Nerede bu devlet?

Nerede bu devlet?.58240
  • Giriş : 09.10.2008 / 10:16:00

Şemdinli Kaymakamı, Aktütün’e ilk kez dün gitti. Hakkari Valisi ise hala oraya gitmedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hangisi olduğunu hatırlamadığım bir haber, haber bülteninin tanıtımında geçiyordu “Nerede bu devlet?” lafı.
Sonra espri malzemesi oldu,masaya çay döken de nerede bu devlet dedi,kız arkadaşı randevusuna geç gelen de…
Günlerdir Aktütün baskını ve Güneydoğu politikalarını tartışıyoruz.
Hasan Cemal ya da daha bilinen adıyla Başbakan Erdoğan'ın “Hasan Abi”si dün zehir zemberek bir yazı yazdı.
Yazıda askerin bu sorunu tekelinde tutmak istediği ve kendi ezberiyle çözmeye çalıştığı gibi değerlendirmeler vardı.
Bu değerlendirme haklı mı haksız mı diye tartışmayacağım,
Şemdinli Kaymakamı, Aktütün'e ilk kez dün gitti.
Hakkari Valisi ise hala oraya gitmedi.
Asker moral ya da yaralarını sarma işini kendi halleder diyelim peki ya iki ateş arasında kalan ve evleri hasar gören Aktütün köylülerine “Devlet”i kim gösterecek.
İllerde devleti kim temsil ederse o değil mi?
O zaman, o köylü “Nerede bu devlet?" diye sormaz mı?
Hazır bu sorudan yola çıkmışken Hakkari'nin dağı taşı asker olsa ne yazar?
Asker sayısı arttıkça ilk ateşte verilen şehit sayısı artar.
Peki ya,Hakkari'de kaç kardiyolog yada nörolog var acaba?
Lise'de tüm branş öğretmenleri tamam mı?
Hakkari'de yolların ne kadarı asfalt?
İşsizlik oranı ne kadar?
Sinema ve tiyatro salonu var mı?
Hakkari 30 bin nüfusa göre kurulmuş bir şehir ama aldığı göçle nüfus bu rakamın iki katına çıktı.
Hakkari'de kanalizasyon sisteminin ne kadarı yer altında,lağımın ne kadarı açıktan akıyor?
Oysa 2006'dan beri Hakkari Cumhuriyet Caddesi'nde oturanlar ile İstanbul'un Beylerbeyi Yalıboyu Caddesi'ndeki yalılarda oturanlardan aynı emlak vergisini ödemesi istendi.
“Hasan Abi”giller o ya da bu sebepten tüm yaşananların faturasını askere kesebilirler.
Hastaneye doktoru, okula öğretmeni atamak askerin göreviyse diyecek lafım yok.
Askerin görevinden söz ediyorduk ya,PKK'nın Roj TV üzerinden propaganda yayını engellemek ya da Barzani'yi PKK'ya destek vermemesi için yola getirmek de askerin görevi mi?
Ya da askere bütçeden en büyük payı verince tüm sorunlar çözülmüş mü oluyor?
Eğer öyleyse bilelim de “Nerede bu devlet?” diyeceğimize “Nerede bu asker?” diyelim olsun bitsin…

CHP'NİN GÜNEYDOĞU AÇMAZI…

Siyasi yelpazenin solunda yer alan,en azından kendini öyle tanımlayan CHP'nin Güneydoğu için söylediklerine bakıyorum.
Daha doğrusu söylemde bir farklılık arıyor, bulamıyorum.
Benim ne bulup bulamadığımın çok önemi yok ama Doğu, Güneydoğu ve Anadolu seçmeni de bir şeyler bulamamış olmalı.
Aksi takdirde son seçimde CHP'nin Diyarbakır'daki oyu yüzde 2'nin ve bölge genelindeki oyu yüzde 8'in altında kalmazdı.
Bu durumun sebepleri ne olabilir diye düşününce insanın aklına çeşitli bilgiler ve sözler geliyor.
Yıllar önce Ahmet Türk'ten SHP'den nasıl ihraç edildiklerini dinlemiştim.
Türk'ün iddiası genel başkanlık yarışında Baykal'a değil İnönü'ye destek veren bölge vekillerinin Baykalcı olarak bilinen Disiplin Kurulu tarafından cezalandırıldığıydı.
Türk'ün bu iddiayı dillendirdiği gecenin şahitlerinden biri Cizre eski Belediye Başkanı Tahir Vesek'tir, isteyen ona da sorabilir.
Şimdi CHP'de Grup Başkanvekili olan Kemal Anadol da, o zaman tepki olarak SHP'den ayrılmıştı
Acaba Kemal Anadol o dönem yaşananları anlatır mı?
Bir başka veri CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, ne 2004 yerel ne de 2007 genel seçimleri sırasında ya da arasında Diyarbakır'a gitmemesi.
Baykal 6 yıl sonra bölgeye gitti ama ne değişti?
Gitmek şart değil diyenler ve partinin hazırladığı Güneydoğu Raporu'nu yeterli bulanlar olabilir.
Bu rapor 1999'da hazırlandı.
Raporu hazırlayan ekibin başında da o dönem genel sekreter yardımcısı olan Algan Hacaloglu vardı.
Heyetin Diyarbakır'da olan toplantısında yaşanan küçük bir olayı anlatmak yeterli olacaktır:
Toplantının yapıldığı yere, çeşitli isimlerle birlikte sivil toplum örgütü ve sendika temsilcileri de davet edilmişti.
Dönemin Diyarbakır Barosu Başkanı toplantıda söz alıp, bir şeyler söylemek istedi.
Algan Hacaloğlu'nun yanıtı Baro Başkanı'nın sadece seyirci olarak toplantıyı izleyebileceği ama konuşamayacağı oldu.
Geçen yılın sonuna doğru bir yerlerde Hacaloğlu'nun “yazdığımız rapor dikkate alınsaydı bu kadar insan ölmezdi” tarzı bir lafını okumuştum.
Hacaloğlu'na sormak lazım,Diyarbakır Baro Başkanı'nı konuşturmadan hazırlanan rapor ne kadar gerçekçidir?
Ya da gerçekçi olsa bile CHP bu rapora ne kadar sahip çıktı?
Niye sen sormuyorsun diyenler olabilir, niye ben sorayım ki?
CHP'nin genel söylemine bakınca raporun ne olduğunu gayet net görebiliyorum…

HABERTURK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*