Neyzenler de, DJ'ler de Mevlânâ'yı anlatacak

  • Giriş : 18.06.2007 / 06:20:00

Mevlânâ Yılı etkinlikleri arasında, büyük düşünürün hayatını sahneye koymak yoktu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Şef ve besteci Orhan Şallıel'in, "Mevlânâ Celaleddin-i Rumi" projesi bu ihtiyacı giderecek şekilde 20 Haziran gecesi Harbiye Açıkhava'da sahneleniyor. Gecede neyzenler de, DJ'ler de seyirciye Mevlânâ'nın mesajını ulaştıracak.

"Mevlânâ'nın hep sözlerini duyduk." diyor besteci ve orkestra şefi Orhan Şallıel; "Ama kim olduğu geride kaldı." Elbette az biraz ilgi duyanlar, merak edenler araştırmıştır; ama Şallıel haklı: Neredeyse sadece "Kim olursan ol gel" sözüyle bilinen büyük mutasavvıfın hayatına çokları âşinâ değil; en azından bir pop şarkıcısı ya da dizi karakteri kadar. İşte bu düşünceyle üç yıl kadar önce Mevlânâ'nın hayatını sahnelemek üzere kolları sıvamış. Neticede Yılmaz Erdoğan'ın anlatımı ve neyzeninden semazenine, kanunîsinden DJ'ine 120 kişilik bir ekiple sahnelenecek olan "Mevlânâ Celaleddin-i Rumi" adlı etno-senfonik eser çıkmış ortaya.

Beşiktaş Kültür Merkezi (BKM) Açıkhava etkinlikleri kapsamında 20 Haziran'da Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda sunulacak gösteriyi böyle tanımlıyor Şallıel; etno-senfonik. Klasik müzik eğitimi alan ve senfoni orkestrası yöneten bir sanatçı için bir bakıma ezber bozucu, kafa karıştırıcı bir iş. Daha önce İbrahim Tatlıses vesair isimlerle yaptığı ortak çalışmalardan aşinalığı olsa da bu bambaşka bir iş. Öncelikle manevî yanı; ki Şallıel en önemli kısmının da bu olduğuna inanıyor. Çalışmalar sırasında da yaşamış bunu; hiç beklemediği, ummadığı zamanlarda en uzman isimler karşısına çık(arıl)mış. Dolayısıyla "Bana kalan sadece derlemekti." diyor. "Ve bir sürü yetenekli insan vardı çevremde, onları organize ettim."

Mevlânâ'nın ailesinin, Belh'ten yola çıkmasından itibaren bütün hayatını sahneye taşıyan çalışmada, Şallıel'in organizesiyle bir araya gelen isimler arasında, duduk ustası Ertan Tekin, klarnetçi Hüsnü Şenlendirici, kanunî Aytaç Doğan, bağlama sanatçısı İsmail Tunçbilek ve DJ Murat Uncuoğlu var. Koreografisi Ziya Azazi'ye ait olan projede ayrıca senfoni orkestrası, Akatay Project ve Mevlânâ Eğitim ve Kültür Derneği Tasavvuf Korosu ve Sema Topluluğu da yer alıyor. Bunca farklı enstrüman, ses, anlayışın bir araya gelmesini ise yine Mevlânâ felsefesiyle ilişkilendiriyor Şallıel: "Karşınızda öyle büyük bir şahsiyet var ki bunu neyle mi, kudümle mi, orkestrayla mı anlatsak? Diyorsunuz; ama onun genişliği zaten bütün bunları kaldırıyor. Hepsi, ondan bir renk taşıyor. DJ Murat Uncuoğlu'nun bulunuşu aslında Mevlânâ'nın vermiş olduğu birlik mesajını gösteriyor. Hepimiz bir'iz aslında, tek'iz. Ve Mevlânâ'nın mesajının her çağda, her yolla verilebileceği. Yani sen sözünü mektupla da gönderirsin, cep telefonuyla da, e-postayla da, güvercinin ayağına da bağlarsın. Kim, nasıl söylerse söylesin, aynı mesajı iletiyor. Mevlânâ'nın Timotey adlı bir papaza söylediği bir söz var: İkimiz de aynı denize sevdalı iki ayrı nehre tutkunduk."

Gecede bütün bu farklı ve zenginleştirici sesler sırayla seyirci karşısına çıkacak. Önce hafızlar gelecek mesela sahneye, sonra tasavvuf korosu. Senfoni korosu ise aralarda hep olacak. Şallıel, bir düzenlemeden özellikle bahsediyor. Mevlânâ ile Şems'in, 'hâl ehli olmayanlarca o dönemde de bu dönemde de anlaşılmayan' ilişkisinden. "Aşkın anlamını öyle indirgemiş, öyle daraltmışlar ki bunu anlamıyorlar. Kâinattaki her bir varlığa âşık olabiliriz, gönül gözüyle bakan, olur da zaten." diyen sanatçı, ilk bölümü tam da Mevlânâ ile Şems hakkında dedikoduların başladığı yerde bitiriyor. Ve ikinci bölüm, bu dedikodulara verilen cevapla başlıyor. Finalde ise Itrî'nin Salat-ı Ümmiye'si var; neyle başlayıp DJ Murat Uncuoğlu'yla sona eren.

Yılmaz Erdoğan

Mevlânâ'nın bazı şiirlerini ve sözlerini okuyacak birini arıyordum. Sonra Yılmaz Erdoğan'a söyledim. Benim metnim çok net, Yılmaz samimiyet kattı. Bilgiler veriliyor metinde; ama Yılmaz'ın biraz tasavvufi tarafı var ya onunla bayağı samimi bir hale geldi metin. Şiirlerde de bazı ufak değişiklikler yaptı. Mesela 'bizim canımıza gelsin' yerine 'şirin canıma gelsin' gibi.

Elif Tunca

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious