Orgenerl Karahanoğlu'ndan çarpıcı açıklamalar!

  • Giriş : 30.09.2006 / 00:00:00

Deniz Harp Okulu’nun yeni eğitim yılını açan Karahanoğlu, ’Haince hedefleri olanlar ya ülkeyi terk edecekler ya da boğulacaklardır’ dedi

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Öğrencilere ilk dersi veren Karahanoğlu, önemli açıklamalarda bulundu. Karahanoğlu’nun konuşmasından önemli bölümler şöyle:

ZAVALLILARA SADECE ACIYORUZ

Haince hedefleri, Türkiye Cumhuriyeti ve bu cumhuriyetin temel değerleri olan; ancak bu hedefleri önündeki esas engelin, TSK olduğunu bilen kimi iç ve dış mihraklar, -ki onlar kendilerini bizim bildiğimiz gibi çok iyi biliyorlar- dün olduğu gibi bugün de Türkiye Cumhuriyeti devleti üzerindeki emellerine ulaşma gayretlerini sürdürürken TSK’yı yıpratmak için işbirliği halinde saldırılarını yoğunlaştırmışlardır. Sonlarını kendileri hazırlayan bu zavallılara sadece acıyoruz.

YA TERK EDECEKLER YA DA BOĞULACAKLAR

Bu mihraklar, ya ülkeyi terk edecekler ya da Anadolu denizinde boğulacaklardır. Çünkü bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasa ile belirlenmiş temel değerlerine bağlı, kanunlarına saygılı, Ata’sının ilke ve devrimlerini, onun fikir ve düşüncelerini özümsemiş, irade ve kararlılığını her koşulda ispatlamış kurumlar vardır; Türk Silahlı Kuvvetleri vardır, arkamızdan gelen Atatürk’ün gençleri vardır. Sizler varsınız. Bitmez tükenmez bu gücümüz her türlü tehlikeyi bertaraf etmeye yeterlidir.

ÜTOPİK TÜRKÇÜLÜĞE KARŞIYIZ

Atatürk milliyetçiliği ırkçılığı reddeder; bütünleştirici, birleştirici ve milli birliği sağlayıcıdır. Atatürkçü düşünce sisteminde milliyetçilik, kimilerinin hevesli olduğu ümmet, cemaat gibi kavramları reddederken, aynı zamanda yeryüzündeki bütün Türkleri bir arada, aynı devlet kimliğinde birleştirmeyi öngören ve adına ’Türkçülük’ denen ütopik düşüncenin yaşama geçirilmesini de aynı ölçüde reddeder.

VE EVRENSEL KAPİTALİZME KARŞIDIR

Bu milliyetçilik anlayışı, Türkiye Cumhuriyeti ile onu oluşturan ulusu, yalnızca milli sınırlar içinde ülke, ülkü ve dil birliği idealinde bağımsız bir devlet kurumu halinde yaşatmayı amaçlayan bir ilkedir. Ülkenin birliği, milletin tekliği ve tam bağımsızlık; Atatürk milliyetçiliği budur. Bu ilkenin karşıtı ise ümmetçilik, şeriat taraftarlığı, emperyalizm ve evrensel kapitalizmdir. Milliyetçilik ilkesi, üniter bir devlet yapısını içermesi açısından bölücülüğün her türünün kesinlikle karşısındadır.

TÜRKÇE EZANIN KALKMASI HATA OLDU

Atatürk, İslam dininin zamanla özünden uzaklaştığını, birçok yabancı ögenin yorum ve boş inançlar olarak dinin içine girdiğini tespit etmiştir. Atatürk, çağdaş olmanın inançsızlıkla hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirtmiştir. Müslüman Türk halkı, Kuran’ı kendi diliyle okuyup anlama olanağına ancak Atatürk ve laik cumhuriyet rejimi sayesinde kavuşmuştur. Türkçe ezan, gene aynı ortamda gerçekleşti. Ama çok partili siyasal sisteme geçildikten sonra karşı devrimcilere verilen bir ödün olarak ortadan kalktı.

LAİKLİK GİDİYORUM DEMEZ

Laiklik, ’Ben gidiyorum’ demez. Hele bugün, fertlerin dinden esinlenen duygu ve düşüncelerinin siyasete yansımasını normal bir durum, sosyolojik bir olgu olarak gören bir zihniyetin de etkisiyle laiklik karşıtlarının güç kazandığını ve laikliğin yavaş yavaş yıpratıldığını görmenin bizleri düşündürmesi gerektiği kanaatindeyim.

TSK’NIN AVRUPALILIĞI TARTIŞILAMAZ

Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Ordu daima çağdaşlaşmanın kalesi olmuştur. Bugün için de kimse şüphe duymamalıdır ki, çağdaş medeniyet seviyesine erişim konusunda TSK’nın ideali, Avrupa Birliği ile tam uyum içindedir. TSK, NATO üyesi olarak 1952’den itibaren Avrupa güvenlik mimarisinin içindedir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Avrupalılığı tartışılamaz.

AB, KEMALİST DEVRİMİN HEDEFİ

Türkiye’nin AB’ye yönelişi, temelleri 83 yıl önce atılan "Kemalist devrimi"nin hedeflerinden biridir. Türkiye’nin bugün AB’ye tam üyelik müzakerelerine girmesinde Atatürk’ün devrimleriyle şekillenmiş çağdaş Türkiye vizyonu lokomotif rol oynamaktadır. Çağdaş Türkiye, en az AB üyesi ülkeler kadar ulusal çıkarlarına, anayasal vazgeçilmezlerine ve gelecek kuşakların güvenlik ve refahına karşı hassastır. Bu süreçte bilinmesi gerekir ki, TSK, AB idealleri ve AB uyum süreci uğruna, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasayla belirlenmiş temel değerlerinden asla sarfınazar edemez, edilmesine de aşındırılmasına da müsamaha gösteremez.

VAZGEÇİLMEZLERİMİZ SARSILMAMALI

Hele bu süreç içinde karşı karşıya kalınacak istek ve talepler ulusal onurumuzu, anayasal yapımızı, devletimizin kara, deniz ve hava ülkesindeki hayati güvenlik ve dış politika çıkarları ile cumhuriyetin kuruluş felsefesinin vazgeçilmezlerini ve ayrıca tarihsel gerçeklerimizi göz ardı ediyor ve ulusal birliğimizi sarsıyorsa, bu tavsiye ve taleplerin ne kadar ciddiye alınması gerektiğini yüce milletimizin takdirine sunuyorum. Bu meyanda ayrıca, AB, Türkiye ile uyum sürecini bazı ülkelerin ve grupların Türkiye’ye karşı besledikleri hasmane politikaların uygulama alanına dönüşmesine fırsat vermemelidir.

TÜRKÇEMİZ YOZLAŞTIRILIYOR

Türk diline önem vermelisiniz. Ticaret şirketi isimlerinden dükkân tabelalarına, elektrik ve su faturalarından günlük konuşmalara kadar birçok sahada Türkçemiz yozlaştırılmaktadır. Türkçe çok güçlü bir dildir. Yazı dili olarak 1400, konuşma dili olarak ise 5 bin yıllık geçmişi var, 12 bin Türkçe kelime de dünya dillerinde kullanılıyor. Sizlere düşen görev, dilimizin ve kültürümüzün bugün varlığını üzülerek izlediğimiz iç ve dış etkenlerle yozlaşmasına meydan vermemekti

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious