‘Nükleer kararı önemli; ancak kaynakları unutturmasın’

  • Giriş : 15.04.2006 / 00:00:00

Enerji açığını kapatmak için 40 yıldır tartışılan nükleer santral konusunda sona gelindi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


6-8 yıl içerisinde işletmeye alınması planlanan nükleer reaktörlerden, Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 5’inin karşılanması planlanıyor. Uzmanlar, gelişmiş ülkelerde nükleer teknolojinin önemli bir yeri olduğuna dikkat çekerken, enerji açığının kapatılması için yerli kaynakların da göz ardı edilmemesi uyarısında bulunuyor. Nükleer enerjinin, çözümün bir parçası olmasına rağmen tek unsur şeklinde düşünülemeyeceğine işaret eden Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan, geçmiş dönemlerde doğalgazın tek çözüm olarak sunulmasına benzer bir yanlışa düşülmemesini istedi. İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Bayülken de, nükleer santralların enerji sorununu çözmede katkı sağlayacağını vurgularken, “Rüzgar, hidroelektrik ve benzeri yerli kaynaklar da harekete geçirilmeli. Enerjide kaynak çeşitliliği sağlanmalı.” dedi.



Enerji açığını kapatmakta zorlanan Türkiye, yıllarca elektrik ithal etmek zorunda kaldı. Daha sonra devreye sokulan doğalgaz çevrim santralları ise tek kaynağa bağımlılığı gündeme getirdi. Son yıllarda üst üste sağlanan ekonomik büyüme de enerjiye olan ihtiyacı daha da artırdı. Elektrik kesintili günlere dönülmemesi için çıkış arayan Türkiye, gelişmiş ülkelerde yaygın olarak kullanılan nükleer santralların yapımı konusunda yıllarca süren tartışmalara sahne oldu. Nükleer santral kurulması konusunda kararlılığını sürdüren AK Parti hükümeti, son olarak Sinop’ta ilk santralın kurulmasını kararlaştırdı. Enerji Bakanı Hilmi Güler, Devlet Bakanı Ali Babacan, Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanı Okay Çakıroğlu, önceki gün enerji sektöründe yatırımları olan 14 holdingin temsilcileriyle bir araya geldi. Sinop’ta inşası kararlaştırılan ilk santral 5 bin megavatlık kurulu güce sahip olacak. Nükleer santralın kurulmasına, iş dünyası ve enerji çevreleri tam destek verdi.



Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan, nükleer santral kurma çalışmalarını olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi. “Enerji krizinin çözümü ve arz talep dengesi için geçmiş dönemlerde doğalgazın tek çözüm olarak sunulması yanlışına nükleerde düşülmemeli.” diyen Çağlayan, diğer kaynakların ve öncelikle de yerli kaynakların harekete geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Nükleer santrallara karşı çıkanları anlamada güçlük çektiğini vurgulayan Çağlayan, “Ermenistan’da var, Fransa’da var. Başka ülkelerde var. Onlara da karşı çıkılması gerekiyor. Aksi halde, bizde olmasın mantığını anlamak zor.” şeklinde konuştu. Çağlayan’a göre, çok hızlı bir şekilde ulusal enerji politikası oluşturulmalı. Milli ve yerli kaynaklar öncelikle harekete geçirilmeli. Sağlanacak kaynak çeşitliliği ile enerjide dışa bağımlılık minimuma indirgenmeli. İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü Nükleer Araştırmalar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Bayülken de, nükleer santralların Türkiye’nin enerji sorununu çözmede katkı sağlayacağı görüşünde. Ancak, Bayülken, nükleer santralların Türkiye’nin enerji talebini karşılamada tek unsur gösterilmesinin yanlış olacağına dikkat çekerek, yerli kaynakların önemine işaret etti. Prof. Bayülken, nükleer santralların kuruluşu ile ilgili 3 unsura vurgu yapıyor: Şirket iyi seçilmeli, finans kaynakları güvenilir olmalı ve bilinen reaktör sistemleri-teknoloji tercih edilmeli. Nükleer enerji santrallarının kuruluş maliyetleri, diğer santrallara göre daha pahalı. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından yapılan çalışmaya göre nükleer santralların ilk yatırım maliyetleri diğer teknolojilere göre daha yüksek. Bunun sebebiyse, nükleer santralların kuruluşunda uygulanan yüksek güvenlik ve kalite. Buna göre ilk yatırım maliyeti ülkeden ülkeye ve teknolojiye göre farklılık göstermekle birlikte 1500-3500 $/kW arasında değişiyor.



İlk yatırım maliyetlerini artıran en önemli etken inşaat süresi. Süre uzadıkça maliyet artıyor. Buna karşın TAEK, nükleer santralların en önemli avantajını, fosil yakıtlı santrallara göre yakıt maliyetlerinin düşüklüğünü gösteriyor. Kurum buna şu örneği veriyor: Yakıt maliyetinin iki misli artması durumunda nükleerde üretim maliyeti yüzde 10 artarken, aynı durum doğalgaz santrallarında yaklaşık yüzde 60-80 artışa sebep olabiliyor. Elektrik Mühendisleri Odası tarafından yapılan bir çalışmaya göre de, kilovat başına ilk kuruluş maliyeti açısından 3 bin 500 dolar ile nükleer santrallar ilk sırada yer alıyor. Bunu 2 bin dolar ile petrole dayalı termik santrallar, bin 600 dolar ile de linyite dayalı termik santrallar takip ediyor. Birim üretim maliyetleri bakımından en ucuz üretim ise hidroelektrik santrallarında gerçekleşiyor.



SANTRALLARIN KİLOWAT BAŞINA İLK KURULUŞ MALİYETLERİ



Hidroelektrik - 750-1.200 $



Linyite dayalı termik - 1.600$



İthal kömüre dayalı - 1.450$



Doğalgaz - 680 $



Nükleer santrallar - 3.500 $



Rüzgar santralları - 1.450 $



Petrole dayalı termik - 2.000 $



Kaynak: Elektrik Mühendisleri Odası

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious