Öcalan, İmralı'dan nakledilmeli

Öcalan, İmralı'dan nakledilmeli.12001
  • Giriş : 05.11.2008 / 17:17:00

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Öcalan"ın “en rahat hükümlü” olduğunu açıkladı...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ben de soruyorum: Öcalan"ın İmralı"da olması doğru mudur?

Koskoca bir İmralı adasının Öcalan"a tahsis edilmiş olması ve Öcalan"ın burada tecrit koşullarında yaşıyor olması, artık yüksek sesle sorgulanması gereken bir husustur…

Başka hükümlülerin statüsü neyse Öcalan"ınki de o olmalıdır…

Başka hükümlüler tecrit koşullarında yaşamıyorlarsa Öcalan da yaşamamalıdır…

Başka hükümlüler televizyon izleyebiliyorlarsa, diledikleri gazeteyi okuyabiliyorlarsa, Öcalan da izleyebilmeli ve okuyabilmelidir…

Demokratik hukuk devletinde bütün hükümlüler eşit haklara sahiptirler…

Öcalan"ın “en rahat hükümlü” olması, övünç duyulacak bir durum değildir…

Gözden ırak ve sivil otoritenin kontrolü dışındaki bir adada bir başına tutulan Öcalan gerçekliği, Türkiye"nin hep başını ağrıtmaya devam edecektir…

Orada Öcalan"ın başına kendiliğinden bir şey gelse, bu durum başka türlü yorumlanarak spekülasyon konusu yapılabilecektir…

Öcalan"ı farklı kılan özellikleri biliniyor…

Ama Öcalan"ın İmralı"dan örgütünü yönetmesine izin verenler neyi amaçladılar, sormak lazım…

Öcalan yakalandığında Kürt sorunu da PKK sorunu da bitirilebilirdi…

Türkiye"nin eline böyle bir altın fırsat geçti…

Ne yazık ki bu tarihsel fırsat değerlendirilemedi.

Niçin?

İstenmediği için mi, yoksa böyle bir şeye güç yetirilemediği için mi?

Bence birincisi…

Öcalan"sız PKK"nın dağılıp parçalanacağı sanıldı…

Öcalan"ın yakalandıktan sonra yaptığı özeleştirilerle kuruluş felsefesini, yani bağımsız Kürdistan idealini inkar eden yeni duruşuyla örgütün hedefini yitirdiği için yok olup gidileceği sanıldı…

PKK"nın bitmesi halinde de bu sorunun rafa kalkacağı sanıldı…

Belki de bunun dışında bir şeydi…

Kürt sorununun çözümsüzlüğü üzerinden kendilerine varlık alanı oluşturan sistem içindeki Ergenekoncu-ulusalcı güç odakları “düşmansız” kalmak istemediler…

Oysa PKK beklentilere uygun bir şekilde bitmiş veya bitirilmiş olsaydı bile, PKK"yı besleyip büyüten “Kürt sorunu” bitmiş olmayacaktı…

PKK"nın bir dönem için “sorun” olmaktan çıkartılmış olması, “Kürt sorunu”nun üniter devlet içinde eksiksiz bir demokrasi anlayışıyla çözülebileceği rahat bir ortam yaratmıştı…

Dediğim şu benim…

PKK"ya rağmen bile Kürt kimliğinin tanınması ve Kürt kültürel haklarının tanınması sağlanabilirdi… Çünkü PKK, Öcalan"ın talimatıyla silahlı güçlerini sınır dışına çekerek süresiz ateşkes ilan etmişti… O süreçte bu her iki sorun da bir biçimde çözülebilirdi…

Ama belli ki o birileri çözümsüzlükten beslendiği için buna ayak diredi…

Gidip Öcalan"la konuştular uzun uzadıya, hatta kendisiyle bir biçimde pazarlık anlamına gelebilecek mülakatlar da yaptılar…

Sonrası malum…

O dönemi hiçbir şey yapmadan heba ettiler…

Şimdi o birileri “Ergenekon davası” dolayısıyla içerdeler... En ağır ithamlarla yargılanıyorlar…

Umarım Türkiye toplumu, kapalı kapılar arkasında dönen dolapların bilincine varır artık…

Şimdi varsayımlara devam edelim isterseniz…

Hadi diyelim, PKK"yı silahtan tümden arındırmak, yani silahlı unsurları düz ovaya indirmek o kadar sanıldığı kadar kolay olmasın. Pekiyi, ya kültürel hakların tanınması? Kürt dilinin önündeki anayasal ve yasal engellerin kaldırılması çok mu zordu?

İşte bugün Kürt kimliği tanınıyor… TRT Kürtçe yayınına yakında başlıyor… Yarın bunu başka adımlar da izleyecek…

Daha doğrusu, izlemeli…

Dün bunlar gerçekleşseydi bugün Türkiye farklı yerlerde olurdu…

Dün bunları gündeme getirdiğimizde “bölünürüz!” diyenler, bugün Kürtçe televizyonu savunur hale geldiler… Eminim Kürtçenin öğrenilip öğretilmesi, üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinin açılması, özel Kürtçe tv ve radyoların açılabilmesi vb. haklar yarın bir bir gerçekleşecek…

Ve eminim ki bütün bu haklar sağlandığında Türkiye bölünmeyecek, tam tersine bütünlüğünü daha bir perçinlemiş olacak…

Bütün bunların gerçekleştiği bir Türkiye"de asıl benim dediklerimin doğru olduğu görülecektir… Yani “bölünme paranoyaları”nın asılsız olduğu apaçık görülecektir… Birilerin bilerek bu tür paranoyaları kendilerini yaşatmak için uydurduğunu herkes görecektir…

Bütün bunları yapmak için Öcalan veya PKK/DTP ile masaya oturmaya hiç gerek yok...

PKK-DTP Kürt sorununun demokratik çözümü için “muhatap” alınması gereken unsurlar değildir… Bu konuda tek muhatap Kürt halkıdır… Kürt halkına bu demokratik ve kültürel hakları verildiğinde zaten sorun da çözülmüş olacaktır… PKK"nın bu sorun üzerinden ürettiği istismar alanları da ortadan kaldırılmış olacaktır…

Sözünü ettiğim haklar, her vatandaşın sahip olması gereken demokratik haklardır…

Bunlar birinci demokrasilerde “insan hakları” diye kabul edilen haklardır…

Bu hakların verilmesi üniter yapıyı hiçbir şekilde zedelemez… Devletin ve ülkenin bütünlüğünü hiçbir şekilde sarsmaz…

Tam tersine Kürt vatandaşlarımızın bu ülkeye ve devlete aidiyet duygusunu kökleştirir…

PKK"nın beslendiği vasat da böylelikle ortadan kalkmış olur…

Dağa giden yollar tıkanmış olur…

Geriye dağdakileri indirmek kalır…

Bunun için de uygun formüller pekala bulunabilir…

Öcalan veya PKK, Kürt sorununun kendisine rağmen çözümünü engellemeye çalışıyorsa, yani daha açık bir ifadeyle, Kürt sorununun çözülmesi halinde beslendikleri toplumsal zemini kaybedeceklerine inanıyorlarsa ve sırf bu yüzden şiddeti tırmandırıyorlarsa, bu durumda yapılması gereken en akıllıca iş, çözüm için elimizi çabuk tutmaktan geçmiyor mu?

Başbakan"ın ifadesiyle, PKK"nın istismar alanları kurutulmak isteniyorsa, yapılacak olanlar bellidir…

Öcalan"ın İmralı"da tecrit koşullarında tutuluyor olması da bir istismar alanıdır…

Öcalan"ı İmralı"dan alıp özel güvenlikli hapishanelerden birine nakletmenin zamanı geldi de geçiyor…

MHP lideri Bahçeli"nin kaç zaman öncesinden dile getirdiği bu öneri, vakit geçirilmeden uygulanmalıdır…

Vakit kaybı, Türkiye"ye kaybettiriyor…

İstismarcıların da değirmenine su taşıyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*