Ortadoğu'da barış savaşla mı mümkün?

  • Giriş : 28.01.2007 / 00:00:00

Dünya genelindeki Yahudilerin bir araya gelerek 1940'lı yıllardan bu yana izlediği sistemli politika ile İsrail, devlet olma yolunda adım adım ilerlemişti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İsrail'in bu mücadelesinden en çok etkilenen hiç kuşkusuz Filistin halkı olmuştur. Bununla beraber bölgede bulunan diğer Arap ülkeleri de bu süreçte zarar görenler arasındadır. (Mısır, Suriye, Lübnan, Ürdün gibi)

1967 Arap İsrail savaşından bu yana 3 milyondan fazla Filistinliyi işgal altında yaşamaya zorlayan İsrail, Filistinlilerin gücünü kırmak ve onları göçe ikna etmek için sistemli bir yıldırma politikası izlemiş ve bunda büyük oranda başarılı olmuştur.

60 yıla yakın bir süredir işgal altında yaşayan Filistin, bölge ve dünya gündeminin hala en önemli gündem maddeleri arasındadır. Ve uzun yıllar ilk gündem maddesi olma özelliğini de koruyacak gibi görünmektedir. Zira Ortadoğuda'da barış süreci başlamadıkça ve kalıcı adımlar atılmadıkça Filistin eksenli bu gidişat tüm bölgeyi etkisi altına alarak kaos ortamının daha uzun yıllar devam etmesine davetiye çıkaracaktır.

Filistin'in İsrail ile devam eden mücadelesine şimdiye dek defalarca çözüm yolu önerilmiş fakat hiçbirisinde nihai bir karara varılamamıştır. Sebep olarak tarafların geri adım atmaması gösterilirken, İsrail bölgede varlığının tanınmasını şat koşmaktadır Filistinli guruplar ise İsrail'in öncelikli olarak 1967 sınırları öncesine çekilmesini ve işgal ettiği toprakları bir an önce Filistin'e bırakmasını talep etmektedirler.

FİLİSTİN BİR ÇIKMAZA DOĞRU GİDİYOR

Geçtiğimiz yıl Mart ayında yapılan Filistin seçilerinde Hamas gurubu El Fetih karşısında ezici bir üstünlük sağlayarak iktidara gelmiş ve ilk olarak Kudüs'ün başkent olduğu bağımsız bir Filistin devletinin kurulması hedefini koymuştur.

Filistin'in efsanevi lideri Yaser Arafat'ın hayatını kaybetmesinin ardından iyice kan kaybeden El Fetih örgütü aynı zamanda üst düzey yetkililerinin adlarının birçok yolsuzluklara karışması ve yurtdışından gelen maddi yardımların halka ulaşmadan bazı El Fetih yetkililerinin doğrudan ceplerine girdiği söylentileri bu gurubu Filistin halkının nazarında oldukça zayıf düşürmüş ve güvenilirliğini yitirmiştir.

El Fetih örgütünün Filistin davası adına yaptıkları ve verdiği mücadele azımsanamayacak derecede önemlidir. Ancak gurubun son zamanlarda ABD ve AB ülkeleri ile yakınlaşma adına İsrail ile masaya oturmaya yeşil ışık yakması Filistin halkının El Fetih'e olan eski inancını yitirmesine neden olmuştur.

Bütün bu gelişmeler doğrultusunda Hamas, İsrail karşıtı söylemleri ile halkın özlediği yeni bir mücadele ruhu geliştirerek Filistin halkına hitap etmeye başlamıştır. Bir İsrail devletini asla tanımayacağını ve hiçbir şekilde masaya oturmayacağını tekrarlayan Hamas İsrail'in ancak 1967 sınırları öncesine çekilmesi ile masaya oturabileceğini ve İsrail'i tanıyacağının işaretlerini veriyor.

Hamas'ın El Fetih karşısında güçlenmesinin temel sebeblerinden biri de Oslo anlaşmasında Kudüs'ün pozisyonun nihai karara bırakılması ve şu an için Kudus'ten vazgeçilmiş görüntüsü verilmesidir. Bu durum El Fetih'in mücadele tarihinde oyundan düşmesini ve bu argümanı kullanan Hamas'ın yeni mücadele aktörü olarak etkin bir rol oynamasına yol açmıştır. Kudüs'ü ve Mescidi Aksa'yı ideallerinin en önemli parçası gören Filistinliler bu yönde Hamas'a destek vermeye başlamışlardır. Küdüs için mücadele olgusu El Fetih'ten çıkarak Hamas ve İslami Cihad'a kaymıştır.

Hamas'ın seçimleri kazandığı ilk günden itibaren İsrailli en üst düzey yetkililer tarafından "terörist hükümet" olarak adlandırılması aynı zamanda ABD'nin de terör listesinde yer alması ve işbaşına gelir gelmez bütün maddi kaynakların kesilmesi ile iş yapamaz duruma gelmiştir.

El Fetih örgütünün de kaybettiği itibarı yeniden kazanmak maksatlı yeni bir erken seçim talebi ve Cumhurbaşkanı Mahmut Abbas'ın devlet içinde devlet kurma girişimleri bu iki gurubu karşı karşıya getirerek birbirine silah çekmeye zorlamıştır.

ABD, AB ve İsrail in doğrudan Mahmut Abbas'ı muhatap alması ve ABD'nin kendi güvenlik güçlerini oluşturması için Abbas'a 83 milyon dolarlık bir kaynak sağlaması Hamas tarafından kabul edilemez bulunmuş ve Mahmut Abbas'ın bu girişiminin halk iradesine saygısızlık olduğu dile getirilmiştir.

Bunca yıl İsrail'e karşı birlikte mücadele veren Filistinli guruplar şimdilerde kendi aralarında derin bir görüş ayrılığına düşmüş ve Gazze sokaklarını kan gölüne çevirmişlerdir. Hatta bununla da kalınmayarak daha ileri gidilmiş dün El Fetih örgütüne bağlı oldukları iddia edilen yüzleri maskesli kişiler, Gazze'nin güneyinde bulunan El Hidaye camisine girerek Hamas üyesi 3 kişiyi caminin içinde ibadet ederken öldürmüşlerdir.

KİME YARIYOR

İsrail, bir taraftan Lübnan savaşı sonrası kendi içinde yaşanan iç çekişmelerle boğuşurken bir taraftan da Filistin'de yaşanan gelişmelere kayıtsız kalmamaya çalışıyor. En azından İsrail'in şu andaki siyasi krizi döneminde Filistin ile doğrudan ilgilenmemesi bir nebze olsun onun da işini kolaylaştırıyor.

Aynı Irak'ta yaşanan Şii - Sünni çatışmalarında olduğu gibi Filistinliler de bu yöne doğru hızla gitmektedirler. Ancak mesele Şii-Sünni değil bir itibar ve onur savaşı şeklinde devam ediyor. Çatışmalar sayesinde dünya kamuoyuna mesaj verme fırsatını yakalayan ve bunu hiç kuşkusuz çok iyi değerlendiren İsrail isse en fazla kazançlı çıkan taraf olacaktır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious