Organik tarıma doğru

  • Giriş : 24.07.2006 / 00:00:00

Kelkit Havzası Organik Tarım Fırsatları, Kamu, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve iş dünyasının katılımıyla gerçekleşti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Panele Tokat Valisi Erdoğan Gürbüz, Gaziosmanpaşa Rektörü Prof. Dr. Zehra Seyfikli, Reşadiye Kaymakamı Ferhat Kurtoğlu, Reşadiye İşadamları Derneği (REŞİAD) Başkanı Mehmet Önder, Sofra London Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özer, Sağlıklı Gıda Platformu Başkanı Hüseyin Bozdağ, İLSAD Yönetim Kurulu Başkanı Yasa Çeliktaş, Reşadiye Belediye Başkanı Rafet Erdem, Erbaa Belediye Başkanı Ahmet Yenihan, Niksar Belediye Başkanı İdris Şahin'in de bulunduğu yetkililer katıldı.

Panelde, Tokat, Sivas, Gümüşhane, Giresun ve Erzincan illerimizi kapsayan Kelkit Havzası'nın dünyada organik tarıma en uygun bozulmamış ender havzalardan biri olduğu vurgulandı. Organik olarak; madımak, kuşburnu, pekmez çeşitleri, ceviz gibi ürünlerin yurtiçi ve yurtdışına ihraç edilebileceğinin ifade edildiği panelde, "Amerika'da, İtalya'da, Almanya'da kurtlu elma, armut, madımak, kuşburnunun bedeli yüksektir ve bu ürünler de Tokat'ta vardır. Ancak bizler ne yazık ki, elimizdeki bu gibi değerleri ve potansiyelimizi yeterince kullanamıyoruz" dedi.

Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Reşadiye İşadamları Derneği (REŞİAD) Başkanı Mehmet Önder, "Reşadiye İş Adamları Derneği Başkanı olarak, iş adamlarımızı bölgemize yatırıma davet ediyorum. REŞİAD olarak, bölgemizde yatırım düşünen iş adamlarımıza, her türlü yatırım ile ilgili fizibilite, lojistik destek, havza hakkında bilgi ve danışmanlık vermeye hazırız. Kelkit Havzası'nda, organik tarım KOBİ'leri oluşturulabilir. Buğday üretimi, tütün üretimi, şeker pancarı üretimi yapılanması yeniden gözden geçirilebilir. Bölgenin bozulmamış doğası göz önüne alındığında, tohum da ar-ge firmaları desteklenebilir. Özellikle, tohum üreticisi firmalar bölgeye davet edilmelidir ve ar-ge çalışmalarını yapacakları hazine arazileri tespit edilerek, bu firmalar için tahsis edilmelidir.

Bölgenin kendisine has ürünleri olan; ceviz, kuşburnu, madımak, koronka, Tokat elması, patates üretimi, domates ve diğer keşfedilmemiş olan bitki türleri desteklenerek, organik markalar haline dönüştürülebilir. Süt ve süt ürünleri ile hayvancılık konusunda yeni yatırımlar yapılarak, bölgeye ve ülkeye yeni markalar oluşturulabilir. Hayvancılığa yönelik, damızlık üretimi tesisleri kurulabilir. Diğer taraftan, arıcılık doğal bir süreç olarak kendiliğinde gelişmeye devam edebilir. Bölgemizde başlamış olan organik çalışmalar bizlere ümit vermekte ve vizyonumuzu açmaya devam etmektedir. İşte, bu gibi projelerin hayata geçirilmesinde özel müteşebbisin rolü çok önemlidir. Bölgede sanayicinin ve ortaklık yapılarıyla oluşacak yeni KOBİ'lerin önünün açılması gerekmektedir. Önemli temel sorunlardan biri finansman sorunudur. Bölgemizden çıkmış sanayicilerimizin bölgemize gelerek yatırım yapması, Resüt gibi ortaklıkların oluşturulması, emekli olmuş ve memleketine dönmüş olanların küçük sermayeleriyle yeni işler yapması, bu konuda Hükümetimizin, KOSGEB İdaresi'nin sağladığı destekler ve fonlar ile AB'nin tarıma yönelik çeşitli hibe fonlarından ve ucuz kredilerinden de yararlanabiliriz" diye konuştu.

TOKAT VE ÇEVRESİNDEKİ İLLER, 2'NCİ BİR GAP PROJESİDİR

Tokat ve çevresindeki illerin Karadeniz'in Çukurovası olduğunu ve bu illerde tarım ve hayvancılığın geliştirilmesiyle '2'nci bir GAP Projesi'nin hayata geçirileceğini anlatan Önder, "İlimiz; organik tarım, mermer, hayvancılık, yayla ve sağlık turizmi gibi alanlarda ciddi bir potansiyele sahiptir. Kentimizde; Dimes, Resüt, Bolca, Bereket Döner gibi çeşitli sektörlerde yatırımlarımız olmakla birlikte, henüz güçlerimizi yeterince birleştirmediğimiz için gerek sanayi, gerekse ticari açısından istenilen noktada değiliz. Oysa; organik tarım, mermer, hayvancılık ve turizm alanlarında yeni markalar yaratıp, sayılı kentler arasına girebiliriz. Diğer taraftan, dünya mermer rezervlerinin yaklaşık yüzde 20'si Türkiye'dedir. Tokat'ta ise Türkiye rezervlerinin yüzde 25 bulunmaktadır. Blok mermer yerine işlenmiş mermeri satarak, daha fazla katma değer elde edebiliriz. Kamu ve yerel yönetimlerimiz, Sanayi ve Ticaret Odalarımız, sivil toplum örgütlerimiz ve iş adamlarımız; 'Artık Güçlerimizi Birleştirme Vakti Geldi'. Yapılacak güç birliği ile ortaya çıkacak olan sinerji, bölgelerimizin ve ülkemiz ekonomisinin büyümesine ciddi katkılar sağlayacaktır" şeklinde konuştu.

10 BİN KÖYLÜMÜZÜN SÜTÜNÜ ALACAĞIZ

Resüt Projesi'ne değinen Mehmet Önder, "Reşadiyeli işadamları olarak, memleketimize bir yatırım kazandırmak istiyorduk. Bu nedenle, ağırlıklı olarak İstanbul'da yaşayan iş adamlarımızın projeye katılmaları için, 1998 yılında Reşadiye İşadamları Derneği (REŞİAD)'ı kurduk. Bölge insanımıza faydalı olabilmek, onlara iş sahası açabilmek için süt işleme tesisi ve et kesim tesisi kurmaya karar verdik. İlk etapta 1.5 trilyon lira olarak düşünülen yatırım, 90 işadamımızın güçlerini birleştirmesiyle, yaklaşık 6 trilyon lirayı buldu. Günde 160 ton süt işleme kapasitesine sahip olan tesisimizi şu anda tam kapasite çalışmıyoruz, yakın gelecekte kapasitesini arttırarak, Reşadiye, Zile, Turhal gibi diğer ilçelerimizden yaklaşık 10 bin köylümüzün sütünü alarak, bölge ekonomimizin canlanmasına büyük katkı sağlayacaktır. Sosyal sorumluluğa örnek olan, 'Birlikten Kuvvet Doğar' atasözümüzü çok güzel anlatan Resüt Tesisleri; Sivas, Çorum, Amasya gibi bazı illerimizdeki iş adamlarımız tarafından ziyaret edilmiş ve Reşadiyeli işadamlarının yaptığı güç birliği incelenmiştir. Bu durum, bizlere büyük bir onur ve mutluluk vermektedir" dedi.

TARIM ÜLKEMİZ İÇİN ÖNEMLİ

Tarımın ülkemiz için önemli bir sektör olduğunu sözlerine ekleyen Mehmet Önder, " Ülkemiz için çok önemli bir sektördür. AB nüfusunun, ortalama yüzde 5'i tarım sektöründe çalışmaktadır. Türkiye'de ise yaklaşık 22 milyon kişi ile nüfusun yüzde 35'i tarım sektöründe çalışmaktadır. AB'de tarım ciddi anlamda desteklenmektedir. 2001 yılı rakamlarında AB, tarıma 105.6 milyar dolar destek verirken, Türkiye aynı dönemde 6.3 milyar dolar destek vermiştir. AB, bütçesinin yüzde 50'sini, tarım sektörüne aktarmaktadır. 2001 yılında AB çiftçi başına tarımsal destek olarak 5.700 dolar verirken, bu oran Türkiye'de 280 dolardı. Diğer bir değişle AB çiftçisini, Türkiye'ye oranla 20 kat daha fazla desteklemektedir. 15 AB ülkesinde toplam tarım alanı 135 milyon hektar iken, 7 milyon işletme bulunmaktadır. Türkiye'de ise 28 milyon hektar tarım alanında, 4 milyon işletme vardır. Bu durumda, AB'de ortalama işletme büyüklüğünün Türkiye'nin 3 katı olduğunu göstermektedir. Bu gibi olayların neticesinde; Avrupa Birliği ülkeleri, şeker pancarından 1.5, tütünden 2.4, buğdaydan 3 kat daha fazla verim almaktadır. AB ineği, Türkiye'den 3 kat daha fazla süt vermektedir. Türkiye'de tarımın ciddi anlamda desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer sektöre yönelik gerekli tedbirler alınmazsa, hayvancılık, tahıl ve bakliyat gibi ürünlerde, rekabet koşullarımız gittikçe ağırlaşacaktır. Türkiye ile AB'nin tarım yapılarının farklılığı Türkiye'deki işletmelerin rekabet gücünü olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle işletmeler olarak, dünyadaki gelişmeleri ve değişimleri yakından takip etmeliyiz. Çünkü, artık firmalar, kendi sokağındaki firmalar ile değil, dünyayla rekabet etmektedir. Artık, bir işletmenin varolmasında, kaliteli ürün, pazar, çevre, insan, teknoloji ve güç birliği gibi unsurların büyük payı vardır" diye konuştu.

Sağlıklı Gıda Platformu Başkanı Hüseyin Bozdağ'da ihracatçı kimliğiyle Tokat'tan bu güne kadar Zile Pekmezi ve Tokat Yaprağını yurt dışına ihraç ettiğini ifade ederek, "Kendi kalite anlayışımıza uymak kaydıyla Resüt'ten süt ve peynir ürünlerin alıp yurt dışına ihraç etmeyi düşünüyorum. Organik tarımada çok büyük önem veriyorum. Sertifikalı olması koşuluyla buradan birçok tarım ürünü alabilirim." dedi.


RESÜT ORGANİK TARIM İÇİN ATILAN İLK ADIMDIR

Panelde bir konuşma yapan Reşadiye Belediye Başkanı Rafet Erdem, "21. yy'da bölgemiz için avantaj olarak gördüğümüz organik tarım, geliştirmemiz gereken öğelerin başında gelmektedir. Reşadiyeli iş adamlarımızın girişimleriyle faaliyete geçen RESÜT ile birlikte bu konuda önemli bir adım atılmıştır. İş adamlarımızdan isteğimiz bu gibi işlerin çoğaltılmasıdır. Bu konuda girişime bulunmak isteyen herkese kapımız sonuna kadar açıktır. Kısıtlı olan imkanlarımızı sonuna kadar organik tarımın gelişimine katkı sağlayacak projeler için seferber edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın" dedi.

TOPRAĞIMIZ ORGANİK TARIM İÇİN İDEAL

Panelde kısa bir konuşma yapan Reşadiye Kaymakamı Ferhat Kurtoğlu, "Kelkit Havzasında Organik Tarım Fırsat konulu panelin bölgemizin önemli özeliğini ortaya koyarak gerek bölgede yaşayan iş adamlarımız gerek dışardan gelecek yatırımcılar açısından önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Kelkit Havzası ve bu bağlamda yer alan Reşadiye, Niksar ve Erbaa ilçeleri bozulmamış, kirlenmemiş topraklar ve su kaynaklarıyla organik tarımın yapılabileceği, hatta bir çok ürünün katkısız olarak ele edildiği ülkemizin önemli tarım alanlarındandır. İlimizde organik tarımın gelişmesi ve yayılması açısından Valiliğimizin ve üniversitemizin önemli çalışmaları bulunmaktadır" dedi.

Başlattıkları bir projeden bahseden Kurtoğlu, "Bir Köy Bir Ürün projesiyle İl Tarım Müdürlüğümüz, Ziraat Fakültesi ve Niksar'da kurulu bulunan Kelkit Vadisi Organik Tarım Araştırma Merkezi bölge tarımının gelişmesi yönünde önemli Ar-Ge çalışmaları gerçekleştirmektedir" şeklinde konuştu.

Üniversite olarak organik tarımla ilgili çalışmalar yaptıklarını belirten Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zehra Seyfikli de, "En büyük hayalimiz Kelkit Havzasının bölge üniversitesi olmak. O yüzden çiftçisiyle, sanayicisiyle beraber çalışıyoruz. Birlikte çalışma tekliflerine açığız" dedi.

ÜRETİM BİR YILDA İKİYE KATLADI

Kendisi göreve gelmeden 3,5 yıl önce kurulan Kelkit Havzası Kalkınma Birliği'nin iyi ki kurulmuş dediği bir kurum olduğunu belirten Tokat Valisi Erdoğan Gürbüz, amaçlarının organik tarımı yaygın hale getirmek olduğunu altını çizdi. Gürbüz, "Öncelikle insanlara organik tarımı doğru anlatabilmek gerek. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra üretimi çoğaltabilmek için üretimde kimyasal katkılar kullanılmaya başlandı. Ancak zamanla bu maddelerin kansere neden olduğu anlaşılmış ve organik tarıma yönelme başlamıştır. Etrafımıza baktığımızda organik tarım için en uygun yerlerden biri 256 km uzunluğunda olan, derin vadileri ve Yeşilırmak'ı içinde barındıran Kelkit Havzasıdır.Bu konuda çiftçilerimiz canla başla çalışmaktadır. Geçtiğimiz yıl 550 bin ton olan organik domates üretimi bu yıl 1 milyon 100 bin tona çıkarılmıştır" dedi.

"KUSURLU ÜRETİMDEN KORKMAYIN"

İnsanların üretim yapmaktan, risk almaktan korktuğunu belirten Sofra London Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özer, "Öncelikle şunu söylemeliyim ki ben organik ürün kullanmıyorum. Bazen Türkiye'den alıp götürüyorum malzemeleri ama sertifikalı olmadığı için organik olup olmadığı konusunda bir yorum yapamıyorum. Ben 'sağlıklı yemek' yapıyorum diyebiliyorum. Ama her zaman organik tarımla ilgili çalışmalara destek vereceğimi belirtmek istiyorum. Bu konuda yatırım yapacak olan insanlara sesleniyorum, korkmayın, cesaretli olun, üretin, ürettiğinizin kusurlu olmasından korkmayın. Hiç bir şey bir anda mükemmel olmaz, kusurlu olan zamanla mükemmele gider" şeklinde konuştu. Özer, Tokat Niksar'da üretilen Niksar suyunu çok beğendiğini ve Londra'ya gönderilmesi halinde kendi işyerlerinde bunu müşterilerine sunabileceğini söyledi

Fikir alışverişinde bulunulan panelde konuşan akademisyenler, dünyada 26 milyar dolarlık organik tarım pazarının var olduğunu ve Türkiye'nin bu pazardan yüzde 1,5 yani yaklaşık 4 milyar dolarlık pay aldığını belirttiler. Kelkit Havzası'nda oluşumu sağlanacak olan organik tarımla ilgili umutlu konuşmaların yapıldığı panelde, Kelkit Havzası üzerindeki illerin birleşerek üretim kapasitesini arttırması gerektiği belirtildi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious