NESLİHAN'LA SANATA OLAN TUTKUSUNU KONUŞTUK

NESLİHAN'LA SANATA OLAN TUTKUSUNU KONUŞTUK.36830
  • Giriş : 11.05.2011 / 08:47:00
  • Güncelleme : 11.05.2011 / 08:55:03

Neslihan, sanata olan aşkını Haber Aktüel Yayın Yönetmeni Muaz Kalaycı'ya anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Sepet Beşik

Neslihan… Bir kez "Hiç sevmedim, kimseyi senin kadar…" dedi, müzik listelerini altüst etti. Daha işin başındayken müzik dünyasında zirveye çıkması, onu bozmadı. Çalıştı, çalıştı, çalıştı ve Dünya Radyo'da yapacağı programa kadar olan sürede ardında "keşke şunu da yazsaydım" dediği bir şey bırakmadı.

Neslihan hala yazmaya devam ediyor. Hem konuşuyor, radyonun büyüsüne kapılıyor. Hem de yazıyor, müzik dünyasının aşkına ömrünü feda ediyor…

Neslihan ile müziğe başladığı ilk günlerini ve bugünü konuştuk.

***
Röportaj: Muaz Kalaycı, Genel Yayın Yönetmeni
Redakte: Meliha Sönmez


***

— Milyonlarca kişinin dinlerken kendini bulduğu şarkıların sahibi Neslihan, şimdi neler yapıyor?

Düşünüyor "kendimi daha nasıl geliştirebilirim" diye... Yeni şarkılar yazıyorum ve hayatımda yepyeni bir mikrofon var. Hafta içi her gün radyo programı yapıyorum. Bir yıllık evliyim, iyi bir eş olmaya çalışıyorum. Yani o kadar çok şey var ki yapacak; zaman yetmiyor sanırım. Bekliyorum hayallerimle buluşmak için, derken beklentisiz olmam gerektiğini hatırlatıyor bir ses bana yani. "…bir insan aynı anda iki şeyi bekleyemez." diyor. O kadar çok doğruyu unutuyorum ki zamanla, tazelemem gereken o kadar çok bilgi oluyor ki, sanırım yaşamak tam olarak bu kadar çok duygu içinde gelip gitmek ama hep doğru olan sonlarla bitmek.

neslihan-1.jpg

 "GİTARI ELİME ALMAK BİR ÖĞRETMENİN DERS KİTABINI ELİNE ALMASI GİBİ BİR ŞEY"

— Gitarı elinize aldığında yazdıklarını yaşamanın gerekmediğinden bahsediyorsun… Bu nasıl gitar ile olan bir bağdır ki bazı hisleri yaşarken alınan tadı bile gitarda buluyorsun?

Aslında o bağ gitarla değil de insanlarla olan bir bağ… Onları izlerken yaşamış kadar olabilmem! Duygudaşlık gücümün iyi olması yani. Derdinizin insanlık olması, adını bilmediğiniz herkesi sevmek, onların derdi ile dertlenmek… Gitar benim için benim derdim ve onu elime almak bir öğretmenin ders kitabını eline alması gibi bir şey. Kendimi ders işliyor gibi hissediyorum. Çok ciddi olmam gerektiğini düşünüyorum. Kendimi başkalarının yerine çok rahat koyabiliyorum. Sıkıntıları her ne ise kendi sıkıntımmış gibi hissedebiliyorum ve söze, besteye bu şekilde dökebiliyorum. Sanatçı demek halkın sıkıntıları söze dökemediklerini dile getirebilen demektir.

"GÜZELLEŞMEK İÇİN GÜZELE YAKIN OLMAK LAZIM"

— Kendini anlattığın bir yazıda içinden gelen sesin sana "her şey güzel" olacak dediğini söylüyorsun. Peki, ulaşmak istediğin hedeflerinle ve özel hayatınla ilgili "her şey" güzelleşiyor mu?

İnsan ümitsiz yaşayamaz. En büyük intihar yeise düşmektir. Bu sebeple ben, en karanlık anlarda bile beyaz bir sayfa açmaya ve görmeye çalıştım. Zor olan, zahmetli olan her şey zaten ümit verdi, güzel oldu. Güzelleşmek için güzele yakın olmak lazım. Bir şeyi beklemek çok zor. Ben de bekliyorum. Çilesi öyle çok ki bu bekleyişin… Çünkü güzel. Her sabah içimde o istekle uyanıyorum. "İnsanların halleri duadır" denir ya; sanırım ben iyi yerlere gelmek ve güzel olanı anlatabilmek için bütün bir gün dua ediyorum. Özel hayata gelince; şu an benim için en özel kişi eşim ve iyi bir eşe sahip olmak için insanlar çok şey feda edebilirler sanırım. Ben o eşe sahip oldum ve çok şükrediyorum. Hedeflerimde de yanımda olan birisi… Bu çok önemli; dertlerimde dertlenebiliyor yani. Dilerim hep böyle gider.

neslihan-2.jpg

"YAŞ İLERLEDİKÇE GENÇLİKTEKİ GÖZÜ KARALIK YAVAŞ YAVAŞ TEMBELLEŞİYOR"

— Önceden ne olmak istiyordun, şuan kendini nasıl tanımlıyorsun, şimdi "ne oldun?"

Açıkçası hayatın adını koymaya çalıştığım on sekiz yaşımda yapmak istediğim şeyin somut bir adı olamadığını, soyut olarak faydalı bir insan olmak olduğunu hatırlıyorum. Çok düşünürdüm; oturup, ikindinin akşama bağlandığı o loş gökyüzüne bakarak. Ve sonsuzluğu çok sevdiğimi, öyle bir şey yapayım ki sonsuz olsun dediğimi hatırlıyorum. Sonra meslek olarak baba mesleğini seçtim: Mali müşavirlik. Fatih Üniversitesi İngilizce İşletme okurken Mevlam benim dileklerimle, yani asıl mesleğimle buluşmamı nasip etti. İşte ben gitsem de bu eserler kalacak. Henüz"bir şey oldum" diyemem ama olabilmek yolunda ölmek lazım ve yaş ilerledikçe gençlikteki gözü karalık yavaş yavaş tembelleşiyor sanki. Korkuyorum "sonunu getiremeden göçersem" diye. O zaman "gayretsizliğim yüzünden kaybedenlerden olurum" diye. Ümit ve korkunun bir arada olduğu bir hayat ama sanırım korkum biraz ümidimin önüne geçiyor bazen.

"RADYODA BİR SES, BİR RUH TÜM VARLIĞI İLE YÜREĞİNDEKİLERİ AKTARIYOR"

— Radyonun tadını alanlar başka hiçbir yayından o tadı alamazlar. Dünya Radyo'da radyoculuğun hazzına vardın. Nasıl başladı ve nasıl gidiyor bu hikâye?

Radyo programcılığı o kadar özel bir meslek ki meslek bile demek gelmiyor içimden. Bu çok başka bir şey… Mesela en büyük farkı gizemli oluşu… Siz yoksunuz görsel olarak ama bir ses, bir ruh tüm varlığı ile yüreğindekileri aktarıyor. Aynı zamanda çok zor çünkü karşınızda kimse olmadan bir odada konuşmak marifet ister. Ben Dünya Radyo'ya konuk olmuştum ve canlı performans yaparken radyonun Genel Yayın Yönetmeni Mesut Baran'ın aklından böyle bir şey geçmiş ve bana yayıncı olmamı teklif etti. Tabi ki büyük bir heyecanla kabul ettim. Bir gün ile başladık, iki güne çıktık, şimdi hafta içi her gün yüreğimde birikenleri aktarmaya çalışıyorum. Birkaç saat program yapabilmek için düzenli hazırlık, plan yapmak gerekiyor. Hele her gün yayın yapmak ayrı bir zorluk. Her gün insanları sıkmadan tadında program yapmak gerçekten gayret istiyor. Bitmesin istiyorum çok alıştım. (Gülüyor)

"EN ÖNEMLİ ŞEY ÇİZGİYİ KORUMAK"

— "Hiç sevmedim" şarkısıyla çoklarının yıllar yılı çabalayıp da ulaşamadığı bir noktaya çok genç yaşta ulaştın. İnternette milyonlarca defa izlendin. Bu şarkıyı dinleyenler sesin geldiği yere kulaklarını değil de, kalplerini verdiler beklide. Hiç Sevmedim'i ve sonrasındaki gelişmeleri anlatır mısın?

Çok uzun bir hikâye… Ben okurken babamla hep böyle bir şeyi düşündük. Zaten çok bestem vardı, müziğe âşıktım. Hala da öyleyim... Sonra ben üniversitede 3. sınıfa geçtim, babam bir şarkımı internette paylaşmak istedi. Kabul etmedim ama kıramadım da… Sonra şarkı aldı başını gitti. Biz o sırada stüdyoya girmiştik bile. Birçok sevenimiz oluşmuştu. Bir firma ile anlaştık. Klip vesaire derken insanlar albümü alınca takdirler arttı. Tüm eserlerin bana ait olması dikkatlerini çekmişti. Çok fazla mail alıyordum. Albüm satışı tavsiye ile artıyordu. Çizgi… En önemli şey; onu korumak. En önemlisi; ben henüz yolun çok başındayım. Müzik piyasası çok zorlayan bir zemin. Emin adımlarla yavaş yavaş ilerlemek, sabretmek lazım. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum ve diliyorum ki her şey çok daha güzel olur.

"HİÇ SEVMEDİM, ÇOK SEVDİĞİM BİR BESTEM DEĞİLDİ"

— Yeni bir, fırtınalar koparacak "Hiç sevmedim" geliyor mu?

Nasip. İyi niyetlerle yazıyorum. Ufkum da daha neler oluyor bir bilseniz? İçimde neler var, ne güzel ahlar çekiyorum… Zihnimde güzel bir fotoğraf var ve bir gün o fotoğrafın gerçeğini odama asmayı ümit ediyorum. Aslında "Hiç Sevmedim" çok sevdiğim bir bestem değildi ama Allah o şarkıya lütfetti. Gerçekten ben, olan - biten - gelişen her şeyin yaratanın izni ile olduğuna inanıyorum. Eğer varsa kısmette bende beste çok.

neslihan-3.jpg

"SANATÇI OLUNMAZ GEÇEKTEN, DOĞULUR AMA TAKDİRİ İNSANLAR EDER"

— Sanatçı olunmaz, sanatçı doğulur sözünün sende bir karşılığı var mı?

Zor bir soru. Gönlümden geçen şu ki; sanatçı, Mevla tarafından özel bir imtihandan geçer ki insanlığı daha iyi anlasın. O çoktan yaşamalıdır insanın başına gelecek olanları… Çoktan söze dökmelidir ki; dinleyen, "bu beni anlatıyor, hislerimin tercümanı oldu" diyebilsin… Ben sanırım bunlarla büyüdüm. Çocuk yaşlardan izliyor - dinliyor - yaşıyor - düşünüyor ve işte söylüyorum. Sanatçı olunmaz geçekten, doğulur ama takdiri insanlar eder. Siz sanatçıyım diye yola çıkarsınız ama kimse size o gözle bakmaz sahiplenmezse yürümez sanat. Ama bir Barış Manço gibi 7'den 70'e herkes sizi sevip, "gerçek sanatçı" derse işte o zaman sanatçı kelimesinin altı dolmuş demektir. Kişi gitse de adı ve sanatı kalır.

…bitti!

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*