Nisan ayının korkutan gizemi!

Nisan ayının korkutan gizemi!.19149
  • Giriş : 01.04.2008 / 12:02:00
  • Güncelleme : 04.05.2010 / 18:30:44

1564 yılına kadar yılın ilk günü olarak kabul edilen 1 Nisan, yerini 1 Ocak’a bırakınca bu durumdan hoşlanmayan Fransızlar “Nisan Balığı” ismini verdikleri çeşitli şakalarla bu eski yılbaşını kutlamaya devam etmişler.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


1564 yılına kadar yılın ilk günü olarak kabul edilen 1 Nisan, yerini 1 Ocak'a bırakınca bu durumdan hoşlanmayan Fransızlar “Nisan Balığı” ismini verdikleri çeşitli şakalarla bu eski yılbaşını kutlamaya devam etmişler.

 

Başka bir 1 Nisan'da Oliver Pollock ABD'nin para birimi olan doların bildiğiniz sembolünü çizmiş. (1778)

 

Bir başkasında büyük sanatçı Münir Nurettin Selçuk tüm dünyada 525 televizyon kanalının evet tam 525 televizyon kanalının naklen yayınladığı bir konser vermiş (ABD 1969).

 

1 Nisan 1949'da Türkiye Cumhuriyeti, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini kabul ederken, 1 Nisan 1979 da Humeyni İran'da Şeriatı ilan etmiş.

 

Kısaca tarihte 1 Nisan'a epey bir not düşülmüş.

 

Aşağıdaki satırlar CHP'den istifa eden eski milletvekili Zeynep Damla Gürel'e ait;

 

 “Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecinin ülkemizin demokratikleşme, çağdaşlaşma, özgürlükler, sosyal haklar ve ekonomik refah alanlarında benimsediği hedefler doğrultusunda gelişmesine büyük katkılar sağlamış olduğuna inanıyorum. Bu sürecin aynı zamanda olağanüstü öngörüsüyle Atatürk'ün bizlere göstermiş olduğu ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarma hedefi ile de son derece uyumlu olduğunu düşünüyorum.

 

 Sayın Cumhurbaşkanı'nın beni AB danışmanı sıfatıyla göreve çağırmış olmasından ve bu önemli davaya katkıda bulunabilme fırsatını tanımış olmasından dolayı mutluluk duydum. AB, insan hakları, özgürlükler, demokrasinin gelişmesi ve yaygınlaşması, sosyal devlet anlayışı, verimli ekonomik gelişme ile uluslararası hukukun ve barışın korunması temel değerlerine sahip toplumsal bir proje olarak başlamıştır ve öyle olmaya devam etmelidir”

 

Bu satırlarda sadece 4 gün sonra yani 1 Nisan 2008'de, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı, yani devletin varlığının, birliğinin, bütünlüğünün sembolü olan ve Anayasa gereği sadece vatan hainliği suçlaması ile yargılanabilir olan 11. Cumhurbaşkanımız siyasi yasak getirilmek niyetiyle yargılanmaya başlanıyor.

 

Muz Cumhuriyeti benzetmesi bile bu durumda zayıf kalıyor….

 

Sanki gününe uygun ŞAKA GİBİ…

 

Milletçe sağduyu ve morale fazlasıyla ihtiyaç duyduğumuz şu sıralarda  “Hukukun Üstünlüğü” düsturumuzu göz önünde bulundurup bu yasal süreci büyük bir soğukkanlılık ve sorumlulukla takip etmemiz gerekiyor.

 

En nihayetinde sağduyunun galip geleceğine ve Türkiye'mizin kazanacağına inanmaktan başka yapabileceğimiz sanırım pek fazla bir şey yok.

 

5 Nisan kararlarından sonra bile ekonomisini ayakta tutabilmiş bu millet, bu günkü ekonomik bulanıklığın üstesinden gelir elbet.

Velev ki, geçmiş Nisanlarda Askerlerimize, Doktorlarımıza, Politikacı veya Bürokratlarımıza kurşun sıkan hain ellerin tetikçilerine yeniden fırsat doğmasın.

 

Hele ki 8. Cumhurbaşkanımız Merhum Turgut Özal'ın ölümünün (öldürülmesinin) 15 yıl önceki bir Nisan sabahı (17 Nisan 1993) olduğunu hatırlayınca!

 

Üstelik aynı sabahın tam 15 yıl öncesinde Malatya Belediye Başkanının bombalı saldırıyla öldürülmesine (17 Nisan 1978) denk geldiğini düşününce…

 

İşte o zaman canımız yine çok yanacak demektir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious