Operasyon, Türkiye'nin diplomatik başarısını gösterdi

Operasyon, Türkiye'nin diplomatik başarısını gösterdi.13112
  • Giriş : 18.12.2007 / 11:15:00
  • Güncelleme : 18.12.2007 / 11:38:00

Diplomasi olmasaydı, uluslararası ortamdan alınan tepkiler operasyonun sonucunu sıfırlardı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye, terör örgütü PKK ile mücadele konusunda birkaç yıldır sürdürdüğü diplomasi atağının sonuçlarını almaya başladı. Teröre karşı dünyadan ilk kez bu kadar güçlü bir destek sağlanırken, geçmişte PKK'ya gösterilen tavizkâr tutum Ankara'nın attığı adımlar neticesinde değişti.

Bugüne kadar terörle mücadelede Türkiye'yi yalnız bırakan AB ve Amerika, artık anlayışlı bir yaklaşım ortaya koyuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başarıyla tamamladığı Kandil harekâtına Bağdat dışında tepki gösteren ülke olmazken, ABD'nin ardından Avrupa Birliği ve Rusya'dan Türkiye'nin terörle mücadele çabalarına yeşil ışık yakıldı. Dünya, Türkiye'yi anladığı mesajını verdi. Ankara'nın operasyon öncesi izlediği diplomatik altyapı oluşturma aşamasına dikkat çeken Dışişleri kaynakları, "Tüm adımlar atılmıştı." açıklamasını yapıyor.

Zaman'a konuşan dış politika uzmanları da son operasyona karşı uluslararası alanda sergilenen yaklaşımı, Ankara'nın diplomatik başarısına bağlıyor. Türkiye'nin artık, askerî, siyasî ve diplomatik boyutları aynı anda çalıştırma kabiliyetine ulaştığına dikkat çekiliyor. Yoğun kamuoyu baskısına rağmen Ankara'nın hamaset yerine sabırlı ve akılcı politikadan taviz vermemesi, sürecin başarıyla ilerlemesinin en mühim unsuru olarak görülüyor.

Eski Dışişleri Müsteşarı Özdem Sanberk, "Operasyonun başarılı olması, diplomatik girişimlerin bir sonucu. Diplomasi olmasaydı, uluslararası ortamdan alınan tepkiler operasyonun sonucunu sıfırlardı." dedi. Sanberk, gelen tepkilerin, 1990'larda yapılan operasyonlardan çok farklı olduğuna dikkat çekti. Sedat Laçiner de askerî operasyonun, Türkiye'nin takip ettiği diplomatik süreç sayesinde mümkün olduğunu vurguladı. Laçiner, "İlk defa bu kadar komplike ve çok az sayıda ülkenin yapabileceği bir operasyon başarıldı. Bir başka ülkenin hava sahasını kullanmak için o ülkenin izin vermesi gerekir. 5 Kasım'da ABD'de yapılan görüşmeyle bu ülkenin aktif desteği sağlandı." ifadelerini kullandı. Amerika'nın açıklamalarının, sivil kayıplar olsa bile bu desteğin devam edeceğini gösterdiğini ifade eden Laçiner, "Göstermelik tepkiler dışında Irak'taki Kürt gruplar ve Bağdat yönetimi de sesini çıkarmadı. Terör örgütünün manevra alanı, bir tek kurşun atılmadan daraltıldı." diye ekledi. Laçiner, ABD'nin zıt kanadında yer alan İran ve Suriye'nin Türkiye'nin müdahalesine itiraz etmemesini, hatta Şam'ın tam destek vermesini de "olağanüstü bir başarı'' olarak niteledi. Prof. Hasan Köni de operasyonu Türkiye'nin büyük bir diplomatik başarısı olarak niteledi. "ABD'nin Irak hava sahasını açması ve buranın bombalanmasına izin vermesi, Türkiye'den vazgeçemeyeceğini gösteren büyük bir diplomatik başarı." diyen Köni, hükümetin kararlılığının, bu başarıyı getirdiğini kaydetti. Değişen konjonktürün bundaki payına da dikkat çeken Köni şöyle konuştu: "İran da PKK kamplarını bombaladı. Sünni Araplar da Irak'ın bölünmesine karşı olduğu için Türkiye'ye ses çıkarmıyor. Türkiye büyük bir psikolojik üstünlük sağladı. 11 Eylül'den sonra ABD ve İsrail'in yaptığı müdahaleler, Türkiye'nin elini güçlendirdi."

Ankara'nın Irak merkezî hükümetiyle yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğüne; ancak bundan bir netice alınamadığına dikkat çeken Dışişleri kaynakları, operasyondan dolayı Türkiye'nin suçlanamayacağını kaydediyor. Çeşitli kurum ve ülkelerden gelen itidal çağrıları ise 'gayet olağan' karşılanıyor. Yoğun kamuoyu baskısına rağmen Ankara'nın hamaset yerine sabırlı ve akılcı politikadan taviz vermemesi, sürecin başarıyla ilerlemesinin en mühim unsuru olarak yorumlanıyor.

Erdoğan-Bush görüşmesi dönüm noktası oldu

Operasyona giden sürecin belirli bir strateji doğrultusunda geliştiğine dikkat çeken diplomatik kaynaklar, Ankara'nın diyalog girişimlerini şöyle özetliyor:

İlk olarak Temmuz 2006'da ABD, Türkiye ve Irak arasında terörle mücadele için üçlü mekanizma kuruldu. ABD temsilcisi Joseph Ralston ile Türkiye temsilcisi Edip Başer arasında birçok toplantı gerçekleştirildi.

Ankara, Irak hükümetine iki ülke arasında suçluların iadesini öngören anlaşmayı tanıyıp tanımadığını sordu. Bağdat'tan gelen olumlu cevap üzerine, Kasım 2006'da yaklaşık 150 kişilik 'iadesi istenilenler listesi' Irak'a verildi.

Irak yönetimi bu konuda harekete geçmeyince Ankara, 9 Nisan'da Bağdat'a bir nota vererek terör örgütü PKK'ya karşı somut adımların atılmasını istedi. Ankara bu süreçte tüm muhataplarına PKK'ya karşı beklentilerine cevap verilmemesi durumunda uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanacağını aktardı.

Sınır ötesi operasyon tartışmalarının hızlanmasının ardından haziran ayında uluslararası örgütlere 'meşru müdafaa' hakkı hatırlatıldı. Avrupa Konseyi ve NATO'nun yanı sıra BM'ye terör konusundaki hassasiyetler iletildi.

Ağustos ayındaki mutabakat zaptının ardından sıcak takip maddesinde uzlaşma sağlanamasa da terörle mücadele anlaşması ekim ayında Ankara'da imzalandı.

Dışişleri Bakanı Babacan, ekim ayında Irak da dahil bölge ülkelerini ziyaret ederek Türkiye'nin bu konudaki rahatsızlığını ilk ağızdan aktardı.

Türkiye, fikir babası olduğu Genişletilmiş Irak Konferansı'nın ikincisini 2-3 Kasım'da İstanbul'da düzenledi.

Başbakan Erdoğan, 5 Kasım'da Beyaz Saray'da görüştüğü Bush'a artık Türkiye'nin harekete geçeceği mesajını verdi. Amerika, PKK'yı açıkça düşman ilan ederken, anlık istihbarat paylaşımı yapacağını belirterek, operasyonun yolunu açtı.

Bağdat-Ankara hattında nota polemiği

Bağdat'ın Kuzey Irak operasyonuna ilişkin olarak Ankara'ya verdiği notanın niteliği tartışma konusu oldu. Irak, notanın, protesto notası olduğunu açıklarken, Türkiye ise belgeyi, böyle değerlendirmiyor. Operasyonda sivillerin hedef alındığını iddia eden Irak'ın Kürt kökenli Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, hükümetin talimatı üzerine Türk büyükelçisini Dışişleri Bakanlığı'na çağırıp Iraklı sivillerin ve köylerin bombalanması sebebiyle protesto notası verdiklerini belirtti. Zebari, BBC'ye verdiği demeçte, "Hava saldırıları bazı köylerde büyük zarara yol açtı. Bir hastane ve bazı küçük köprüler yıkıldı. Bunlar tamamen sivil hedeflerdi, PKK hedefleri değil. Yanlış istihbarat sonucu böyle olduğu anlaşılıyor. Türk büyükelçisine, Irak hükümeti için bunun kabul edilemez olduğunu bildirdik. Kaldı ki, sivil ölümlerin önüne geçilmesi için bu tür bir eylemin önceden Irak hükümeti ya da uluslararası güçle koordine edilmesi konusunda anlayış birliği vardı." diye konuştu. Türk diplomatik kaynakları ise, "Irak, ihlal ve kayıpların olduğunu öne süren bir nota verdi. Bizim açımızdan protesto niteliğini taşımıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Irak meclisi operasyonu kınadı

Irak meclisi, Irak'ın kuzeyine düzenlenen hava harekâtını kınadı. Meclis açıklamasında, harekât "Irak'ın egemenliğine karşı şiddetli saldırı" olarak nitelendirildi. Açıklamada, "Türk jetlerinin, sınır yakınlarında bazı Irak köylerini bombaladığı ve birçok masum sivilin hayatını kaybettiği" iddia edildi. Bölgesel Kürt yönetiminin başbakanı Neçirvan Barzani de operasyonu, 'düşmanca bir saldırı' olarak niteledi. Dış Haberler Servisi

Amerika: Hava sahası için onay vermedik

ABD, Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarına yönelik hava operasyonuna izin verdiği yönündeki iddiaları reddetti. Irak'taki ABD Büyükelçiliği, Washington'ın Türk savaş uçaklarına Kuzey Irak'taki PKK üslerini bombalamak için onay vermediğini, ancak Ankara'nın operasyon konusunda kendilerini önceden bilgilendirdiğini açıkladı. İngiliz Reuters haber ajansına konuşan Bağdat'taki ABD'li bir diplomat, "Biz, hiçbir kararı onaylamadık. Onaylamak bizim işimiz değil. Ancak olay öncesi bilgilendirildik." diye konuştu. Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari de konuyla ilgili olarak, "Öğrendiğimiz kadarıyla Türkler, harekâttan çok kısa bir süre önce bilgi vermişler." açıklamasını yaptı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, "Amerika Irak hava sahasını açarak bu harekâta onay vermiştir." demişti.

AB, hem anlayışlı hem ihtiyatlı yaklaştı

Avrupa Birliği, Türk savaş uçaklarının Kuzey Irak'taki PKK kamplarına yönelik operasyonuna 'anlayışlı' bir yaklaşım gösterdi. Brüksel'den operasyona ilişkin yapılan ilk değerlendirmede, PKK'ya karşı önlem alınmasının Türkiye'nin hakkı olduğu ifade edilirken, diğer taraftan 'itidal' çağrısı yapıldı. AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in sözcüsü Krisztina Nagy, operasyonla ilgili olarak, "Türkiye'nin vatandaşlarını koruma ihtiyacını anlıyoruz." dedi. Günlük olağan basın toplantısında bir soru üzerine, gelişmeleri basından takip ettiklerini belirten Nagy, Türkiye'nin "orantısız" askerî güç kullanımından kaçınması, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygı göstermesi gerektiği şeklindeki görüşlerinin değişmediğini anlattı. Türkiye'yi sorunu diyalogla çözmeye teşvik etmeyi sürdüreceklerini ifade etti.

AB dönem başkanlığını yürüten Portekiz'den yapılan açıklamada ise operasyondan endişe duyulduğu ifade edildi. Türkiye'ye itidal çağrısı yapılırken Irak'ın toprak bütünlüğüne saygı duyması ve bölgesel istikrara ve barışa zarar verecek askerî hareketlerden kaçınması istendi. AB'nin motor ülkesi Almanya da benzer bir açıklama yaptı. Almanya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada operasyonun 'dikkatle ve endişeyle' izlendiği belirtilerek, "Tüm tarafların aldıkları önlemlerde ölçülü davranmalarını ümit ediyoruz. Tarafların, bölgedeki durumun daha da istikrarsız hale getirilmemesinde çıkarı var." denildi.

Rusya: Destekliyoruz

Rusya'nın Ankara Büyükelçisi İvanovskiy, Türkiye'nin terörle mücadelesine destek verdiklerini açıkladı. Terörün hiçbir nedenle mazur görülemeyeceğini belirten İvanovskiy, "Siyasî karar askerî karardan uygundur. Ancak, terörizmin her türüne karşıyız." dedi.

Dünya, operasyonu konuşuyor

Irak'ın kuzeyine düzenlenen operasyon tüm dünyada yankı buldu. Yabancı medya, operasyonun, şimdiye dek Kuzey Irak'a gerçekleştirilen en büyük saldırı olduğuna dikkat çekti. Haber ve yorumlarda Washington ile Ankara arasındaki yoğun işbirliği ve istihbarata vurgu yapılırken, Irak Savaşı'nda 'yeni cephe' endişeleri de dile getirildi. Dış basında operasyona ilişkin bazı değerlendirmeler şöyle:

Los Angeles Times (ABD): Operasyon sırasında bazı sivillerin de vurulduğunu yazan gazete, "Saldırı, şimdiye kadar Kürt asilerine karşı gerçekleştirilen en agresif saldırı." diye yazdı.

Washington Post (ABD): Gazete, operasyonun "Irak Savaşı'nda yeni bir büyük cephe açılması korkularını canlandırdığı"nı belirtti. Türk ordusunun operasyonun ABD tarafından onaylandığını söylediğini; ancak bunun ABD tarafınca yalanlandığını kaydetti.

The Daily Telegraph (İngiltere): İngiliz The Daily Telegraph gazetesi, "Türkiye, PKK'nın işgal ettiğini öne sürdüğü Kuzey Irak'taki mevzilere son yılların en büyük saldırısını düzenledi." ifadesini kullandı.

The Times (İngiltere): Diğer bir İngiliz gazetesi The Times de "Türkiye, Kürt asilerinin üslerini bombaladı" başlıklı haberinde, "Genelkumay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın, operasyonun gerçekleşmesi için ABD'nin Kuzey Irak'taki hava sahasını açtığını söylediğini" kaydetti.

Le Figaro (Fransa): Fransa'nın en etkili gazetelerinden Le Figaro, "Ankara pazar günü ABD'nin yardımı ve onayı ile PKK'nın faaliyet gösterdiği bir bölgedeki köyleri hedef aldı ve yedi kişiyi öldürdü" iddiasında bulundu.

El Cezire: Katar'dan yayın yapan El Cezire televizyonu da, Türkiye'nin ABD'nin operasyona destek verdiğini belirterek 200 ailenin evlerini terk ettiği ve en az on evin zarar gördüğünü öne sürdü.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious