ÖSS'de 'İngiliz Modeli' denilen değişiklik ne işe yarar?

ÖSS'de 'İngiliz Modeli' denilen değişiklik ne işe yarar?.17275
  • Giriş : 14.05.2008 / 03:32:00
  • Güncelleme : 15.05.2008 / 13:25:25

Üniversiteye girişte yeni model arayışı sürüyor. YÖK Başkanı Özcan: "Tek bildiğimiz şey sistemin kesinlikle değişeceği"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kültür Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni Eğitimci Yazar Ali Rıza Bayzan'ın değerlendirmesi:

Üniversiteye giriş modelinin 1999’dan itibaren iç politik nedenlerle değiştirilmesinden sonra sistem tartışmaları bir türlü durulmadı. 2006’da sistem üzerinde yapılan değişiklikler okulların önemini artırması ve öğrencilerin daha donanımlı olmasını sağlaması bakımdan takdir edildi. Ancak öğrencinin kaderinin 190 dakikada belirlenmesi, okullar arası katsayı farkı gibi temel problemler çözülmedi. YÖK’ün üzerinde çalıştığı yeni modelde özellikle bu iki konu üzerinde durulmaktadır.

Kültür Yayıncılık Akademik Yönetmeni Ali Rıza Bayzan, YÖK’ün üzerinde çalıştığı Üniversiteye Giriş için yeni modelin ana hatlarını konuyla ilgili değerlendirmeleriyle birlikte şöyle özetliyor:

1. Tek oturumluk sınav dönemi bitiyor. Bunun yerine yıl içerisinde 3–5 kez farklı sorularla tekrarlanan üniversite sınavı yapılacaktır. Özcan’ın ifadesiyle “Hani diyorlar ya '190 dakikada insanın hayatı tayin ediliyor'. Çocuk rahat rahat girsin.” Özcan’ın bu konudaki esin kaynağı TOEFL. Ancak ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan’ın da belirttiği gibi uygulamadan kaynaklanan zorluklar nedeniyle ikiden fazla sınav tekrarı pek mümkün değil. Diyelim ki sınavlardan birisi birinci dönemin sonunda, ikincisi ikinci dönemin sonunda yapılabilir. Öğrenci bu sınavlardan istediklerine girecektir. Adayın üniversiteye sınavda aldığı en yüksek puanla başvurabileceğini söyleyen Özcan, bu sistemde ''psikolojik stresinin de az olacağını'', adayın ''kendini iyi hissettiği bir zamanda sınava girmesine olanak sağlanmış olacağını'' kaydetti.

2. Öğrenci, genel yetenek testi ve matematik testine birinci sınavda, tarih ve coğrafya testine ikinci sınavda girebilecek.

3. Öğrenci notunu düşük bulduğu dersin testine tekrar girebilir. YÖK Başkanı Özcan’ın ifadesiyle “Mesela matematikten girdi, diyelim ki 100 üzerinden 25 aldı, bu onu tatmin etmedi. 6 ay sonra bir sınav daha olsun. ÖSYM, bu imtihanları döndürsün istiyoruz.”

4. Öğrencinin tüm derslerden sorumlu tutulduğu sınav bitiyor. Mevcut ÖSS’de öğrenciler birinci bölümde yer alan tüm derslerden sorumludur. Bunun yerine 12–13 dersten test içeren bir sınav geliyor; ancak öğrenci üniversitede girmek istediği bölümlerin şartlarına göre bu sınavlardan sadece 5 tanesinden sorumlu olacaktır.

5. YÖK Başkanı’nın sözünü ettiği 12–13 ders nedir? Mevcut ÖSS’deki dersler şunlardır: Türkçe, Edebiyat, Matematik, Geometri, Fizik, Kimya, Biyoloji, Genel Tarih, İnkılâp Tarihi, Coğrafya, Ülkeler Coğrafyası, Psikoloji, Felsefe, Sosyoloji, Mantık. Öğrencilerin Yeni Üniversite Sınavı’nda karşısına çıkacak dersler büyük ihtimalle yine bunlar olacaktır. Ancak mevcut sistemde öğrenciler bu derslerin çoğundan sorumlu iken Yeni Üniversite Sınavı’nda sadece 5 dersten sorumlu olacaklar.

6. Yeni Üniversite Sınavı’nda yer alan 12–13 dersten hangisinin sonuçlarına göre öğrenci alınacağını üniversiteler önceden açıklayacaktır. Bu dersler 3 tane ile sınırlı olacaktır. Örneğin bir üniversite, "Makine mühendisliğine genel kabiliyet, matematik ve biyolojiden 80 puanın üzerinde alanları kabul edeceğim" diyebilecek. Sosyal bilimlerde okumak isteyen öğrenci sosyal alan konularından testleri çözecek. Bu durum öğrencilerin dershanelerden talep edeceği ders çeşidini çok azaltacaktır. Bununla birlikte derslerden talep edilen derinlik çok artacaktır.

7. Bu durumda mevcut Sözel, Eşit Ağırlıklı ve Sayısal olmak üzere üç puan türü yerine çok daha fazla puan türleri gelecektir. Örneğin ÖYS’li döneme ait puan türlerinin zenginleştirilmiş bir modeli olabilir.

8. Yerleştirme işini direkt üniversiteler yapabileceği gibi yine ÖSYM aracılığıyla merkezi sistemle de yapılabilir. Yerleştirme işini üniversiteler yapacaksa çok eskiden uygulandığı gibi öğrenciler elindeki puanla üniversitelere başvuracaktır. Üniversite de başvuruları başarı durumuna göre sıralayarak öğrenci alacaktır. Ancak bu durumda öğrencilerin üniversitelere tek tek başvurması Türkiye koşullarında çok zor olduğu için muhtemelen merkezi sistem tercih edilecektir.

9. Alan ve katsayı kriterleri kalkacak. Adaylar, aldığı en yüksek puanlarla üniversitelere başvuracak. Buna göre okuluna ve alanına bakılmaksızın, puanı yeten istediği yere girebilecek. "Alan ve katsayıların kaldırılması halinde adaylar nasıl yerleştirilecek?" sorusu üzerine Özcan, "Aldığın puana göre yerleştirileceksin. Kimse de sana 'sen bu meslek okulundasın ancak şu meslek yüksek okuluna gidebilirsin' diye bir şey söylemeyecek. Puanın tutuyorsa makine mühendisi ol, sosyolog ol, psikolog ol" diye konuştu. Bu durum imam hatipli ve meslek liseli öğrencilerin dershane talebini artıracaktır.

10. Alan ve katsayı kriterleri kalktığı için önemli olan Yeni Üniversite Sınavı'ndaki başarıya odaklı bir sistem geliyor. Bu da okulun önemini azaltırken dershane eğitiminin önemini çok fazla artırıyor.

11. Açık uçlu sorular geliyor. Özcan bu konuda eskiden uygulanan olgunluk sınavlarını örnek veriyor. “Bizde eskiden uygulanan olgunluk sınavlarının aynısı. Mesela Tarihten 'şu savaşın etkilerini yazın' diyor.” Açık uçlu soruların uygulaması çok zor görünüyor. Ancak soruların sadece test olmaması için uygulanması nispeten kolay olan, doğru-yanlış, eşleştirme ve boşluk doldurma biçiminde sorular da sorulabilir.

12. Yeni Üniversite Sınavı, yine büyük ihtimalle ÖSYM tarafından uygulanacaktır.

13. Yeni Üniversite Sınavı, muhtemelen tüm illerde değil de her bölgede belli illerde uygulanacaktır. ''Bu durum tepki çekmez mi, Ağrı'daki bir aday buraya nasıl gelecek?'' sorusuna Özcan, ''Eskiden, bizim zamanımızda geliniyordu. Tabii şöyle bir şey de yapabiliriz: Doğudakiler mesela Erzurum'da girebilir. Yani belli yerlerde olsun. Kastettiğim şey kontrollü olsun, kontrol edebileceğimiz iller olsun. Hakkâri’deki sınavı ben kontrol edemem. Yeni bir sisteme geçiyoruz, bilinmezi de çok olur. O yüzden hâkim olabileceğimiz Doğuda birkaç il, Orta Anadolu'da bir kaç il olabilir'' karşılığını verdi.

14. Yeni Üniversite Sınavı, gelecek yıla yetişmeyebilir; bir sonraki yıl uygulanması söz konusu olabilir. ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan’a göre, bu türden büyük sistem değişikliği birkaç yıl alır. YÖK Başkanı, yeni sistem devreye girmese bile 2009 ÖSS’sinde katsayı uygulamasına son verilebileceğini belirtiyor. Özcan, düşünülen değişikliğin ne zaman uygulamaya konulacağı konusunda da ''Gelecek yıl için olmasa bile, bu sefer alan ve katsayıları kaldırırız. Ona bir hazırlık olur. Evet, yetişmeyebilir, olmazsa bir sonraki sene geçeriz'' dedi.

15. ÖSS'ye gireceklere kontenjan müjdesi: YÖK Başkanı, üniversitelerde kontenjanı arttıracak formülünü açıkladı Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversitelerin kontenjanlarını arttırmak için bir formül geliştirdi. Buna göre, kontenjanlar belli bir standartta, bu formüle göre otomatik olarak artacak. Kontenjanlarla ilgili çalışma yürüttüklerini belirten YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, çalışmaları bu ayın 15’ine kadar bitirmeyi ve YÖK Genel Kurulu’na yetiştirmeyi planladıklarını söyledi. Özcan, “15’inden geç kalırsak kılavuz basılamaz. Onu yetiştirmek durumundayız” dedi. Özcan kontenjan artırma konusundaki formülü şöyle açıkladı: “Mesela, öğretim üyesi 5’ten azsa, artışı olmayacak. Eğer 5’in üzerinde 1 arttıysa... Mesela geçen sene 5’miş de bu sene 1 öğretim üyesi almışlar. O zaman kontenjan 10 artacak. 5’in üzerinde 2 hoca gelmişse öğrenci 20 artacak. Böylece kontenjanlar ortalama 25 artmış olacak.”

Milli Eğitim Bakanlığı ne diyor?

YÖK Başkanı Özcan, birçok ülkenin üniversiteye giriş sistemini incelediklerini belirterek, "Yeni yeni bilgi topluyoruz sistemlerle ilgili. Dünyada nasıl yapılıyor, bizde nasıl yapılıyor? Bizimki türden sınav uygulayan 3 ülke kaldı" dedi.

"Düşündüğünüz modeli Milli Eğitim Bakanlığı ile paylaştınız mı?" sorusuna Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, "Milli Eğitim Bakanı ile özel olarak konuştum. 'Olgunlaşsın ondan sonra görüşürüz' diyor, gayet iyi karşılıyor" yanıtını verdi.

Ancak MEB’in de bu konuda alternatif çalışma yürüttüğü biliniyor. MEB, okul notlarına daha fazla ağırlık veren bir model öngörürken YÖK okul notlarının sağlıklı olmayacağını düşünüyor. Bu bakımdan MEB ve YÖK’ün yaklaşımları arasında dikkate değer farklılıklar söz konusu. MEB ve YÖK’ün ortak paydası ise katsayı farkının ortadan kaldırılması.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın da konuyla ilgili çalışmaları olduğunu söyleyen Özcan, MEB ile ortak çalışacak aşamaya henüz gelinmediğini kaydetti. Özcan, “Onlarınki, öğrencinin her yıl lise 1, 2, 3 ve 4 yıllardaki gösterdiği performansın ortalamasının sene sonundaki bir imtihanla birleştirilmesi ve onun nota dönüştürülmesi şeklinde. Biz de İngilizler'in yaptığı gibi düşünüyoruz'' dedi.

MEB'in öngördüğü sistem ile ilgili görüşlerinin sorulması üzerine Özcan, şunları kaydetti:

''O da iyi bir sistem. Fakat orada ben bir şeye güvenmiyorum: Ortalama ağırlıklı puan konusu. Bu puanın hesaplanması konusunda... Yani biz bunu bırakırsak, bazı hocalar öğrencilerin başarısını gereksiz yere şişirebilirler, çocuğun durumu iyi görünsün diye. Ondan korkuyorum. Öyle olacağına, genel bir imtihan olsun, hiçbir sübjektif tarafı olmayan, öğrenci imtihana girsin, oradaki başarısına göre olsun, bu daha iyi.''

Ancak gerçekte İngiliz Modeli oldukça farklı

İngiltere’de zorunlu eğitim 6 yaşında başlayıp 16 yaşında bitiyor. Öğrenim sürecini tamamlayan öğrenciler GCSE sınavına girerler (General Certificate of Secondary Education). GCSE için öğrenciler genellikle 10 veya 11 dersi çalışır. Başarılı olurlarsa Türkiye’deki lise diplomasına denk sayılan belgeyle mezun olurlar.

GCSE belgesiyle mezun olan öğrenciler üniversiteye başlayabilmek için A-Level (Advenced Level) adı verilen ve iki yıl süren ayrı bir ön eğitimi tamamlamak zorundadırlar. Normal ve standart olan A-Level eğitimini tamamladıktan sonra uygulanan sınavla A-Level başarı notuna göre üniversite yerleştirmeleri yapılır.

A-Level sınavlarına yapılan hazırlık GCSE için yapılan hazırlıktan oldukça farklıdır. GCSE için öğrenciler genellikle 10 veya 11 dersi çalışırken, A-Level’da derinlemesine bir çalışma için üç ya da dört ders mevcuttur. Bu dersler, üniversitede okunacak dalla da uygunluk içindedir. Mesela mühendislik okumak isteyen öğrenci matematik, fizik ve kimya veya mekanik çalışmalıdır.

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious