Öğrenciler için din en güvenilir kaynak

Öğrenciler için din en güvenilir kaynak.14780
  • Giriş : 05.12.2007 / 10:52:00

ODTÜ’nün 18 bin öğretmen adayıyla yapılan araştırmaya göre; öğrencilerin yüzde 53.4’ü için günlük hayatta bilim yetersiz kalırsa din en güvenilir kaynak.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


YÖK Başkanvekili Eşme, “Laik eğitim gerçekleşseydi, bu tablo çıkmazdı” dedi.

ODTÜ Eğitim Fakültesinden Prof. Dr. Meral Aksu, Doç. Dr. Ayşegül Daloğlu, Doç. Dr. Soner Yaldırım, Doç. Dr. Ercan Kiraz ve Yrd. Doç. Dr. Cennet Engin Demir’den oluşan araştırma ekibi, “Eğitim Fakülteleri Öğrenci Profili” başlıklı araştırmanın sonuçlarını, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezinde düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı.

YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İsa Eşme ve eğitim fakültelerinin yöneticilerinin ve öğretim üyelerinin izlediği toplantıda, araştırma ekibi, araştırmanın çeşitli yönlerini ayrı ayrı anlattı.

DİYANET’E MECLİS’TEN DAHA ÇOK GÜVENİYOR

Öğrencilerin kurumlara duydukları güveni belirlemeye yönelik sorunun da yer aldığı araştırmada, öğrencilerin kurumlara “ne kadar güven duyduklarını” “Tam”, “Kısmen” ve “Yok” şeklinde kategorilere ayrılarak yanıtlamaları istendi.

Buna göre, öğrencilerin “tam” olarak güvendikleri kurumlar sırasıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, Anayasa Mahkemesi, emniyet, Diyanet İşleri Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve hükümet olarak belirlendi. Öğrencilerin yüzde 64.4’ü Silahlı Kuvvetlere, yüzde 37.5’i Anayasa Mahkemesine, yüzde 37.3’ü Emniyete, yüzde 32.8’i Diyanet İşleri’ne, yüzde 30.9’u Cumhurbaşkanlığı’na, yüzde 29.4’ü TBMM’ye “tam” olarak güvendiğini belirtti.

Öğrencilerin en az güven duydukları kurumlar ise siyasi partiler (yüzde 1.3), medya (yüzde 1.6) ve Avrupa Birliği (yüzde 3.0) şeklinde sıralandı. Öğrencilerin yüzde 36’sı Avrupa Birliğine (AB) girmenin yararlı olmayacağını, yüzde 48.1’i ise kısmen yararlı olacağını dile getiriyor. Öğrencilerin yüzde 78.8’i Türkiye’nin AB’ye girebileceğine inanmıyor.

DİN VE KADERCİLİK

Öğrencilerin “kaderciliği” nasıl gördüklerine ilişkin soruya verdikleri yanıt “kaderci olmadıklarını” ortaya koyuyor. Bu konudaki “İnsanların yoksul kalmasında en önemli nedenler neler?” sorusuna, yüzde 37.5’i “Tembellik ve iradesizlik”, yüzde 35.3’ü “toplumsal adaletsizlik” yanıtını veriyor.

“Bilimin güncel hayatta karşılaşılan sorunlara veya olgulara cevap vermede yetersiz kaldığı durumlarda sağladığı bilgi ya da cevap bakımından güvenilir olduğu düşünülen kaynaklar” sorusunu öğrencilerin yüzde 53.4’ü “Teoloji-Din”, yüzde 8.3’ü “metafizik”, yüzde 3.3 “parapsikoloji”, yüzde 35.1’i ise “Hiçbiri” olarak yanıtladı.

“Günümüz dünyasında din hangi unsurlara yeterli cevap verebilir” sorusuna seçenekler sıralayan öğrencilerin yüzde 72.5’i “insanların manevi ihtiyaçları”, yüzde 54.4’ü “kişilerin ahlaki sorunları”, yüzde 28.5’i “ailevi sorunlar”, yüzde 22’si “toplumun karşılaştığı sosyal ve ekonomik sorunlar” yanıtını verdi.

YÜZDE 11.7’Sİ KARMA EĞİTİME KARŞI

Öğrencilerin “öğretmen” ile ilgili görüşlerinin belirlenmeye çalışıldığı bölümde de “Öğretmen, Cumhuriyetin temel ilkelerini yaşamada ve aktarmada önder olmalıdır” önermesine, öğrencilerin yüzde 88.2’si katıldığını, yüzde 6.7’si ise katılmadığını belirtti.

Öğrencilerin yüzde 78.8’i “Okullarda kız ve erkek öğrencilerin birlikte öğrenim görmeleri, sosyal ve psikolojik gelişimleri için gereklidir” önermesine katıldığını, yüzde 11.7’si katılmadığını, yüzde 9.5’i ise “kararsız” olduğunu ifade etti.

SONUÇ: DİN ÖNEMLİ BİR FAKTÖR

Araştırmanın sonuç bölümünde şöyle denildi: “Öğrencilerin öğretmenlik mesleğini isteyerek seçtikleri ve mezun olduktan sonra öğretmen olmayı planladıkları, kurumlara güven, Avrupa Birliği gibi konularda ülkemizde gelişmelerden etkilendikleri, kaderci olmayıp toplumdaki yoksulluğu tembellik, iradesizlik ve toplumsal adaletsizlikle açıkladıkları, dini, toplumsal yaşamda önemli bir faktör olarak gördükleri, genelde muhafazakar bir yapı yansıttıkları, dinin insanların manevi ihtiyaçları ve ahlaki sorunları için önemli olduğunu düşündükleri, eğitimin çeşitli yönlerine ilişkin görüşlerine bakıldığında daha çok ilerlemeci bakış açısına sahip oldukları, bunun yanı sıra muhafazakar bakış açısına sahip olan öğretmen adaylarının sayısının da azımsanmayacak ölçüde olduğu, aynı zamanda eğitim felsefelerinin şekillenmediği görülmektedir.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious