Öğretmen korkutma aracı değil!

  • Giriş : 11.12.2005 / 00:00:00

Ailelerin, okul ve öğretmeni korkutma aracı olarak göstermesi, çocuklarda okula olan ilgi ve öğrenme isteğini azaltıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bursa Çekirge Çocuk Hastanesi Başhekimi Tamer Özekinci, okul fobisi olan çocukların hatalı davranışlarında ailelerin, okul ile öğretmeni caydırıcı bir unsur ve korkutma aracı olarak kullanmaması gerektiğini söyledi. Başhekim Özkinci, aksi taktirde bu tür yaklaşımların çocuğun okula olan ilgisini azaltacağı gibi okulla ilgili olumsuz düşüncelerin oluşmasına da neden olacağını kaydetti.

Ailelerin, okul fobisi olan çocuğa, okul açılmadan önce, okul ve öğretmenin tanıtılması, okul kuralları ile sınıf içi yaşamla arkadaş ilişkileri bilgilerinin verilmesi gerektiğine işaret eden Başhekim Özekinci, bu süreçte okulun sevdirilmesi, okul ve öğretmen ile ilgili doğru olmayan abartılı şeylerden kaçınılması gerektiğini dikkat çekerek, şöyle konuştu: "Aileler, çocuğun hatalı davranışları karşısında, okul ve öğretmen caydırıcı bir unsur olarak kullanılmamalı. Özellikle de 'böyle yaparsan öğretmenin seni sevmez, seni okula almazlar, senin yaramazlıkların söyeleyeceğim' gibi cümlelerden kaçınmalı. Bu tür yaklaşımlar çocuğun okula olan ilgisini azaltır. Ayrıca okulla ilgili kafasında olumsuz bir kurum imajı oluşur ve okuldan soğur, gitmek istemez. Bunun sonucunda ortaya çıkacak olan kötü düşünceyi uzun süre çocuğun üzerinden atamazsınız. Böylelikle de çocuk okuldan daha da soğur."

Bu tür çocuklar için okula gitmediğinde onu suçlamaktan kaçınılması gerektiğinin altını çizen Özekinci, şunları ifade etti: "Bir şeyin yok, naz yapıyorsun, numara yapıyorsun' gibi sözler söylenmemelidir. Çünkü bu çocuk gerçekten kaygı duymaktadır. Çocuğa kızmak, öfkelenmek, dayak atmak sorunu daha da ağırlaştıracağından, ona bu korkunun birçok çocukta görülebileceği ve bu sıkıntılı durumun geçici olabileceği, kendisi ile aynı durumda olan başka çocukların olduğu anlatılıp güven verilmeli, cesaretlendirilmeli. 'Beni üzersen annesiz kalırsın. Bıktım artık senin annen olmayacağım gibi sözler' ile de anneyi kaybetme korkusu tetiklenmemelidir."

Bununla birlikte çocuğun okuldan uzak kalmamasına önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Özekinci, evde kalışın okul adönüşü daha da güçleştireceğini belirtti. Çocuğun okula gitmesi konusunda ailenin tüm fertlerinin kararlı ve tutarlı olmasının işe yarayacağını dikkat çeken Özekinci, " Anne baba, çocuğun okula gitmesi konusunda soğukkanlı bir tutumla yaklaşmalı. Anne ve baba'dan hangisi kararlı ve tutarlı davranabiliyorsa çocuğu o okula göndermeli. Çocuk okuldan kaçarsa geri götürülmeli. Özellikle okulda hangi durumlarda kimden nasıl yardım alacağı öğretilmeli." şeklinde konuştu.

Çocuğun okula götürüldüğünde vedalaşmaları çabuk ve kısa tutarak, ayrılıkların doğal olduğunun hissettirilmesi gerektiğini de anlatan Özekinci, sözlerini şöyle tamamladı: " Hastayım diye okula gitmediği gün evde yatağında yatıp hasta muamelesi yapılmalı. Ancak, gezmesine, oyun oynamasına izin verilmemeli. Anne okulla ilgili endişesini çocuğa yansıtıp hissettirmemeli. Bu durum problemi daha da büyüteceğini bilmelidir."
KORKU ÇOCUĞUN OKULA GİTMESİNE ÖĞRENMESİNİ AZALTIR
Okulun bir sosyalleşme aracı olduğunun altını çizen Sosyolog Hasan Hüseyin Taylan ise, çocuğun okulla korkutulmasının sadece psikolojik değil, aynı zamanda sosyolojik boyutlarınında olduğunu işaret ederek, "Bu durum, çocukta bir anlamda toplumsal değerlere karşı olmaya dönüşebilir. Ayrıca, korku çocuğun okula gitmemesine de neden olur." dedi. Bu tür davranışların tamamen yanlış olduğuna dikkat çeken Taylan, şöyle konuştu: "Çocuğa okulla korkutmak olumsuz bir ceza örneğidir. Sonuçları, devamlı okuldan korkan çocuklar üretir. Bu günümüzde sıkça görülen bir örnektir. Sadece çocuk okuldan ve öğretmenden korkmaz. Aynı zamanda okula ilişkin olumsuz imaj, öğrenmeye karşı olan isteksizliğe dönüşür."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious