Osmanlı'da bayramlaşma merasimi

Osmanlı'da bayramlaşma merasimi.12694
  • Giriş : 11.12.2008 / 08:48:00

İslam tarihinde bayramları halk arasında merasim şeklinde kutlama geleneğini başlatan da Büveyhilerden sonra Bağdat ve civarına hâkim olan Türk hükümdarları olmuştur.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Tanzimat'la birlikte Osmanlı diplomatikası ve bürokrasisindeki gelişmelere paralel olarak, teşrifat veya protokol kuralları da değişmiş, resmî bayramlaşma törenleri de bu değişimden nasibini almıştır. Önceleri Ramazan ayının 26'sında başlayan ve bayram günlerinde de devam eden törenler, şeyhülislamlık, sadaret ve sarayda ayrı ayrı yapılırken zamanla sadece sarayla ve bayramın ilk günü ile sınırlandırılmıştır. Tanzimat sonrası bayramlaşma törenleri ve tarihsel gelişimle alakalı bugüne dek çeşitli çalışmalar yapılmış, bunlardan bazıları da yayınlanmıştır.

Ancak klasik dönem anlayışından epey uzak, "mutlak Batılılaşma" zihniyetinin bir uzantısı olarak sık sık değişen bu törenleri, ilgili çalışmalara havale ederek XVII. yüzyılda saraydaki bir bayramlaşma törenini o dönemin önemli bir kaynağından özetleyerek ve sadeleştirerek aktarıyoruz. XVII. yüzyılda Kânunnâme yazarlarından Hezarfen Hüseyin Efendi (1600-1676), Telhîsü'l-Beyan fî Kavânîni Âl-i Osman adlı eserinde 17. yy'daki bayramlaşma geleneğini ayrıntılarıyla anlatır. Onun bu eseri Osmanlı Kanûnnâmeleri serisinin de ilk muntazam örneği kabul edilmiştir.

Arefe günü öğle namazından sonra saray çavuşları, divan önünde divan heyeti ile birlikte, ellerinde süslü âsâlarla saf tutarlar. Mehteran da Adl Köşkü önünde bekler. Sultanın has atlarından birkaç tanesine, kös seslerinden ürküp kaçmaması, bir sonraki gün yapılacak törene hazırlamak için başlarına resmî kavuklar giymiş saraçlar binerler ve mehterin hemen arkasında dururlar. İkindi ezanı okunup namaz kılındıktan sonra selâtin camilerinin hatib ve imamları Bâb-ı Saâdet'in sağında ve solunda bulunan sekilere otururlar ve padişahın teşrifini beklerler.

Ve Bâb-ı Saâdet'in önüne hükümdarın tahtı yerleştirilir. Padişah gelip oturduktan sonra kendisini bekleyen imam ve hatibler Kur'an'dan kısa birer bölüm okurlar. Hazînedârbaşı keselerle hediyelerini verdikten sonra mehteran yeri göğü inletecek şekilde bir nevbet vurur. Ve "hemîşe bunun emsâli eyyama erişmek nimeti müyesser ola!" (her zaman bunun gibi günlere erişmek nimeti nasip ola!) diyerek alkış (burdaki anlamı duâ ve temenni) tutarlar. Daha sonra adı geçen zümre içinde duâcılık görevinde bulunan çavuş, veciz bir duâ eder ve dağılırlar.

Bayram gecesinin üçte biri geçtikten sonra Bâb-ı Hümâyun açılır ve ehl-i divan gelip yerlerine otururlar... Saray Hazinesi ve divanhâne önünde beklerler. Sabah namazı vaktinin girmesiyle birlikte şeyhülislam da gelip meclisin en muteber yerine oturur. En sonra sadrazam tam bir ihtişam içinde gelir ve yerini alır. Sabah olmadan önce bayram günlerinde kullanılan altın süslemeli özel taht, Bâb-ı Saâdet'in iki kapısı arasındaki sofa üzerine yerleştirilir. Yüz yirmi vukiyye (okka) (yaklaşık 154 kg) ağırlığındaki meşhur halı Bâb-ı Saâdet'in sağ tarafındaki mermer sütunlardan ilk ve ikinci sütun arasından ileriye doğru serilir.

Sabah vaktinden sonra taht halı üzerine alınır, padişahın teşrifine dek beklenilir. Haremin has oda tarafındaki odasından -dünyayı aydınlatan güneş misali- sabah namazı vaktinde kalkan padişah, namazı mescidde cemâatle kılıp has odaya şeref verince önce dilsizler, sonra cüceler, kıdem sırasına göre gelip padişahın elini öperler. Daha sonra has oda başısı, silahdar ağa, çukadar ağa vs. saray bürokratları teker teker gelip el öperler. Sonra padişah üzerindeki kaftanını değiştirerek dışarıya çıkar. Bu arada mescidin karşısında meydanda bulunan fıstık ağacı altındaki imam ve baştabibin karşısına gelince kısa bir süre durur, iltifat dolu bakışıyla onları selamlar. Bu arada onlar da etek öperler. İmam Efendi devletin devamı için duâ edip fatiha okuduktan sonra padişah kapı dışında olan tahtına doğru yürür. Çevresinde toplananlara selam verdikten sonra çavuşlar yüksek bir sadâ ile alkış tutup duâ ederler. Daha sonra tahtına geçer. Sarayın kapıcıbaşıları gümüş âsâlarıyla tahtın karşısında kıyam ederler.

Osmanlı'nın eski kanunu üzere; önce Nakîb-i Eşrâf, sonra Kırım hanları evladından olup İstanbul'da bulunan han çocukları hükümdarın sol tarafından yaklaşıp etek öptükten sonra geri geri çekilip huzurdan çıkarlar.

(Kırım hanlarına gösterilen bu ilgi dikkat çekicidir.) Onları şehzade hocaları, çaşnigirler, azledilmiş beğlerbeyileri, diğer beyler izlerler. Ancak bunlar eşik öperler. Daha sonra divân erkânından çavuşbaşı, kapıcılar kethüdası Dîvanhâne'ye gidip vezirlere işaret edince, sadrazam ve diğer vezirler, kadıaskerler, nişancı ve defterdarlar ve onların hemen ardından reisülküttab selam yerine gelince kıyamda dururlar.

Sadrazam da padişahın sol tarafından dolaşarak gelir etek öper ve daha sonra padişahın sağında ayakta durur. Diğer vezirler ve kadıaskerler de birer birer gelip makam ve mertebelerine göre selam verip etek öperler. Sonra sadrazamın yanındaki yerlerini alırlar. Daha sonra ulemâya izin verilir. Önce şeyhülislam, arkasında görevden ayrılmış kadıaskerler, müderrisler derecelerine göre kalabalık bir halde gelirler. Şeyhülislam selam mahalline gelince padişah ayağa kalkar, (bu kanunnâmeye göre yalnızca şeyhülislam için ayağa kalkıyor). Padişahın elini öpen şeyhülislam geriye çekilerek huzurdan ayrılır. Daha sonra diğer alimler de derecelerine göre etek öperken, üst kademe görevlerde bulunanların isimleri sadrazam tarafından elindeki listeye göre teker teker sultana bildirilir. Padişah da onlara makam ve mansıblarına uygun bir biçimde iltifatta bulunur. Daha sonra Ayasofya Câmiî hatibi ve sonra yeniçeri ağası tüm ocak ağalarıyla birlikte gelip usul üzere etek öperler. (Anlaşılacağı üzere, divan üyeleri ve üst kademe devlet ricali ile bayramlaşma merasimi bayram namazından önce tamamlanmış oluyor. Tanzimat'tan sonra bu tören bayram namazı sonrasına alınıyor.)

Sonra padişah hazretleri dualarla birlikte saray harîminden kendi hanelerine (hâne-i hâssa) dönerler. Bir müddet istirahat ettikten sonra bayram namazını kılmak için yine dışarı teşrif ederler. Üzengi ağaları eşliğinde padişah atına binip 'Orta Kapı'dan çıktığında vezirler ve diğer devlet erkânı kapının dışında atları üzerinde hazır beklerler. Namazdan sonra tekrar saraya dönülür ve hükümdar kendi hanesine çekilir.

Hükümdâr bayram namazında iken padişah odasının sağ tarafındaki sofada taht kurulur. Kapı ağası, hazinedâr-başı, kilârcı-başı ve saray ağası, sonra diğer ağalar sırayla gelip el öperler ve kendilerine ayrılmış yerlerine geçip kıyam ederler... (Bu kanunnamede belirtilmemekle birlikte, Kurban Bayramı ise bahçede kurbanlar kesiliyor.) Saray görevlilerinin bayramlaşma merasimi de oldukça ayrıntılı bir protokole bağlıdır. Tüm saray görevlilerinin bayramlaşma töreni tamamlanınca padişah arz ağalarını selamlayarak 'has oda'nın sofasına varırlar. Bu arada bahçeye gidilecek merdivene ibrişimden bir halı serilir ve karşısına da altından yapılmış bir sandalye konulur. Padişah teşrif buyurunca önce bostancı-başı, bostancılar kethüdası ve haseki ağa el öperler. Bostancıbaşı, bayramda kanun olan hediyeyi arz ettikten sonra padişah 'has oda'ya çekilir ve yemek yerler. Bu sırada tabaklarla helvalar getirilir, vezirlere, şeyhülislam ve bazı şeyhlere bohçalar içinde gönderilir. Vezirler ve ehl-i divan yerlerine geçince saray mutfağından yeniçerilere yemek ikram edilir. Daha sonra divan üyeleri görev yerlerine dönerler.

Yemekten sonra ata binip İrem bahçelerine benzeyen 'has bahçe'de dolaşan hükümdâr, daha sonra Yalı Köşkü'ne varır. Sol yanında saray ağaları yerlerini alırlar. Kaptan paşa, tersane ağası ve diğer derya beyleri teker teker gelip el öperler. Onları donanma subayları izler. Daha sonra mehter takımı gelir, güreşler yapılır, ok atma, gülle atma vs. diğer spor gösterileri yapılır, hüner ve sanat erbabı padişah huzurunda tüm maharetlerini göstermeye çalışırlar. Beklediklerinin çok üstünde hediye ve ihsanlara boğulurlar. Daha sonra padişah hazretleri Yalı Köşkü'nden ayrılır ve Topkapı'daki saraya dönerler. Bu arada top atışları yeri göğü inletirken büyük şenlikler de başlamış olur.

Nevşehir Ünİversİtesİ Öğretİm Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nejdet Gök

ZAMAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*