Okulda mescit, ibadet ve laiklik (HABER YORUM)

Okulda mescit, ibadet ve laiklik (HABER YORUM).8619
  • Giriş : 13.06.2007 / 07:20:00
  • Güncelleme : 13.06.2007 / 00:46:19

Anne ve baba, kızlarının "beyninin yıkandığı"ndan şikayetçi oldu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


ŞAHİN ALPAY yazıyor...

Konu medyanın dikkatine şöyle geldi: İstanbul Bağcılar Lisesi'nde okuyan kızlarının son zamanlarda derslerini ihmal edip, kendini dine vererek namaz kılmaya başlaması ve başını örtmesi üzerine okulda araştırma yapan anne ve baba, okulda bir mescit olduğunu, öğrencilerin burada toplu olarak namaz kıldığını ortaya çıkardı.

Anne ve baba, okulda kimi öğretmenlerin özellikle başarılı öğrencileri dini telkinlere maruz bıraktığını iddia edip, kızlarının "beyninin yıkandığı"ndan şikayetçi oldu.

Okul müdürü, buranın mescit değil soyunma odası olduğunu; birkaç öğrenci burada namaz kıldıysa bunun okul idaresinin bilgisi dışında yapıldığını söyledi. Buna karşılık İstanbul Milli Eğitim Müdürü, uygulamada bir yanlış olmadığını, bu ülkede din ve vicdan özgürlüğü olduğunu söyledi. Veliler arasında görüş ayrılığı çıktı. Kimi "Okulda namaz olmaz" derken, kimi "Burası Müslüman ülke değil mi?" diye uygulamayı savundu. Kimi medya laiklik elden gidiyor derken, kimi medya da "Namaz düşmanlığı yapılıyor" yorumunu yaptı. Bağcılar savcılığı, okul yöneticileri hakkında "Tevhidi Tedrisat" ve "Tekke ve Zaviyeler" kanunlarına muhalefetten soruşturma başlattı. Derken Talim ve Terbiye Kurulu'nun 1977'de yayımladığı bir genelge ile okul yöneticilerinden ibadet etmek isteyen öğrencilere kolaylık göstermelerini istediği ortaya çıktı.

Yukarıda özetini verdiğim olay, Türkiye'de laiklikle ilgili yepyeni bir tartışma ile karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyuyor: "Okulda namaz olur mu?" Okulda zorunlu din dersleri ve başörtüsü konuları gibi, okulda dua ve ibadet (namaz) konusunun da elbette ki ciddiyetle tartışılması, laiklik ve demokrasi ilkelerine uygun bir sonuca bağlanması gerekir. Bu konuda söyleyeceklerimi şu noktalarda toplayabilirim:

Bana göre laiklik, din ile devletin ayrılması, devletin bütün inançlara eşit mesafede durması ve inanç özgürlüğüne saygı göstermesi anlamına gelir. Laik bir devlette 18 yaşını doldurarak rüşte ermiş tüm yurttaşlar, dini inaçlarını (başkalarının inançlarını ihlal etmemek koşuluyla) yerine getirmekte özgür olmalıdır. Henüz rüştüne ermemiş olan çocuk ve gençlerin velayeti anne babalarındadır. Çocuklarının dini eğitim görüp görmemelerini ya da nasıl bir dini eğitim göreceklerini tercih, anne ve babalarının insan hakları sözleşmelerine de giren bir hakkıdır.

Bu temel ilkeler ışığında okullarda din dersleri, başörtüsü ve ibadet sorununa laik ve demokratik bir çözüm ancak şu olabilir: Bütün inançlara eşit mesafede durmak zorunda olan devletin rüşte ermemiş öğrencilerin okuduğu okullarında, yani devlete ait temelöğretim okulları ve liselerde (söz konusu olan toplumun ezici çoğunluğun dini de olsa) belirli bir dinin eğitiminin verildiği zorunlu din dersleri okutulamaz. Aynı şekilde, dini simgeler bu arada başörtüsü kullanılmasına, dua ve ibadete izin verilemez. Buna karşılık rüşte ermiş öğrencilerin okuduğu devlete ya da vakıflara ait veya özel üniversite ve yüksek okullarda ilahiyat, din, din felsefesi dersleri özgürce verilebileceği gibi, dini simgeler (bu arada başörtüsü) kullanılması kişinin tercihine bırakılabilir; talebe uygun olarak dini ibadet yerleri açılması serbest olabilir.

Rüştüne ermemiş öğrencilerin velilerinin çocuklarının göreceği dini eğitim konusundaki tercihlerine saygı gösterilmesi, yukarıda değinildiği gibi, insan haklarının bir gereğidir. Bu bakımdan, Milli Eğitim Bakanlığı'nın denetimine tabi ve başta erkek - kadın eşitliği olmak üzere insan haklarına uygun olarak dini eğitimi veren vakıflara ait ya da özel temel öğretim okullarının ve liselerin açılması serbest olabilir.

Ne yazık ki, laiklik ve demokrasi ilkeleri yanında akıl ve sağduyuya da uygun olan böyle bir çözümü uygulamaktan çok uzağız. Türkiye'de devlet, ne yazık ki, din - devlet ayrılığına aykırı olarak dini eğitimi ve (dolayısıyla) dinin yorumunu tekelinde bulundurduğu gibi, dini özgürlüklere insan haklarıyla bağdaşmayan kısıtlamalar getiriyor. Böyle olunca kamu okulunda Din ve Ahlak Bilgisi dersinin Diyanet dini dersine dönüşmesi; mescit açılması; imam hatip liselerinin alternatif eğitim kurumları haline gelmesi kaçınılmaz oluyor. Bu temel sorun aşılmadıkça, Türkiye'nin gerçek anlamda laik bir rejime sahip olması mümkün görünmüyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious