Nuri Bilge Ceylan: Artık bıktık!

Nuri Bilge Ceylan: Artık bıktık!.10523
  • Giriş : 12.06.2009 / 23:11:00

Dünyaca ünlü Türk yönetmen Nuri Bilge Ceylan, çok festival gezdiklerinden dolayı organizasyonlardan bıktıklarını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Birçok yönetmenin gerçeğe ulaşmak istediğini belirten Ceylan, hayatın her zaman kendisini şaşırttığını ve hayretler içinde bıraktığına dikkat çekti.

16. Altın Koza Film Festivali etkinlikleri kapsamında Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda düzenlenen söyleşiye katılan Ceylan, "Ama bir kentte yaşayan insanlar için bir tek festival vardır. Çünkü farklı filmleri görebilecekleri tek platformdur." dedi.

Oyuncu-Senarist Ebru Ceylan, Yönetmen Mehmet Eryılmaz, Senarist-Oyuncu Ercan Kesal ve Oyuncu Hatice Aslan'ın da konuşmacı olarak katıldığı programda konuşan Ceylan, sinema dünyasının son derece "demirden yasalarla" ilerlediğini kaydetti.

Belli kurallara ve yasalara uymayan filmlerin dağıtım ağına çıkmadığını vurgulayan Ceylan, o noktada farklı film ve duyarlılıkların festivallerde ortaya çıkabileceği tek yerler olduğunu belirtti.

Bir tek filmin bile insan hayatını değiştirebileceğine inandığını dile getiren Ceylan, "Ana akım piyasa, tabiî ki daha genel-geçer konvensiyonel duygular üzerinde ilerliyor. Bizim çok yasak, çok insanlarla paylaşamadığımız duygular, dolayısıyla o platformlarda yer almıyor. Siz beli bir azınlığı ilgilendiren bir filmler yaparsanız, çok fazla seyrici çekmiyor. Ben piyasayı çok iyi biliyorum. Filmler en çok Cannes Film Festivali'nde satın alınır." şeklinde konuştu.

Normalde kendi filmlerinin yurt dışında satılmasının çok zor olduğunu ifade eden Ceylan, üzerinde bir etiket taşıdığı için Cannes'da yarıştığı ve ödül aldığı için müşteri bulduğunu anlattı. Etiketin filmlerindeki satışı beli bir miktarda garantilediğine işaret eden Nuri Bilge Ceylan, sinemada hata yapmanın önemli olmadığını belirtti. Büyük bir ilgiyle dinlenen Ceylan, söyleşide önemli olanın sinemaya bir yerden başlamak olduğunun altını çizdi.

Birçok yönetmenin gerçeğe ulaşmak istediğini belirten Ceylan, hayatın her zaman kendisini şaşırttığını ve hayretler içinde bıraktığına dikkat çekti.

Ceylan, şöyle devam etti: "Mesela diyalogları yazarken çok dikkat ederim; çünkü çok şaşırtır beni. O diyalogun mantığını hiçbir zaman çözemedim. İnsanların en derinindeki niyetler çok tuhaf bir şekilde dile geliyor. O yüzden belgesel bir yaklaşımla kurguyu birleştirmeye çalışan üslup bana daha yakın gelir."

Bir daha oyunculuğa dönmeyeceğinin sinyallerini veren Ceylan, "Çok iyi bir oyuncu olduğumu düşünmüyorum. Ses tonum oyunculuğa uygun değil. Çok kolay anlaşılmıyor. Vurgularım çok bozuk, iyi değil. Kamera arkasında kalıp her şeyi kılı kırk yararak denetlemeyi tercih ederim." şeklinde konuştu.

Film yapmasındaki amacın insanlara "bir paket hap vermek" olmadığını anlatan Ceylan, her filmin kendisi için de bir arama eylemi niteliği taşıdığını açıkladı.

Kendisinin de kafasındaki sorulara cevaplar aradığını dile getiren Ceylan, şunları söyledi: "Film yapma eğilimim 'bildiklerimi başkalarına aktarma eğilimi' değildir kesinlikle. Kendim de hayatı anlamaya çalışan bir insanım. Duyduğum acıları dindirmeye çalışan, bana sorun olan meselelere cevaplar bulmaya çalışıyorum. Sanatla ilişki kurduğumda bir anlamda nasıl yaşayacağımı da anlamak istiyorum. Dolayısıyla filmlerimde benimle birlikte bu sürece katılmak isteyenler için yapılıyor olabilir. Tabiî ki bu sorulara karşılık vermek kolay değildir. Bütün filimler hayat felsefemin bir parçasıdır."

İnsanın lükse hemen alıştığını vurgulayan Ceylan, 'Kasaba' filmini iki kişiyle çektiğini anlattı.

Sette her işi yaptığını söyleyen Ceylan, "Esasında bunlar bir şeyi değiştirmiyor. Setteki lüks meselesi çok abartılıyor. Daha iyi çalışma koşulları olan reklâmcılık ve dizi setleri alıştırıyor buna. Oysa bunlar insanın bazı özelliklerini köreltiyor ve rahata çok alıştırıyor. Son filmimde 20'nin üzerinde insan vardı sette. Çoğunun adını bile bilmiyordum. İşin öyle mekanik bir tarafı oluyor.

İlk filmlerdeki ruh hali daha iyiydi. Birkaç kişi olurduk. Çok daha süratli hareket edebiliyorduk. Ama bir yanandan da insan yaşlanıyor. Enerjisi azalıyor. Çok da kaderi değiştiremiyoruz. Giderek ekip büyüyor. Daha konvensiyonel yöntemlere kayıyoruz. Bunların sonucu etkileyip etkilemeyeceğini zaman gösterir. Ama ben daha çok onay göreceğini düşünülen farklı niyetlere gireceğimi sanmıyorum. Niyetlerim konusunda kararlıyım." dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*