Nil'in gizemli kaynağı

  • Giriş : 10.02.2007 / 00:00:00

Üç Nisan 2006’da ajanslara şöyle bir haber düştü: İngiliz ve Yeni Zelandalı kaşifler, dünyanın en uzun nehri olan Nil'in gerçek kaynağını bulduklarını iddia etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Nil'in denize döküldüğü Mısır'dan başlayan 80 günlük yolculuk, Ruanda'nın yağmur ormanlarında sona erdi. Kaşifler, macera dolu yolculuklarında silahlı militanların saldırısına uğradı, timsahlardan son anda kurtuldu. İddialarını küresel konumlandırma sistemine dayandıran kaşiflere göre, Ruanda'daki Nyungwe Milli Parkı'nda akan Nyabarongo nehri, Nil'in gerçek kaynağı. 80 günlük yolculuklarını Mısır'dan başlatan kaşiflere göre bulguları, Nil'in aslında 107 kilometre daha uzun olduğunu da ortaya koydu.

Nil'i takip ederek Sudan, Uganda, Victoria Gölü ve Tanzanya'yı geride bırakan kaşifler sonunda Ruanda'ya ulaştı. 6 bin 700 kilometrelik yolculuk tehlikelerle doluydu. Tekneyle yaptıkları yolculuğun son 70 kilometresini yaya sürdüren ve balta girmemiş ormanlarda bir hafta yürüyen kaşifler, sonunda Nil'in kaynağı dedikleri bölgeye ulaştı. Kaynağı bilinmiyor Nil'in gerçek kaynağına ilişkin tartışmalar 1850'den beri yapılıyor. Bilim dünyası ise kaşiflerin iddialarına temkinli yaklaşıyor.

Nil nehri üzerine yaptığı 'Nil'in Gizemi' filmiyle tanınan yönetmen Pasquale Scatturo, "Buldukları yerin gerçek kaynağı olduğuna ilişkin veri yok" diyor. Haber böyle. Bilindiği gibi Nil nehri 3 kilometrelik yüzeyi ve 6690 km boyu ile dünyanın en büyük nehri. Kurak topraklardan çıkıp sadece yüzde beşinde yaşanabilen kurak topraklara hayat taşıyor.

Yunan tarihçisi Herodot Mısır’a yaptığı tek gezi sonrasında "Mısır, Nil nehrinin bir hediyesidir" demiş. İyi de, Nyungwe milli Parkı’nın tamamı su haznesi olsa, bütün yıl sürekli yağış alsa yine de Nil nehrinin bir aylık su giderini karşılayamaz. Yeryüzünde kullanılabilir diğer su kaynakları için de durum farklı değil. Dünya üzerinde bulunan tatlı su miktarı 1.4 milyar km3, dünyadaki yıllık tüketim miktarı 5 milyar km3. İnanması güç ama gerçek. Artan nüfus ile birlikte kullanım miktarı da sürekli artıyor. Yüz yıllardır akan Nil nehri de, dünyadaki diğer kullanılabilir su kaynakları da çoktan bitmiş olmalıydı, bitmiyor. Tıpkı ağaçların hiçbir hayat emaresi olmayan topraktan ince bir sicim olarak çıkıp zamanla kalınlaşması ve uçlarına su tulumbacıkları gibi meyvelerin takılması, kopardıkça da yerlerine yenilerinin takılması gibi sebeplerle izah edilemiyor.

Peki bir damlasını dahi imal edemediğimiz su yüz yıllardan beri nereden geliyor? Havadan yağıyor, bir de yerden fışkırıyor. Bildiğimiz kısmı bu kadar. İhtiyaçlarımızı gücümüzün yetmediği yerden, mucizevi bir şekilde bize gönderen merhameti, ilmi ve kudreti sonsuz olan Yüce Sultan'a sonsuz teşekkür ederiz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious