Op. Dr. Gökçen Erdoğan

Kimdir? Öğretmenler gününe özel "BABAMA"
Yazı Boyutu:

Öğretmenler gününe özel "BABAMA"

21.11.2011 / 08:56

Yirminci asırda ana sözünü
Dinleyene hakkım helâldir kızım
Pazara çıkarıp temiz yüzünü
Satanların sonu melâldir kızım
 
Moda rüzgârında kupkuru yaprak
Elinde cımbızı çantada tarak
Şehvet budalası sonumuz toprak
İslamı yaşamak kutsaldır kızım
 
Tırnaklar on santim etekler belde
Akıllar akortlu sazdaki telde
Caddede yürürken sigara elde
Dolaşan kızlara sen bakma kızım
 
 
Anne kızlarına flört bulursa
Baba ilerici zevat olursa
Gelin fink atarken erkek uyursa
Billâhi sonumuz battaldır kızım
 
Namus Türk kızında gizli hazine
Özenme batıya sarıl mazine
Türklük ve İslam'ın faziletine
Sıkıca yapışmak tek daldır kızım.
 
Faruk Yücer Yüzbaşıoğlu


***

Kiraz ayının ortalarına doğru, öğlen namazından hemen sonra bir bebek ağlaması duyulmuş köyde.

-Büyük adam ol, oku irfan sahibi ol demiş ebesi ve bir şaplak gerisi…

Gel zaman git zaman büyümüş delikanlı. Daha üç yaşında ata binmeyi öğrenmiş dedesinden , süt nasıl sağılır, inek nasıl güdülür, hangi mantar zehirsiz, kurt nasıl korkutulur, ata binerken dikkatli nasıl düşülür… Okul çağı gelmiş. Kendi fişek gibi aklı ve yüreği iyiliği kovalıyor. Okumuş köyde tek adam. Adam ki küçük adam diğer köydeki okula yürüye yürüye, bazen de dedenin gönlü olduğunda beyaz yeleli şahlan atla gidermiş.

Amacı kendi köyünde öğretmen olmak, yüreği insan sevgisi, harflerle dans, temiz ütülü gömlek… Her gün boyalı ayakkabı, şimdi giydiği altı katman katman olmuş amcaoğlundan kalma botlar nerde! Ama olacak hayalde…

Öğretmen okuluna gitmesi için sınavı kazanması gerek, sınava gitmesi için de köyden NİKSAR'a inmesi gerek. Fakat dünden kalma diz yarası ve ağrısı nasıl geçecek?

Anne yolu bulur. Tabi ki ne doktor var, ne ocak ama köyün ebesi her şeye açar kucak…

-Bal, evet bildiğimiz bal her şeye iyi gelir. Yaraya sürelim dizi bağlayalım, Niksar'a inince çıkarsın, der.

Bal ve tereyağıyla birleştirdiği acı kahvesini yudumlayan köy ağası dede karar verir.

-Gidilecek!

-Dede bana şahlan at gerek…

Delikanlı, Şahlan, sırtında heybesi ve ballı diziyle beraber yola koyulur. Fakat ne yoldur bitmek bilmez. Ona inat güneş daha çok kendini gösterir, dizinin ağrısına mı yansın, bir taraftan sıcağı yiyen balın dizden aşağı akıp güzelim simsiyah pantolonu yapış yapış ettiğine mi yoksa şahlanın o bembeyaz sırtının altın sarısına boyanıp yapışmasına mı?

Sonuç her şeye rağmen başarı.

Hatta birincilik, hatta bala inat.

Kısa metrajlı bir yaşam öyküsü idi yazılanlar. Gerçek ama en içten, en özelinden…

Kendi köyü olmasa da komşu köylerden birinde özveri ile çalışan bir öğretmen oldu. Söz nasıl dinletilir, öğrenci ve eğitim nasıl yoğrulur, eti senin kemiği benim çerçevesinde biraz da baskıcı, zor ve ciddi maskesini kullanan edebi bir zat-ı muhterem.

Karşınızda biri bir şeyler anlatırken inci inci kelimelerin döküldüğünü hissedersiniz. Konuyu ondan dinlemeyi, anlatırken saatlerin geçip gittiğini ve sadece O anlattığında anladığınız olmadı mı hiç size de.

Ha işte O… Edebiyat öğretmenim… Babam… Benim Babam… Öğretmen Faruk Yücer!

Olay sadece failatun failatun failun değil, sanat sanat için ya da halk için de değil. Biz sanatı kendimiz ve dostlarımız için yapanlardanız deyip nesirler ve şiirler yazan….

İşte şiirlerinden sadece biri; bana yazdığı ''kızım'' şiiri…

Gözlerimizi kapattığımızda onların varlığını bilmek dahi huzurların en önde gideni değil mi? Kelimelere sığmaz hakkında anlatacaklarım. Seni, öğretmenler gününe özel,  sevgimi, saygımı ve kalbimdeki önemini bir kez daha belirtmek istedim sevgili babacım. 

Bu haftanın önemine binaen, başta annem ve babam olmak üzere, tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutlar, ulu önderimizin izinde, öğrenci yetiştiren siz değerli varlıklarımıza saygılarımı sunarım.

Sizler, babalar her daim yanımızda ve başımızda olun.

 Sağlıcakla kalın…

Facebook Twitter

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious