi verdiğini kaydeden Baykal, Dinçer’in bu mücadeleden başarıyla çıkması ve bir an önce sağlığına kavuşmasını diledi.
Baykal, değindiği üzücü olayların ardından bir de sevindirici haber vermek istediğini belirterek, DSP eski genel sekreterlerinden Hasan Gülay’ın CHP’ye katılma kararı aldığını ve grup toplantısında olduğunu söyledi.
CHP Genel Başkanı Baykal, ülkenin içinde bulunduğu ortamda Gülay’ın verdiği bu kararın herkese örnek olmasını istedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious