Otomobiliniz sizi tanısın ister misiniz?

Otomobiliniz sizi tanısın ister misiniz? .44732
  • Giriş : 04.11.2007 / 15:19:00

Nissan'ın Pivo 2 konsepti sürücü ile uyum konusunda yeni bir dönemi başlatıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yaygınlaşmaya başladığı ancak herkesin ulaşamayacağı kadar pahalı olduğu dönemlerde bu teknoloji taşıma görevi kadar toplumsal statüye de önayak olmaya başladı. Zaman içinde yeni teknolojiler, hız ve modern tasarımla birlikte rüya ve heyecan da etkin rol sahibi oldu. Bugün otomobil dünyası yeni kavramlar üzerinde tartışıyor; dahası geliştirdiği yeni kavramları konsept adı altında hayatımıza dahil etmeye çalışıyor. Serüvenine insan taşımakla başlayan otomobil, yakın bir gelecekte 'sürücüsünü tanıyan, algılayan, eğlendiren' rolüne hazırlanıyor. Dahası geleceğin şehirlere odaklanan hayat tarzları bu türden otomobilleri ihtiyaç haline getiriyor.

"Ayakları bu kadar yerden kesmenin anlamı yok! Türkiye'de halen her 100 kişiden 7-8 kişinin otomobil sahibi olduğunu unutmayalım. Dahası yıllarca çalışıp para biriktiren insanlar kıt kanaat ikinci el bir otomobili zor alıyor. Otomobil Türk tüketicisi için zaman zaman statü sembolü bile olamayacak kadar 'taşıyan' kimliğine hapis olabiliyor." Haksız da sayılmazsınız. Otomobili bir rüya gibi gören insan sayısı hiç de az değil. Ancak bu durum dünyada var olan gerçeği değiştirmiyor. Otomobil üreticileri bir yanda bugünün ihtiyacına göre 'ucuz otomobil' tarzı projelere imza atarken bir yandan geleceğe hazırlık yapıyor.

İşte bu noktada Japonya önemli bir mihenk taşı olarak çıkıyor karşımıza. Birçok alanda olduğu gibi otomobilde de geleceğin teknolojisine yön verenler arasında Japonya en üst sıralarda. Ne de olsa bu ada insanlarının dünyaya ulaşmak için elektroniği, bilişimi, mobil teknolojileri ne denli iyi kullandıklarını ne denli hızlı çalıştıklarını bilmeyen yok. Otomobilde de artık ibre Japonlardan yana ağır basıyor. Örneğin toplam otomotiv üretim rakamları açısından ezeli rakipleri ABD'yi burun farkıyla geçmiş durumdalar. Yine otomobil üretiminde Japon şirket Toyota dünya lideri konumunda. Neyse bunlar teknolojiyi geliştirmek için yeterli gerekçe sayılmayabilir.

Önümüzdeki hafta sonuna kadar devam edecek Tokyo Otomobil Fuarı'yla birlikte sürücüsüyle iletişim halinde olan, ruh halini algılayan ya da ruh halini iyileştirme yönünde çabalar sarf eden otomobil kavramı öne çıktı. Toyota, Nissan, Honda, Suzuki, Daihatsu, Mazda ve hatta Alman Audi'nin bile bu konuda bir söyleyeceği var. Aslında ihtiyaç çok net ortada... İş ya da eğitim hayatı ve bunun dışında kalan hayat tarzları otomobil içinde geçen süreyi giderek artırıyor. Ve tabii sürekli teknoloji ile birlikte yaşamaya alışan modern insan, otomobil içinde de ofis ya da evindeki kadar iletişim ağı içinde olmaya özeniyor. Bu da otomobilin klasik anlamını kaybetmesine ve yeni kavramlar yüklenmesine önayak oluyor.

Tıpkı insanların cep telefonlarını ilk yıllarda sadece konuşma ya da mesaj yazma ihtiyacı için alırken bugün müzik dinleme, resimlere bakma ya da çekme, video kaydetme veya izleme gibi birçok alanda kullanmaya başlaması gibi bir durum aslında. Mobil eğlence anlamına gelen ipod ya da benzeri taşınabilir MP3 çalarların yaygınlaşıyor olması da benzer bir eğilimin sonucu. Pek çoğunuza ters ya da garip gelebilir; ama insanların kalabalıklar arasında başka insanlarla iletişim kurmak yerine iletişim ihtiyacını elektronik eşyalarıyla gidermeye çalışması başta Japonlar olmak üzere yaygınlaşan bir eğilim. İşte bu nokta ironik sayılabilecek bir durum; bir yanda geleceğin teknolojisine sahip otomobiller, bir yanda ise 'bugün nasılsınız?' sözünü insanlar yerine otomobil içindeki bir robottan dinlemeye hazırlanan insanlar..

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious