'Osmanlı' kavgasına neden şaşırayım?

'Osmanlı' kavgasına neden şaşırayım?.12694
  • Giriş : 02.12.2008 / 10:48:00

Hemen iki kampa bölünülür bir taraf Abdülhamit’e “Kızıl Sultan” der, öteki taraf “Ulu Hakan.”

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Birbirini hastanelik eden dört genç adam

Haberi okudunuz mu?

Gemlik'te otobüs beklerken Osmanlı İmparatorluğu üzerine sohbet eden dört arkadaş, işin tartışmaya dönmesi üzerine birbirine saldırmış ve hepsi de hastanelik olmuş.

Ben nedense buna şaşırmadım. Çünkü televizyon ekranlarında ve gazete köşelerinde de böyle geçmişe dönük kavgalar yapılıyor.

Bu ülkede her şey kavga konusu.

Osmanlı İmparatorluğu, Tanzimat Fermanı, Abdülhamit, Meşrutiyet, İttihat ve Terakki Partisi, Enver-Talat-Cemal, Ermeni tehciri, Vahdettin, işgal, Atatürk, Çanakkale Savaşı, Kurtuluş Savaşı, laiklik, devrimler, varlık vergisi, Demokrat Parti, 6-7 Eylül, darbeler... Uzatın uzatabildiğiniz kadar.

Hatta daha eskiye gidin!

Hilafet kavgaları, Hulefayı Raşidin denilen dört halife devri, Kur'an, din kuralları, mezhepler, kurban, örtünme.

Bu konularda da tartışmalar bitmiyor ve din adamları birbirlerine en ağır sözlerle saldırıyor.

Bence bu kavgaların iki nedeni var.

Birincisi, zaten kavga sever bir millet oluşumuz, ikincisi ise her şeyi siyaset penceresinden seyretme alışkanlığımız.

Bir türlü anlatamadık ki kültür ve tarih, siyaset penceresine sığmaz.

Dünyayı siyasi açıdan yorumlamaya kalkmak, koskoca bir okyanusu bir iğne deliğinden seyretmeye kalkmak kadar anlamsızdır.

Ama siyasi kavga insanların daha çok ilgisini çekiyor.

Çünkü hem Futbol takımı gibi taraf taraf bölünmek mümkün hem de tarihi ve kültürü anlama çabalarına göre çok daha kolay.

Hemen iki kampa bölünülür bir taraf Abdülhamit'e “Kızıl Sultan” der, öteki taraf “Ulu Hakan.”

Kafalar gözler yarılır.

Ama iki tarafta da Abdülhamit hakkında okuyan, mesela François Georgeon'un muazzam incelemesinin sayfalarını karıştıran ya da kendisine tahsis edilen özel doktorunun notlarına göz atan yoktur.

Vahdettin hain miydi, değil miydi tartışması da kolaydır ama çok az kişi Murat Bardakçı'nın “Şahbaba”sını okuyarak yapar bunu.

Atatürk tartışmaları da öyle.

İsterseniz konuyu daha iyi anlamak için biraz kendimizden uzaklaştıralım ve başka ülkeleri gözümüzün önüne getirelim.

İngiliz gençleri Sekizinci Henri'yi tartıştıkları için hastanelik olur mı?

Amiral Nelson üzerine ölümcül kavgalara girişirler mi?

Ya da Fransızlar XVI. Louis'yi konuşmak için televizyonlara çıkar ve sonunda sinirlenerek birbirlerine hayvan isimleriyle hitap ederler mi?

Alman aydınlarının ZDF televizyonunda Kayzer Wilhelm'i tartışırken birbirlerine küfür etmeleri gözünüzün önüne gelebiliyor mu?

Bütün bu tartışmalarda önemli olan “kavga geleneği”dir.

Konu ister Futbol olsun, ister kadın-erkek, ister tarih, ister kültür, ister siyaset... Ne yazık ki bu ülkede insanlar birbirlerine döner bıçaklarıyla dalmaya çok meraklı.

Entelektüel âlemde bile.

Böylece insanlar kendilerini yaşarken cehenneme hapsederler.

Bir an düşünün: Türk dizilerinde birbirine sitem etmeyen, nefret dolu bakışlar fırlatmayan insanlara sıkça rastlıyor musunuz?

Aşk şarkıları bile ilenmelerle, beddualarla dolu değil mi?

Hiç “Sevgilim ne güzelsin!” diyen bir şarkı duyuyor musunuz?

Herkesin ömrünü kısaltan bu ortam üzerine biraz kafa yormaya ve “Niye?” sorusunu sormaya değmez mi?

VATAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*