‘Osmanlı musikisine yazık ettik’

  • Giriş : 08.04.2006 / 00:00:00

Osmanlı dönemi Türk musikisi, ilk kez uluslararası bir sempozyumla ele alındı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sempozyumda konuşan tarihçi ve müzikologlar, Osmanlı dönemi Türk musikisinin çok ileri seviyede olduğunu; ancak günümüz Türk müziğinin Batı kültürlerinin etkisi altında kaldığını söyledi. 600 yıllık tarihi boyunca Anadolu, Balkanlar, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Kafkaslar’a uzanan geniş bir coğrafyadan beslenen ve bu coğrafyayı etkileyen Osmanlı musikisi, bilimsel araştırma alanı olarak sürekli ihmal edildi. Bursa’da dün sona eren sempozyum bu açıdan bir ilk olma özelliğini taşıyor. Sempozyuma konuşmacı olarak katılan tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, Osmanlı musikisinin seviyesinin Mozart ve Beethoven’in müziğinden aşağı olmadığını kaydetti. İnalcık, “Bu dönemde müzik daha çok sarayın patronajı idaresinde yapılırdı. Bunun da kaynağı İran ve Orta Asya’ya dayanır. Osmanlı da bu müziği 600 senelik hayatı boyunca geliştirmiş ve olgunlaştırmış. Günümüz musikileri kültürümüzden, örf ve âdetimizden uzak kalmıştır. Çok basit tarzlardır. Osmanlı musikisinde ise bir sanat, bir kalite vardır, anlamlıdır. Bu musikiyi icra edenler de her makamı bilecek derecede terbiyeli, ahlaklı ve bilgili idi.” şeklinde konuştu. Sempozyum Onursal Başkanı Prof. Dr. Yalçın Tura da Cumhuriyet döneminde çağdaş çok sesli Türk musikisini oluşturan bestecilerin, büyük ölçüde Osmanlı dönemi musikisinden yararlandığını; ancak bu döneme ait birikimin yıllardır notaya alınmamasının büyük bir kayıp olduğunu anlattı.

Sempozyuma Yunanistan’dan katılan Selanik Üniversitesi Müzik Bölümü Öğretim Üyesi Miltiadis Pappas, Bizanslıların Osmanlı musikisinin notalarını tutarak 200’den fazla eseri kaybolmaktan kurtardığını söyledi. Kendisinin de Osmanlı musikisi hayranı olduğunu dile getiren Pappas, ancak bu değerli musikinin ilgisizlik yüzünden adeta yitip müzelik olduğunu, kurtarılması için çalışmalar yapılması gerektiğini belirtti. Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Amir Hosain Pourjlavayd da 18. yüzyılda bile İran’da ve Irak’ta Osmanlı musikisinin etkilerinin görüldüğünü anlattı. Pourjlavayd, iki ülke arasındaki müzikten etkileşimi şöyle açıladı: “Yavuz Sultan Selim ile 4. Murad zamanında İran’a yapılan seferler sırasında buradaki sanatçılar Osmanlı saraylarına getirildi. 17. yüzyıl boyunca iki ülke sanatçıları arasında ortak bir repertuar bile vardı. 16. yüzyıl başından itibaren de bazı Osmanlı müzisyenleri İran saraylarında musiki söyledi. Efendi Hannan ve Şah Abbas, İran saraylarında okuyan Osmanlı müzisyenlerindendir. Özellikle 16. yüzyılda Osmanlı-İran musikisi çok popülerdi.” Pourjlavayd, Osmanlı musikisini “Harika, insanı adeta alıp göklere uçuruyor. Manalı ve edepli.” şeklinde tanımladı. Bulgaristanlı müzik bilimcisi Irina Saraivoanova ise bu musikinin yalnızca ülkelerin kültürlerini etkilemekle kalmadığını, saygının, barışın ve hoşgörünün yaygınlaşmasında da etkili olduğunu vurguladı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious