Öcalan'dan tehdit!

  • Giriş : 11.11.2006 / 00:00:00

Terörist başı Abdullah Öcalan, PKK'nın ateşkesine karşılık verilmemesi üzerine bahar ayında eylemlerin başlayacağını ima etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



İmralı Cezaevi'nde tutuklu olan terörist başı Öcalan, cezaevinden avukatları aracılığı ile hükümeti ve devletİ eleştirirken, terör örgütünün yapması gerekenleri bildirmeye devam ediyor.

PKK terör örgütü yakınlığı ile bilinen Ülkede Özgür Gündem Gazetesi'nde yer alan habere göre, Öcalan PKK'nın ateşkes ilanın karşı hükümetin ve ordunun yaklaşımını eleştirerek, "'Bahara kadar olumlu adım atılmazsa arkadaşlardan özür dileyeceğim. 'Elimizden geleni yaptık, ama olmadı' diyeceğim' dediği belirtildi.

Terör örgütünün eylem yaptığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kış aylarının sert geçmesi üzerine PKK'nın, bu aylarda mağaralara çekilerek bahar aylarında eylem yaptığı biliniyor. Terör örgütünün kış aylarının başlangıcı olan 1 Ekim'de tek taraflı ateşkes kararı alması bu gerekçeye dayandırılmıştı.

Terörist başının Özgür Gündem Gazetesi'nde yer alan bu çirkin açıklamaları bunu doğruluyor. Kaldığı cezaevinden hükümeti ve orduyu eleştiren Öcalan, örgütten kaçanların etkin pişmanlık yasası çerçevesinde serbest bırakılmasının çözüm olmadığını öne sürerek, savaşan iki tarafın olduğu ve suçlularının ortaya çıkarılmasını öne sürdü.

Gazetenin haberine göre, Öcalan, PKK'nın ateşkes kararından sonra da operasyonların sürdüğüne ifade ederek, operasyonların orduya da bir faydasının olamayacağını ileri sürdü. Öcalan, "Bu operasyonların orduya da bir faydası olmaz. Bu şekilde çözüme gidemezler. PKK'yi çatışarak yok etmek imkansız. Mümkün değil. Bahara kadar tavırları belli olacaktır. O zamana kadar net bir cevap vermeleri gerekir. Ondan sonrasına ben karışamam. Buradan açıkça söylüyorum. Şimdiden söylüyorum, o tarihe geldiğimizde olumlu adımlar atılmazsa bütün arkadaşlardan özür dileyeceğim. Onlara sizden özür diliyorum diyeceğim. Biz elimizden geleni yaptık ama olmadı diyeceğim. Ve ondan sonra ne yapacaklarına kendileri karar vereceklerdir. Kimse benim sorumlu olduğumu iddia etmesin. İmha dayatılırsa doğal olarak onlar da kendilerini savunmak için savaşacaktır. Gerçekten çözüm isteniyorsa ve gerekli adımlar atılırsa o zaman biz PKK'yı dağdan indirmek için elimizden geleni yaparız. Çözüm için adım atılmazsa ben ne diyebilirim, ne yapabilirim ki? Süreç tıkanırsa, işlemezse, işte o zaman komplo var derim." şeklinde tehditvari açıklamalarda bulundu.

Öcalan, PKK'nın talepleri ile Avrupa Birliği'nin (AB) şartlarının örtüştüğünü öne sürerek, AB'nin Kürt sorununu çözmemiş bir Türkiye'yi kabul etmesinin de mümkün olmadığını savundu. Öcalan, "Bir halkın kültürel, sosyal, siyasal hakları AB kriterleri çerçevesinde güvenceye alınmalıdır. Kültürel haklar örneğin anadilde eğitim hayati derecede önemlidir. Ben bu yüzden evliliğe bile karşıyım. Kadınlarımızın alınmasını istemem ama kendi kültürüyle yetiştiremeyeceğim bir çocuğumun olmasını düşünemiyorum, bu bana onursuzluk gibi geliyor. Kendi çocuğunuza kendi ismini veremeyeceksiniz, kendi dilini konuşamayacaksa, kendi dilinde eğitim göremeyecekse, hiç olmasın daha iyi. Onun için bu tür evlilik, çocuk gibi şeyleri düşünemiyorum, düşünmedim" dediği ileri sürüldü.

DTP ve birçok aydının yaptığı barış toplantılarına değinen Öcalan, önümüzde dönemde bütün kesimlerin katılacağı bir Barış Konferansı yapmalarını önerdi.

Öcalan, söz konusu konferansta, Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu'nun ele alınması gerektiğini savunarak,kalıcı bir barış süreci için hükümetin de bu çalışmalara katkı sunması gerektiğini söyledi.

'AĞAR, DE CLARK OLABİLİR'

Öcalan, Türkiye'deki Kürtlerle Türklerin durumunu Güney Afrika'daki siyahlarla beyazların durumu gibi olduğunu iddia ederek, "Türkiye'de ezen-ezilen ilişkisi vardır; bu bir gerçekliktir. Güney Afrika'da siyahlar sömürülen, beyazlar ise sömüren durumundaydı. Bu süreç yıllarca devam etti. Daha sonra ülkenin yönetiminde olan beyazlar, ülkeyi bu şekilde yönetmeye devam edemeyeceklerini anladılar. O zaman Apartheid yönetiminin Başbakanı De Clark, en akılcı ve mantıklı yolun bir uzlaşma olacağını gördü. Ve Mandella yıllarca kaldığı hapisten 1990'lı yıllarda serbest bırakıldı. Mandella da olgun davrandı. İntikamcı yaklaşmadı. Ve böylece karşılıklı olarak bir uzlaşmadan sonra Mandella, ilk seçimde iktidara geldi. Ağar'ın açıklamaları, eğer devamı gelirse ve gerçekten samimiyse De Clark benzeri bir rolü Türkiye'de de oynayabilir. Ben buradan Ağar'ın ne yapmaya çalıştığını tam bilemem ama De Clark'in oynadığı rolü oynarsa bu Türkiye için önemli olacaktır. Ağar'ın yaptığı açıklamalar hiç olmazsa bir tartışmayı başlattı." dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious