Orhan Pamuk'un davası sil baştan başlayacak

Orhan Pamuk'un davası sil baştan başlayacak.17584
  • Giriş : 22.01.2008 / 21:04:00
  • Güncelleme : 22.01.2008 / 21:14:26

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Orhan Pamuk aleyhinde açılan davayı reddeden yerel mahkeme kararını bozdu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Davacı Turgut Kobaza ve şehit yakını 5 kişi, İsviçre’de yayınlanan bir dergiye verdiği röportajda, “30 bin Kürt’ü ve bir milyon Ermeni’yi öldürdük. Türkiye’de hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben ediyorum” dediği ifade ettikleri Pamuk’un, beyanlarıyla “Türk milletini topyekün itham altına soktuğunu” iddia etmişlerdi. Bu kişiler, Pamuk aleyhinde tazminat davası açmıştı.

Davanın görüldüğü Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, “davacıların salt Türk milletinin bir ferdi olmaları nedeniyle yansıma yoluyla kişilik haklarına saldırı olduğunun kabulüne imkan bulunmadığı” ve “davacıların aktif husumet ehliyetleri bulunmadığı” gerekçesiyle reddetmişti.

Davacıların kararı temyiz etmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin davanın reddi yönünde verdiği kararı bozdu.

Dairenin, kararında, Türk hukukunda kişilik haklarının tanımının yapılmadığına ve bu hakkın hangi değerleri kapsadığının açıklanmadığına işaret edilerek, şunlar kaydedildi:

“Kişilik haklarının nelerden ibaret olduğunun belirlenmesi ve sınırının çizilmesi uygulamaya yani yargıya bırakılmıştır. Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda kişisel değerlerin; fiziki, duygusal ve sosyal kişilik değerleri olarak belirlendiği, kişinin toplum içindeki mesleki kimliği, şeref ve haysiyeti, özgürlüğü, vücut ve ruh bütünlüğü ve sağlığı, ırk, din ve vatandaşlık gibi bağları kapsadığı kabul edilmektedir.

Kişiler onur ve şerefleri gibi mensubu bulundukları ve Anayasa ile çerçevesi belirlenmiş bir millete aidiyet duygularında yukarıdaki açıklamalar nazara alındığında; kişilik değerleri kapsamında ve hukuki koruma altındadır.”

Pamuk tarafından söylendiği iddia edilen sözlerin, “davacıların vatandaşlık bağı ile bağlı bulundukları Türk milletine yönelik olması durumunda davacıların aktif dava ehliyetinin bulunduğunun” kabulünün gerektiği vurgulanan kararda, davacıların aktif dava ehliyetinin varlığının kabulü ile davanın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği belirtildi.

Yüksek mahkeme, kişilik haklarına saldırının kabul edilmesi durumunda, Medeni Kanunun 25. ve Borçlar Kanunun 49. ve 49/3. maddelerindeki düzenlemeler gözetilerek bir hüküm kurulmasına ve davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiğine hükmetti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious