Oray Eğin'i yerden yere vurdu

Oray Eğin'i yerden yere vurdu.8282
  • Giriş : 28.05.2007 / 21:25:00

Takvim gazetesi yazarı Sinan Akyüz, Oray Eğin'e çattı: "Bu arkadaşa zırvalama hakkını kim veriyor acaba?"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sinan Akyüz, Takvim'de yazdı:

Ben gazeteciyim!

"Ben gazeteciyim!"
Duyduğum bu söz kulağımı tırmaladı. "Gazeteci-yazar!" olduğunu söyleyen bir zavallının sözüydü bu... Hem de bir şarkı yarışmasında. Bir insan "Ben gazeteciyim!" deme gereğini neden duyar ki?
İpe sapa gelmez şeyler konuşacaksın; sonra da "Ben gazeteciyim!" diyeceksin.
Bu arkadaşa zırvalama hakkını kim veriyor acaba?
Meslek mi?
Hayır.
Okuyucu mu?
O da değil.
Peki öyleyse kim?
Bilmiyorum.
Belki bunun için bin tane neden sayabiliriz.
Ama bin neden, bildiğimiz tek gerçeği değiştirmiyor ki:
"Ben gazeteciyim!"
Karşındaki insanları aşağılayan, onlara tepeden bakan bir söz bu. Ayna zamanda o insanlara da "Biz neyiz be arkadaş, piç miyiz?" sorusunu sordurtan bir söz.
Kimse çıkıp da "Haddini çoktan aştın be adam! Sen kendini gazeteci mi sanıyorsun?" diye sormadı.
Ta ki her zaman ekmek aldığım bakkalın, bana o soruyu sorduğu zamana kadar. Bakkal bu.
Memlekette olup biten herbir şey onlardan sorulur.
Ama o da bana soruyor:
"Abi" diyor: "Sahiden o çocuk gazeteci mi?"
"Kim?" diyorum.
"Oray Eğin. Sizde mi öylesiniz?"
Bu sorudan işkillendim.
"Beni soruyorsan, ben, o dediğin adamlardan değilim; ama mesleğimi soruyorsan gazeteciyim."
Bakkal bu. Hınzır hınzır güldü.
Benim kıvrandığımı da gördü.
Arkasından da lafı soktu:
"Yani o gazeteci gibi light değilsin?"
"Evet" dedim.
"Vay be abi!" dedi. "Eskiden ne gazeteciler vardı; Abdi İpekçiler, Çetin Emeçler, Uğur Mumcular... Şimdi ortalık bazı kepekli gazetecilerden geçilmiyor. Nerde o yüzde 100 taşfırın gazeteciler. Her kese b.k
atıp duruyorsunuz."
Dedim ya, bakkal bu. Seni vuracağı yeri iyi biliyor.
"Haklısın" dedim.
"Bak!" dedim bakkala. "Gel sana bir fıkra anlatayım."
O sırada içeri bir çocuk girdi. Biraz oyalandı. Bakkal, çocuğa bağırdı:
"Çabuk ol. Bak, ağabeyin gazeteci . Bir şey anlatıyor."
Çocuk aklı bu. Dedi ki:
"Gazeteci ağabeyi şarkı yarışmasında
gördüm. Bu abi de onun gibi mi?"
Şerefsiz bakkal bıyığının altından güldü.
"Yok. Bu abi, onun gibi değilmiş! " dedi. Kendimi zor tuttum. Başladım fıkrayı anlatmaya:
"İki adam yoldan geçiyormuş. Köylünün biri de o esnada hayvan b.kunu gübre diye tarlaya atıyormuş.
Adamlar 'kolay gelsin' demiş köylüye.
Köylü de 'sağolun' demiş.
Adamlardan biri sormuş:
"Ne yapıyorsun?"
"Hayvanın b.k unu gübre diye tarlaya atıyorum."
Adamlar 'yardım edelim' demiş. Başlamış onlar da b.ku atmaya.
Köylü bakmış. Adamlar çok iyi çalışıyor.
Demiş ki: "Benim bir yumurta çiftliğim var. Orada çalışmak ister misiniz?"
Adamlar 'Evet' demiş.
Köylü işi anlatmış:
"Banttan gelen yumurtaları iyisine ve kötüsüne göre ayıracaksınız" demiş.
Adamlar işe koyulmuş. Ama başlamışlar tartışmaya. Birisinin iyi dediği yumurtaya, diğeri kötü diyormuş.
Köylü gelmiş ve bakmış ki, bütün yumurtalar kırılmış.
Bağırmış, çağırmış. "Siz daha önce ne iş yapıyordunuz?" diye sormuş.
Adamlar da gazeteci olduklarını söylemiş.
Köylü de demiş ki: "Her şey daha iyi anlaşılıyor. Siz bazı gazeteciler b.k atmasını iyi beceriyorsunuz; ama iş, iyiyle kötüyü ayırmaya gelince bunu bir türlü beceremiyorsunuz."
Gökten üç elma düştü.
Biri Oray'a, diğeri Eğin'e, üçüncüsü de Oray Eğin'e...

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious