Ödüllü kitap çok fakat etkisi yok

  • Giriş : 11.01.2007 / 00:00:00

Türkiye'de azımsanmayacak sayıda edebiyat ödülü veriliyor. Bunların içinde uzun ömürlü ve geleneği olanlar da var. Ama gelin görün ki hiç birisinin okur için bir anlamı yok.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye'de azımsanmayacak sayıda edebiyat ödülü veriliyor. Bunların içinde uzun ömürlü ve geleneği olanlar da var. Fakat bunca ödül ve ödüllü kitap, edebiyat ortamına bir canlılık getirmiyor. Bu sayımızda Türkiye'de ödül mekanizmasının nasıl işlediğini, ödüllü kitapların serüvenini ve ödüllerin etkisiz oluşunun sebeplerini ele aldık.

Edebiyat ortamının bir parçası olarak edebiyat ödülleri, ortaya konulan ürüne karşı ilgi ve beğeniyi oluşturma amacına yönelik bir niyet ve gayreti barındırdıkları, yani sanat ve edebiyat eksenli oldukları ölçüde olumlu çabalardır. En azından, eskilerin o meşhur sözünde olduğu gibi marifet-iltifat denkleminin bir tarafını desteklemek suretiyle teşvik edici ve ‘marifet’ artırıcı bir işlevleri vardır. Eski çağların ‘mesen’lik olgusunun nitelikleri ve amaçları değişmiş bir uygulaması gibi, sanatkârı tanıtıcı, destekleyici, hatta kimi zaman yönlendirici birtakım etkileri ve yaptırımları düşünülebilir.

Bugün birçok edebiyat ödülü, ölmüş bulunan bir şairin, yazarın adına verilmektedir. Behçet Necatigil Şiir Ödülü, Cemal Süreya Şiir Ödülü, Ömer Seyfeddin Hikâye Yarışması, Haldun Taner Hikâye Ödülü, Orhan Kemal Roman Armağanı, Sait Faik Hikâye Armağanı, Cahit Zarifoğlu Şiir Ödülü, Yaşar Nabi Edebiyat Ödülü vs... Bu ödüllerin teşvik edicilik yanında, adına ödül verilen yazarın anısını günün edebiyat ortamında diri tutmak, eserlerine ilgiyi nesilden nesile taşımak gibi bir fonksiyonu da üstlendiği söylenebilir.

Tanpınar, ömrü boyunca maruz kaldığı bir “sükût suikastı”ndan söz ediyor, eserlerinin edebiyat çevrelerinden beklediği ilgiyi görmediğinden, hatta bu ilgisizliğin bir bakıma bir özel tavra bürünerek üstünü örtme çabasına dönüştüğünden yakınıyordu. O, elbette, eserlerinin çarptığı duvarlardan yankısız dönüşüne hayıflanıyor, haklarında takdir yahut tenkit yollu yazıların yazılmadığını, edebiyat mahfillerinde üzerinde konuşulmadığını, yeterli bir edebiyat aktüalitesi rüzgârına muhatap olmadığını kastederek bu nitelemede bulunuyordu. Ama bu suikastın bir ayağı da ödülsüzlüktü.

Edebiyat ödüllerinin önemli işlevlerinden biri de eser üzerine ilgiyi toplaması olmalıdır. Bunun birçok örneği vardır. Ama Halide Edip Adıvar’ın Sinekli Bakkal’ının 1942’de Cumhuriyet Halk Partisi Mükâfatı’nı alması üzerine etrafında oluşan ilgi yumağı, olumlu yahut olumsuz eleştiri ve beğeni fırtınası, Tanpınar’ın kendi zamanında şahit olduğu tipik bir örnektir.

Uygulanmalarına bakarak, ülkemizde ödülleri ikiye ayırmak mümkün. Kimi ödüller, bir yarışma sonrası katılımcılar arasından yapılan bir seçme ile veriliyor; kimileri ise geçmişe yönelik olarak, son bir yılın, üç yılın, beş yılın ürünleri arasından yapılan seçme ve eleme neticesinde... Bunlardan birinci grup ödülleri teşvik edici ödüller, ikinci türdekileri ise takdir edici ödüller diye nitelendirebiliriz.

Türkiye’de birinci türden ödüllendirmeler diğerlerine göre daha çok. Birçok vakıf, kurum yahut edebî mahfil, bu türden ödüller veriyor. Genç yazarların pek çoğu, kendileriyle yapılan röportajlarda, bu ödüllere başvurma sebeplerini sıralarken, tanınmak, eserlerini bu vesile ile yayımlatabilmek, edebiyat aktüalitesi içinde yer alabilmek gibi şeyler söylüyorlar. Bizzat ödülün kendisi yahut verilen maddî karşılık, belki de çoğu durumda, epey cüz’î kaçtığı için ikinci, üçüncü sırada geliyor. Oysa Orhan Pamuk’un aldığı ödülle geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin gündemine oturan Nobel edebiyat ödülleri, etkisini, itibarını ve yaptırımını, parasal, siyasal, aktüel yahut kültürel, her anlamda sağladığı imkânlara borçlu değil midir? (Burada parantez içi bir yorum-hüküm olarak Nobel’in bir siyasal angajman, bir kültürel ve ideolojik tercih ve kuşatma içermediğini, ödüllendirilen eserlerin bu doğrultuda belirlenmediğini, kendisine ödül verilenlerin bir oranda “sahibinin sesi” rolünü üstlendikleri için ödüllendirilmediklerini söylemek mümkün müdür?)

Bir ödülün amacına ulaşması, ciddiyeti ile orantılıdır. Bu ciddiyet ise verilen ödülün özelliği kadar, kendisine ödül verilen eserin niteliği ile de örtüşür. Bu ise seçici kurulun niteliği demektir bir bakıma. Bu durumda, jürinin ciddiyeti, tarafsız ve dürüst, iyi belirlenmiş kurallar çerçevesinde bir seçme yapması, daha da önemlisi jüri üyelerinin yetkinliği ve ödül verdiği alanda seçebilme donanımı önem kazanmaktadır. Bir ahbap çavuş meclisi yahut eskilerin deyimiyle “şürekâ heyeti” kimliği ile oluşturulmuş bir jüri, kendi yandaşlarının yazdıklarına “koltuk çıkmak”tan öte bir işlevi yerine getirmeyecektir.

Ödüller niçin ‘etkili’ olamıyor

Bugün Türkiye’de birçok edebiyat ödülü veriliyor. Ama doğrusu bu çabalar, kendilerinden beklenen etkiyi ve fonksiyonu, çoğunlukla yerine getirmekten uzaktırlar. Niçin? Bizce bir değil, birçok sebep yüzünden.

Çünkü meselâ, bu ödüllerin devamlı olmayışı, yani bir bakıma kurumsallaşamaması bu sebeplerden birisi. Periyodik olarak, iyi kötü aksamadan bugüne gelen edebiyat ödülümüz o kadar azdır ki... Türkiye Yazarlar Birliği Ödülleri, Türk Dil Kurumu Ödülleri, Behçet Necatigil Şiir Ödülü, Haldun Taner Hikâye Ödülü, Orhan Kemal Roman Armağanı, Ömer Seyfettin Hikâye Ödülü, Sait Faik Hikâye Armağanı, Yunus Nadi Armağanı gibi ödüller, kalabalık içinden bu doğrultuda hatırlayabildiklerimiz.

Ayrıca, yukarıda belirttiğimiz gibi, eserlerin kimi siyasal veya ideolojik angajmanlar yahut çekincelerle belirlenmesi, ödülün “bizimkiler” ve “ötekiler” kutuplaşması çerçevesinde düşünülmesi, jüri üyelerinin yetersizliği, jüri üyelerinin kimi durumlarda gelen eserleri bile titizlikle okuma zahmetine katlanmamaları, ödüllerin düzenli olarak verilmemesi, zaman zaman aksamalara, kesintilere uğraması gibi etkenler, Türkiye’de edebiyat ödüllerinden beklenen etkiyi vermiyor; bu ödüllendirme çabaları, birçoğundaki bütün iyi niyetlere rağmen kısır gayretler olarak kalma bahtsızlığına uğruyor. Bunda oturmuş, canlı ve gündem oluşturabilen bir edebiyat ortamımızın bulunmamasının, var olan ilgi ve faaliyetlerin de gitgide magazinleşen bir eksene kaymaya başlamasının, çok satan eserler olgusunun içini başka ilgiler, beklentiler ve özelliklerin doldurmasının, birer kültür kurumu yahut sanat, edebiyat meclisi gibi faaliyet gösteren yayınevlerinin ve basın-yayın odaklarının sayısının azlığının da rolü büyüktür. Bu yüzden de, ödülü alan aldığıyla kalıyor, ödülün etkisi çabucak unutuluyor ve belki, biraz daha karamsar olarak söyleyelim ki, çoğu zaman o etki zaten hiç oluşmuyor. Meselâ Türkiye’de aldığı bir ödül yüzünden eseri büyük bir ilgiye mazhar olan, çok satanlar arasına giren edebiyatçı kaç tanedir ki?

Oysa, yazının başında söylediğimiz gibi, edebiyat ödülleri önemli birer kültürel olgudur. Bir edebiyat ödülü, toplumun sanat ve edebiyat ortamında motivasyon oluşturabilir, genç ilgileri yüreklendirir, teşvik eder, adını duyurur, yazmasına devamlılık sağlar. Adına, anısına verildiği edebiyatçıyı, ölümünden sonra bile okur ilgilerinin odağı yapmayı sürdürür, eserlerini milletin edebiyat ortamında bir kültürel ve sanatsal değer olarak diri kılar. Oluşmuş ve oturmuş edebî değerleri ve kişilikleri takdir ederek destekler, kendilerine bir sorumluluk yükler, onların eserlerine ilgiyi taze tutar, okurun ilgisini ve dikkatini okunmaya değer olana çeker ve böylelikle edebiyatın mesafe kat etmesine, öncü ve kaliteli eserlerin çoğalmasına hizmet eder.

Bu etki ve işlevlerin yerini bulmadığı bir ödül çabası, birbirini ağırlayan “körler ve sağırlar”ın işgüzarlığından öte nedir ki?

2006 edebiyat ödülleri ve sahipleri

Sait Faik Hikâye Ödülü

Refik Algan, Saat Kulesi

Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri

Şiir dalında - Olcay Özmen, Sensiz Üç Yağmur

Öykü dalında - Gülçin Karaş, Kaderin Ağı

Ömer Seyfettin Hikâye Ödülü

Ayşe Çokçevik, Hayat

Orhan Kemal Roman Ödülü

Hasan Ali Toptaş, Uykuların Doğusu

Everest Yayınları İlk Roman Ödülü

Tarkan Barlas, Lanetli Oda Güldem Şahan, Gülgez

Sedat Simavi Edebiyat Ödülü

Tarık Dursun K., Hepsi Hikâye

Yunus Nadi Ödülleri

Roman dalında - Yiğit Okur, Deniz Taşları

Öykü dalında - Sezer Ateş Ayvaz, Tamiris’in Gece Şuçları

Şiir dalında - Ruşen Hakkı, Balkonda Akşamüstü

Cevdet Kudret Ödülü

Prof. Doğan Aksan,Yunus Emre Şiirinin Gücü

Necatigil Şiir Ödülü

Mehmet Taner, Çevre Çitin Üzerinde

25. TÜYAP Kitap Fuarı Onur Ödülü

Doğan Hızlan

Dünya Kitap Ödülleri

Yılın Telif Kitabı-Deniz Gürsoy, Tesbih

Parmak Uçlarındaki Huzur

Yılın Çeviri Kitabı - Ahmet Cemal’in çevirisiyle

Goethe’nin Yarat Ey Sanatçı kitabı

Altın Sayfa Edebiyat Ödülü-Aysel Gürmen, Dereden Tepeden

Dereliköy’den Erol Büyükmeriç, Midas’ın Serçeparmağı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious