Obama'nın kaderini değiştiren ne?

Obama'nın kaderini değiştiren ne?.12439
  • Giriş : 07.11.2008 / 08:56:00

Obama seçilmesini 3 yıl önce ölen bir kadına borçlu. Bugün bir buket çiçekle mezarını ziyareti insanlık adına ne iyi olurdu. İşte Obama'yı başkanlığa götüren otobüs.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Eşyalar ve mekânlar onu kullananlarla bir değer ve anlam kazanır.
Bir metre uzunluğundaki bir sopayı 'bunu falanca kullanmıştı' deyip önemseyebilirsiniz. Ya da yıkılmak üzere olan eski bir yapıyı 'burada falanca doğmuştu' diye imrenerek ziyaret edebilirsiniz.

50 kuruşluk tükenmez kalem onu kullanana göre çok farklı anlamlar ifade edebilir… Birinin bastığı yere basmak, ya da buraya o dokunmuştu diye parmaklarınızın ucunu bir ağaca, bir duvara sanki incitmek istemez gibi dokundurmak isteyebilirsiniz.

Kısacası herkesin kendince kutsadığı ve değer verdiği eşyalar ve mekânlar vardır. Nihayetinde eşyalar ve mekânlar onu kullananlarla bir değer ve anlam kazanır.

Bugünkü yazımı “Obama ilk ziyaretini kime yapmalı?” başlığıyla yazmak niyetindeydim. Fakat son anda bulduğum bir resim yazı başlığını değiştirmeme neden oldu. Baktım ki, bir otobüs müzede sergileniyor. Dünyada bir müzede sergilenen tek otobüs bu olmalı diye düşündüm…
İnternet malum, dünyanın her yanından tıklanabiliyor. Eğer dünyanın başka ülkelerinde sergilenen ve özel bir anlamı olan araçlar varsa okuyucularımız bizlerle paylaşırsa mutlu oluruz.

Barack Obama'nın Amerika'ya başkan seçilmesi nedeniyle bu ülkede siyahların acınası hikâyesinden çok sayıda örnek yer aldı medyamızda. Fakat Barack Obama'yı Beyaz Saray'a çıkaran tarihi adım bildiğiniz gibi geçim telaşına düşmüş gariban bir terzi kadının cesur ilk hamlesiyle başlamıştı. Haziran ayında bir yazımda yer verdiğim konuya bu vesileyle bir daha temas etmek istiyorum.

Tarihlerden 1 Aralık 1955.

Amerika'nın Montgomery kenti…

O yıllarda Amerikan yasalarına göre zenciler otobüste beyazlara yer vermek zorundadır. Zenciler bu durumdan oldukça şikâyetçidir ama yapabilecekleri bir şey yoktur. Zenciler toplumdan tecrit edilmiş bir yaşam sürmeye mahkûm edilmişlerdir.

İnsanlık dışı uygulamalar gün gelir kendi halinde sakin bir kadın olan Rosa Parks'ın canına tak eder. Rosa bir gün karanlığı delen önemli bir karar alır ve 'Ben artık otobüste beyazlara yer vermeyeceğim' der. Bu kararla sadece kendinin değil, tüm zencilerin kaderini değiştiren bir dönemi başlatır.
Nitekim ertesi gün otobüste bir beyaz Rosa'nın başında dikilir ve yer vermesini bekler. O buna aldırmaz. Rosa son derece kararlı bir tavırla yerini vermemekte direnir. Durumun gerginleşmesi üzerine şoför otobüsü en yakın polis karakoluna çeker. Rosa önce sorgulanır, ardından hapse atılır. Rosa Parks'ın bu davranışı ve uğradığı muamele önce tüm Montgomery'e, ardından da Amerika'ya yayılır.

Martin Luther King bu fırsatı iyi değerlendirir. 382 gün süren Montgomery otobüs boykotunu başlatır. Zenciler otobüse binmezler ve her yere yürüyerek giderler. Bazı beyazlar da onlara destek verir. Olaylar giderek büyür. Sonunda Amerika Federal mahkemesi, ırk ayrımcılığını yasaklar. Bu olay, Amerika'da vatandaşlık haklarının başlangıcı sayılır. Çok geçmeden, zencilerin beyazlara yer verme zorunluluğu ortadan kalkar. Uygulamaya son verilir.

Resimde gördüğünüz otobüs, 'Ben artık otobüste beyazlara yer vermeyeceğim' diyen Rosa Parks'ın o gün bindiği otobüs. Rosa Parks'ın fotoğrafı da, o gün gözaltına alındığı karakolda çekildi.

Yıllar sonra Amerikan yönetimi bir bakıma iade-i itibar için Rosa Parks'ı Beyaz Saray'da ağırladı. Rosa Parks'a 1996 yılında Başkanlık Özel Ödülü verildi. 1999'da da Kongre tarafından altın madalya ile ödüllendirildi. ABD Başkanı Bill Clinton, Rosa Parks'a Başkanlık Özel Ödülü madalyasını takarken, "İyi ki, o gün o koltuktan kalkmadın" dedi.

İlginçtir, Rosa Parks'ı bu davranışından dolayı kutlayan Başkan Bill Clinton, Rosa Parks gibi siyahî olan Barak Obama'nın gün gelip eşi Hillary Clinton'ın elinden Demokrat Parti'den Amerikan başkan adaylığını alacağını elbette bilemezdi.

Rosa Parks o gün o koltuktan kalkmamakla, Beyaz Saray'daki başkanlık koltuğuna gün gelip bir siyahın oturmasının da önünü açtı. Hatta yine bir siyahî olan ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice bir toplantıda konuşurken, Rosa Parks'ı anarak, "O olmasaydı, ben bugün bu koltukta oturamazdım" diyerek bir hakşinaslık yaptı. Ve elbette, Rosa Parks olmasaydı, Barack Obama'nın Amerika'ya başkanlığı da söz konusu olamayacaktı.
Rosa Parks 24 Ekim 2005'te öldüğünde ABD Başkanı George Bush naşının önünde saygıyla eğildi.

Danışmanları keşke Obama'yı yönlendirseler de, çok gecikmeden elinde bir buket çiçekle Rosa Parks'ın mezarını ziyaret etmesini sağlasalar.
Herkesin birbirinin omzuna basarak bir yerlere gelmeye çalıştığı günümüzde bu tür kadirşinas görüntülere insanlığın o kadar çok ihtiyacı var ki.
Bütün bunlardan bize ne diyen insanlar tüm insanlığın aynı gemide yaşadığını unutmamalılar.

Haziran ayında kaleme aldığımız konuyla ilgili bir başka yazımızın ilk cümlelerini burada son cümlelerimiz yaparak bitirelim.
Bir kişi insanlığın kaderini etkileyebilir mi? Bunun cevabı kesinlikle evet…
Bu nedenle, ülkemizin bugünlerde yaşadığı sorunlara bakarak moralinizi bozmayın. Bu ülkenin geleceği çok aydınlık… Sadece biraz sabır gerekiyor.

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*