Öbür dünyanın kapısını bekleyen kültür hazineleri

  • Giriş : 19.04.2006 / 00:00:00

“Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için / Gelmesin, reddeylerim billâhi öz kardaşımı / Gözlerim ebnâ-yı Âdem’den o rütbe yıldı kim / İstemem ben Fatiha, tek çalmasınlar taşımı.”

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


22 Mayıs 1912’de dünyasını değiştirdikten sonra vasiyetini yerine getirdiler mi bilmiyoruz; ama bu hiciv ustasının korktuğu başına gelmiş ve taşı çalınmış. Şimdi kim bilir hangi meçhul mezarda, taşsız, nişansız yatıyor. Sadece Şair Eşref değil bu akıbete uğrayan; kültürümüzün en kıymetli hazinelerinden biri olan tarihî mezarlarımızın büyük kısmı, geçtiğimiz yüzyıl içerisinde talan edildi. Kitabelerinin metinleri devirlerinin en yetkin şairleri tarafından kaleme alınan, yazıları en usta hattatlarca yazılan, mermerleri mesleğinin zirvesindeki sanatkârlar tarafından dantel gibi işlenen; başlıklarıyla, üzerlerindeki sembollerle sırladığı bedenin kimliğini, sosyal mevkiini, cinsiyetini, mesleğini, tarikatını ta karşıdan fısıldayan yüz binlerce mezar taşı, kör kazmanın kurbanı oldu. Kimileri arsa açmak, yeni mezarlara yer kazandırmak için sökülüp bir kenara atıldı, kimileri kırılıp bir inşaatın temelinde kullanıldı. ‘Serin selviler altında âsûde bir bahar ülkesini’ andıran mezarlıklarımız, donuklaşan ruhlarımız gibi sevimsiz bir hal aldı. Taşların yazılarını okuyacak, kıymetlerini anlayacak kimse kalmadığı için bu kültür katliamına karşı çıkan da olmadı; karşı koymak isteyenler seslerini duyuramadı.

Günümüzün en yetkin hattatlarından Hüseyin Kutlu, bu sahada örnek bir çalışmaya imza atarak “Kaybolan Medeniyetimiz / Hekimoğlu Ali Paşa Camii Hazîresi’ndeki Tarihî Mezar Taşları” kitabını kaleme aldı. Kitabın yazılış öyküsü aslında Kutlu’nun 1976 yılında Hekimoğlu Ali Paşa Camii’ne imam olarak atanmasıyla başlıyor. Kutlu, 2001’e kadar süren 24 yıllık görevi boyunca adeta tırnakları ile kazıyarak klâsik Türk mimarisinin son örneği diyebileceğimiz bu önemli külliyeyi harabe halinden kurtarıp bir gül bahçesine çevirdi. Cami ve çevresini ibadethane olmanın yanı sıra ilim ve sanat merkezi haline getirdi. Bu arada bahçedeki paha biçilmez mezar taşlarına da el atıldı. Kırılarak toprağa gömülmüş taşlar yeniden dikildi, yönü bozulmuş sandukalar düzenlendi. Toprak altındaki parçalar çıkarıldı; kırık parçalar tamamlandı, kararmış, yosun tutmuş taşlar temizlendi. Ve bu örnek çalışma, “Kaybolan Medeniyetimiz” ismiyle büyük boy, şamua ciltli bir kaynak eser halinde kültür hayatımıza kazandırıldı. Kitabı gördükten sonra insanın aklına “Bir bahçe içerisinde bu kadar hazine gizli ise koskoca Osmanlı coğrafyasında neler vardır?” sorusu geliyor. Kim bilir, belki Hüseyin Kutlu’nun çalışması, bu konuda daha başka güzel çalışmaların yapılmasına vesile olur. (Bilgi için: 0212 585 53 54 )

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious