Numan Kurtulmuş kaset iddiaları (Kaseti) Yalan mı?

Numan Kurtulmuş kaset iddiaları (Kaseti) Yalan mı?.20850
20.12.2013 / 20:31:59

Numan Kurtulmuş'a ait olduğu iddia edilen kurmaca video, akıllara durgunluk verdi. Videonun kurmaca olduğu alenen ortada!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Numan Kurtulmuş'u uydurma bir video ile indirmeye, hükümete zarar vermeye çalışıyorlar. Numan Kurtulmuş'un görüntüsü olduğu iddia edilen videonun kurmaca olduğu ortada.

Sosyal medyada da bu söylentilere çok inanılmadığı görülüyor.

www.haberaktuel.com olarak bu çirkin, kurmaca videoyu yayıncılık anlayışımız gereği yayınlamıyoruz!

Numan Kurtulmuş, ortaya çıkan çirkin görüntülerden sonra bir açıklama yaptı.

Haber Aktüel farkıyla o açıklamayı da açıklama yapıldıktan 1 dk sonra sizlerle paylaşıyoruz:

 

"Akşam saatlerinden bu yana sosyal medya üzerinden şahsıma yapılan iğrenç ve aşağılık bir isnadın ne kadar büyük bir iftira olduğu, görüntünün bir porno filmden alındığının ortaya çıkmasıyla anlaşılmıştır. "Bu kadarı da Gayretullah’a dokunur" diyerek, süreci başından itibaren teenniyle izledim. Siyasetin böylesine çirkefleştirildiği bir ortamda, şahsıma yapılanın iğrenç bir iftira olduğuna inanan herkese teşekkür ediyorum. Ancak bu ağır suç, yapanların, yayanların ve ağzı sulanarak haber yapmaya çalışanların yanına kar kalmayacaktır."

NUMAN KURTULMUŞ KİMDİR?

Amentü Şerhi Yazarı Merhum Binbaşı Numan Kurtuluş'un torunu, şuurlu gençliğin yetişmesinde bir çok kuruluşta hayırlı çalışmalara imza atmış Merhum Tabip İsmail Niyazi Kurtulmuş'un oğlu olarak 1959’da Ünye’de doğan Numan Kurtulmuş, İstanbul İmam Hatip Lisesi'ndeki eğitiminden sonra İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden 1982 yılında mezun oldu.

1984 yılında, yine aynı Fakülte’de yüksek lisansını tamamladı. 1988-1989 öğretim yılında ABD’de Temple University School of Business & Management’da lisansüstü çalışmalarını sürdürdü. Kasım 1990 ile Haziran 1993 tarihleri arasında ABD’de Cornell University New York State School of Industrial & Labor Relations’nda Misafir Öğretim Üyesi olarak bulundu.

Yazarın, sosyal siyaset, işçi-yönetim ilişkileri, yönetim ve organizasyon, sendikalar ve sendikacılıkta yeni trendler ve insan kaynakları yönetimi konularında yayınlanmış makaleleri vardır. Ayrıca çeşitli uluslararası ve yerli kuruluşların sempozyum ve seminerlerinde tebliğler sundu.

“Stok Yönetiminin Data Base Yaklaşımıyla Entegre Edilmesi” ve “Model İnsan Tipi Açısından Endüstri İlişkilerindeki Değişim” konularında yüksek lisans ve doktora tezleri ile “Post-Endüstriyel Dönüşüm” ve “Japon Sisteminde İşçi-Yönetim İlişkileri” isimli doçentlik çalışmaları mevcuttur. 1992 yılında İktisat Doktoru, 1994 yılında Çalışma Ekonomisi Anabilim dalında Doçentlik unvanını aldı. Sanayi Ötesi Dönüşüm adlı eseri yayınladı.

Bir ara İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdüren Kurtulmuş, Önder İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği yönetim kurulu üyeliği ve Fazilet Partisi İstanbul İl Başkanlığı görevini yaptı. FP'nin Anayasa Mahkemesi'nce 22 Haziran 2001'de kapatılmasından sonra kurulan Saadet Partisi'nin GİK'inde görev aldı.

Daha sonra Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerini birlikte yürüttü.

2004 yılında profesör olan Kurtulmuş, akademik çalışmalarını İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak sürdürmektedir.

Prof. Dr. Sevgi Kurtulmuş'la evli olan Numan Kurtulmuş üç çocuk sahibi.

ZİNA?

Zinanın ispatlanması için dört şahidin açıktan açığa tam olay esnasında müşahede etmeleri şartının, Hz. Aişe (ra)'ye isnad edilen zina iftirasından sonra, iftiranın iftira olduğu sabitlenmeden evvel düzenlendiği iddiası doğru mudur?

Hz. Peygamber (asv)'e inanmayan ve Kur’an’ı -hâşa- onun uydurması olarak gören kimseye ne anlatılsa fazla bir değer ifade etmez. Çünkü, ona göre Hz. Muhammed (asv) -haşa yüz bin defa haşa- her şeyi uydurmuştur. Şimdi dünyanın tesadüf oyuncağı olduğunu düşünen bir ateistin Peygambere veya Kur’an’a inanması zaten işin tabiatına aykırıdır. İmanın temel esaslarına inanmayan kimselere böyle fer’î meseleler ispat edilemez.

Bununla beraber şunu söyleyelim ki, “Hz. Aişe (ra)'ye isnad edilen zina suçundan (iftirasından) sonra, iftiranın iftira olduğu sabitlenmeden evvel düzenlendiği” iddiası doğru değildir.

Bütün siyer ve tarih kaynaklarında sabit olan gerçek şudur ki; Hz. Aişe (ra)’ye yapılan iftiradan sonra Hz. Muhammed (asv) -dört şahitle ilgili olarak- hiçbir hadis söylememiştir.

Kaynakların bildirdiği şudur:  Bu iftira hadisesinden sonra, Hz. Peygamber (a.s.m) yakın çevresinden eşi hakkında bilgi almış ve herkes tarafından onun çok iffetli biri olduğu hususu dillendirilmiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.m) Mescid-i Nebevî'de eşinin masum olduğunu düşündüğünü, ondan hayırdan başka bir şey bilmediğini söylemiş ve bu konuda “dört şahidin gerekli olduğunu” asla söylememiştir.(bk. Said Ramazan el-Butî, Fıkhu’s-Sîre, s.278-289).

Bu ifk / iftira hadisesinin üzeriden bir aydan fazla bir zaman geçmesine rağmen, konuyla ilgili bir vahiy inmemiştir.(bk. a.g.e). Bu husus bile tek başına Hz. Muhammed (a.s.m)’in hak peygamber olduğunu göstermektedir. Çünkü, eğer ateistlerin dediği gibi, kendisi ayetleri uydurmuş olsaydı, bu hayatının en sıkıntılı olayında neden ertesi gün hemen bir ayet ortaya koymasın? Neden düşmanlarını sevindiren, dostlarını üzüntüye boğan bu işi bir an önce çözmesin ve bunun iftira olduğunu söylemesin? Neden bir aydan fazla bir süre bekledikten sonra bu ayetleri ortaya koysun?

Bunun tek bir izahı vardır, o da şudur: Hz. Muhammed (a.s.m) de bir kuldur, kendi başına hiçbir iş yapamaz, kendisinin haysiyet ve şerefiyle oynanmış bir hadisede de, Allah’ın vahyini beklemekten başka yapacağı bir şey yoktur.

Zaten, kuvvetli bir ihtimalle, Allah’ın bu vahyi ilk günde indirebildiği halde, bir müddet geciktirmesinin altında yatan hikmet ve verilmek istenen ders şudur; Kur’an Hz. Muhammed (asv)’in malı değildir, o istediği an istediği ayetin indirilmesine asla müdahil değildir. O sadece bir elçidir, Allah dilediği zaman ona vahyini indirir, o da bunu tebliğ etmek zorundadır.

Bir âmayı meclisinde ihmal ettiği için -belki bu konuyu hiç kimseye açmak istemediği halde- anında kendisini azarlayan ayetleri (Abese suresi) -istemese de- tebliğ etmesi, Hz. Aişe (ra)’ye yapılan iftira olayında ise -bir an önce gelmesini istediği halde- bir aydan fazla vahyin gecikmiş olması, zerre kadar aklı olana Hz. Muhammed (a.s.m)’in Allah’ın kulu ve resulü olduğu gereçeğini itiraf ettirecek niteliktedir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*