Nerede yanıldık?

Nerede yanıldık? .10124
  • Giriş : 28.10.2007 / 18:36:00
  • Güncelleme : 28.10.2007 / 17:25:02

Terörün iki boyutu vardır. Birisi yapılan eylemler diğeri bu eylemin failleri.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Star Gazetesi yazarı Mahir KAYNAK yazdı "Nerede yanıldık?"

Nerede yanıldık?
Terörün iki boyutu vardır. Birisi yapılan eylemler diğeri bu eylemin failleri. Biz çoğunlukla eylemi bir yana bırakır ve failler üzerinden analiz yaparız. Oysa eylemi yapanlar sanıldığı kadar önemli ve belirleyici değildir. Eğer bir ülkede siyasi bir operasyon yapılmaya karar verilmişse süreç şöyle işler: Önce eylem yapılmasına karar verilir daha sonra bunların kimler tarafından yapılmasının uygun olacağı belirlenir. 1980 öncesinde darbeye karar veren odaklar, o günkü şartlara uygun olarak, çatışmanın sağcılarla solcular arasında olmasının uygun olacağını düşündüler ve çatışmayı bu yönde hazırladılar. O zaman ülkede rejimin değiştirilmek istediğinden endişe ediyorduk. Bu dönemde Kürtler bugünkü gibi bu ülkede yaşıyorlardı ve konumlarında hiçbir farklılık yoktu ama ciddi bir sorun haline gelmediler. Ansızın bazı haklarının göz ardı edildiğini fark ettiler ve siyasal mücadele yerine silahı tercih ettiler.

Bu bir Kürt sorunu olmadığı, bazı çevrelerin yapay olarak ortaya çıkardıkları anlamına gelmez. Siyaset planlayıcıları var olan ya da ortaya çıkma potansiyeli taşıyan konuları bulur ve operasyonlarını bunun üzerine kurarlar.

Böyle bir sorun ortaya çıktığında yapılacak en büyük yanlış sorunu ret ve inkar etmektir. Çünkü sorun gerçektir ve karşı taraf bunu sadece istediği sonuca ulaşacak biçimde yönlendirmektedir. Bu durum mücadelenin nasıl yapılacağının da en önemli göstergesidir. Yani sorun olduğu gibi kabul edilecek ama karşı tarafın yönlendirmesine imkan vermeden kendi istediğimiz yöne çevrilecektir.

Bu gerçeği kullananlar akılcı bir yöntem izlediler. Bölgedeki ekonomik ve sosyal yapıdan kaynaklanan sorunların ülkedeki yönetimden kaynaklandığını ileri sürdüler. Halkın sefaletinde bu sosyal yapının rolünü ve belirleyiciliğini bir yana bırakıp her şeyin devletten kaynaklandığına halkı inandırdılar. Başlangıçta bölgenin bir iç sorunu olarak ortaya çıkan hoşnutsuzluk usta bir manevra ile devlete yöneltildi. Şüphesiz bunda devletin karşı tarafın tüm taleplerini bölücülüğün bir aracı olarak kabul etmesinin ve en küçük bir değişimi kabul etmemesinin rolü büyüktü. Daha sonra gerçekleşen bazı reformların mücadele edenlerin zoruyla hayata geçirildiği inancı doğdu.

En büyük yanlışlık devletin bölgede çatışan taraflardan birinin yanında yer alması ve bunu böl ve yönet ilkesi sayması oldu. Bu ilkel yöntem devletin desteklediği tarafın karşı güç haline dönüşmesiyle sonuçlandı. PKK’ya karşı kullanılan aşiret yapısının en önemli temsilcilerinden biri olan Barzani ve ülke içindeki bazı çevreler giderek müttefik konumundan hasım konumuna geldiler.

Bölgedeki etkin güçlerden biri olan ABD Kuzey Irak’taki aşiret yapısına dayalı bir siyasi gücün kırılgan olduğunu, kitlelere hitap edecek bir gücün hem bu yapıya hem de bunu destekleyen ABD’ne karşı üstünlük sağlayacağını düşünüyor. Bu nedenle kitleleri yönlendirebilecek siyasi oluşumlarla çatışmak istemiyor.

Kitle ile aşiret yapısının bölgenin siyasi geleceğinde nasıl bir rol oynayacağı konusunda bizim öngörümüz ne?

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious