Okullu tarla kuşları

  • Giriş : 08.05.2006 / 00:00:00

Kimi okul yüzü görmemiş, kimi 3'e 4'e kadar okumuş, sonra ailesiyle birlikte Adana'ya göçüp mevsimlik işçi olmuş.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İlköğretim çağında olmalarına rağmen geçim derdi nedeniyle kilometrelerce öteye, Adana'ya göçerek aileleriyle birlikte yaşam kavgasına dahil olan mevsimlik işçi çocukları, artık okul yolunda.
"Pamuk kadar beyaz bir gelecek için her şeyden önce eğitim" sloganıyla başlatılan proje kapsamında Şanlıurfa'dan, Adıyaman'dan, Mardin'den, Şırnak'tan gelen 212'si kız 656 çocuk, artık tarla yerine okula gidiyor, ailelerinin yaşam koşullarını zorlayarak kaldıkları çadırlardan çıkmayı hayal ediyorlar. Hepsinin ağzında tek bir cümle var, "Okumak sefaletten kurtulmak demek."
Çukurova'da her yıl pamuk ve seralarda yetiştirilen ürünlerin mevsiminde gündeme gelir mevsimlik işçiler. Trenlerle yapılan uzun yolculuklardan sonra Adana'ya ulaşırlar, kendilerine derme çatma çadırlar yaparlar, "geçici" olarak. Orada kişi başı yevmiye ödendiği için iş gören çocuklarını da çalıştırırlar. Türkiye'nin bu gerçeği yıllardır bilinir. O çocukların aileleri tarafından okuldan alınıp hayata dahil edildikleri...
Bu yıl yine mevsimlik işçilerin çoğu "maaile" çalışıyorlar belki. Ama bir proje oradaki bazı çocukların hayatını değiştiriyor.

Çocukların umudu
Çocukların umudu, Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü ile Uluslararası Çalışma Örgütü'nün yeni başlattığı "Adana Karataş'ta mevsimlik gezici ve geçici tarım işlerindeki en kötü biçimdeki çocuk işçiliğinin eğitim yoluyla sona erdirilmesi" projesi.
Projenin amacı Karataş'a gelen çocukların pamuk tarlalarında çalışmalarını önleyerek eğitimlerine kaldıkları yerden devam etmelerini sağlamak. Hedef ise pamuk toplamada çalışan 2 bin 750 çocuk ve 600 aile.
Projede şu ana kadar 1400 çocuğa ulaşılmış, ancak bunlardan sadece 656'sı okula kazandırılabilmiş. Okula kazandırılan çocuklara 352 bin dolarlık bütçesi olan proje kapsamında önlükten çantaya, ayakkabıdan iç çamaşırına kadar yardım yapılıyor. Ancak nakit yardımı yok.

Okula kazandırılan çocuklardan büyük çoğunluğu 3'e, 4'e kadar okuyup sonra bırakanlar.
Bu çocuklardan 110'u bölgedeki yatılı ilköğretim bölge okullarına (YİBO) yerleştirilmiş. Projenin yükünü ize Tuzla İlköğretim Okulu çekiyor. Burada 300'ü aşkın öğrenci var ancak mevsimlik işçi çocuğu sayısı her gün değişiyor.
İlk dönem 550 olan okul nüfusu, ikinci dönem 950'ye kadar ulaşıyor. Okulda alternatif sınıf arayışları nedeniyle laboratuvarla, öğretmen odası hatta yemekhane sınıfa dönüştürülmüş. Yemekhane olarak ise Kızılay'dan alınan 3 çadır kullanılıyor.

'Sefaletten kurtulacağım'

Tuzla İlköğretim Okulu'nda okuyan mevsimlik işçi çocukları Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır, Şırnak ve Adıyaman'dan.
Hepsi okuyabildikleri, çalışmaktan kurtuldukları için çok mutlu. "Okumak çalışmaktan daha güzel" ama 5 gün okuyup hafta sonları yine tarlada çalıştıklarını anlatıyorlar.
Hepsi küçük yaşlarında "para kazanmanın ne kadar önemli olduğundan, ailelerinin borçlarından" söz ediyor. Ancak okumak aslında hayallerine ulaşmalarındaki araç anlaşılan. Hepsi bir şeyler olmak istiyor elbette; öğretmen, doktor, avukat... Fakat "Okuyunca ne olacak peki?" diye sorunca birkaç cevap yeterli onların düşüncelerini yansıtmaya:
"Ailem çok acı çekti, okuyup onları da kendimi de kurtarmak istiyorum", "Yaz, kış çamur, toprak içinde yaşamak istemiyorum", "Okuyup sefaletten kurtulmak istiyorum."

Hâlâ onlarca çocuk var

Çukurova'nın bir de kötü yüzü var. Tarlaların kenarlarına kurulan derme çatma çadırlar. Sağlıksız koşullarda bir yaşam. Toz toprak içindeki "okula gidemeyen, gönderilmeyen" çocuklar.
Onların bazıları projeden haberdar gibi. "Farklı" olan bizleri görünce "Okula mı götüreceksiniz?" diye soranlar çıkıyor içlerinden.
Tabii ki kızlar yine çoğunlukta. Tarlada çalışmaya kuvvetleri yetmesi bile ev işleri yapıyorlar, kardeşlerine bakıyorlar anneleri tarlada çalışırken. Uzun lafın kısası, daha çok duyulacak ses var Adana'da.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious