Özal'dan Evren'e köşk oyunu

Özal'dan Evren'e köşk oyunu.7059
  • Giriş : 17.04.2007 / 00:00:00

Turgut Özal, ‘Cumhurbaşkanlığına kimi seçeceksiniz' diye soran Evren’e verdiği “Tabii ki sizi seçeceğiz Evren Paşam” yanıtıyla Köşk polemiğinin önüne geçti

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


12 Eylül 1980 darbesi ve sonrasının yakın şahitlerinden olan Halil Şıvgın'ın anıları, Turgut Özal'ın asker-siyasetçi ilişkilerini dengede tutarak Cumhurbaşkanlığı polemiğinin önüne nasıl geçtiğini ortaya koyuyor. İşte Şıvgın'ın anılarından, dönemin Cumhurbaşkanı Evren ile Başbakanı Özal'ın arasında geçenler... ANAP, 29 Kasım 1987'deki genel seçimde yüzde 36,3 oy alır. İkinci Özal hükümetini kurmak için Köşk'e çıkan Özal'la Evren arasında şöyle bir konuşma geçer: "Hayırlı olsun. Bu defa iki defa seçim yapacaksınız. Yeni hükümeti kuracaksın. Onu tasdik ediyoruz. Bir de cumhurbaşkanı seçeceksiniz. Kimi düşünüyorsunuz?" Evren'in sorusunu sakin bir şekilde cevaplar Özal: "Tabii ki sizi seçeceğiz efendim." Şaşırır Evren: "Nasıl olacak?" Yine şaşırtan bir cevap verir Özal: "Günü ve zamanı gelince Anayasa'da değişiklik yapacağız. Ama şimdi tartışmayı doğru bulmuyorum." Turgut Özal'ın ölümünden sonra Cumhurbaşkanı Müşaviri Muzaffer Başkaynak'tan Paşa'nın ağzından bu hikâyenin detaylarını da öğrenir Halil Şıvgın. Evren Paşa, Özal ile görüşmesinden sonra Başkaynak Paşa'yı çağırıp talimat verir. "Cumhurbaşkanı olabilmem için hangi maddeler değişecekse ona göre hazırlık yapın. Vakti gelince haberdar edin." Başkaynak yaptığı kanun değişikliği çalışmasını önce 1988'de, sonra 1989'da Evren'e arz eder. Bu arada rutin görüşmelerde Evren sürekli Özal'ı zorlayıp konuyu cumhurbaşkanlığı seçimlerine getirmek istemektedir. Ama her defasında Özal konuyu farklı bir yana çeker. Evren bu durumu Başkaynak Paşa'ya şöyle anlatır: "Yav ben oralara yaklaşmaya çalışıyorum. Cin gibi konuyu değiştiriyor. Ben de bir şey diyemiyorum. Neticede beni seçeceği için bir şey diyemiyorum. Değişiklikleri yap demek için konuya bir türlü giremiyoruz. Böyle böyle yaklaştı ve işi değişik mecraya getirdi." Özal'ın taktiği tutmuş konuşulmayan cumhurbaşkanlığı, Evren'in tabiriyle Özal'ın 'iyi top çevirmesi' ile gündeme gelmemiştir. Bir başka ifadeyle, Özal, Çankaya'nın yolunu kendine açar

PİŞMAN OLDU AMA DÖNEMEDİ

Sekizinci Cumhurbaşkanı'na en yakın isimlerden biri olan Mehmet Keçeciler'e göre, Turgut Özal ilk zamanlarda Köşk'ü düşünmüyordu. Özal'ı Köşk'e iten iki sebep vardı... Biri 1989 yerel seçimlerinde ANAP'ın aldığı düşük oy oranı, diğeri Özal'ın Köşk'e ilk kez sivil bir cumhurbaşkanı isteğiydi. Ancak Keçeciler'e göre Özal kısa süre içerisinde pişman oldu. Keçeciler şöyle dedi: "Demirel ile İnönü Özal'a kök söktürdü. Kendisinin kurduğu Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın anlaşma törenine bile çağırmadılar. 'Memlekette işler kötüye gidiyor, siz de gereken muhalefeti yapmıyorsunuz' derdi. Ancak tüm sıkıntılara rağmen, Köşk'ü halkla buluşturdu." Orta Asya gezisine çıkmadan bir gün önce Özal'ın son sözleri şöyle olur: Türkiye'yi yeniden kurmamız lazım.

ZEHİR, LİMONATA BARDAĞIYLA GELDİ

Turgut Özal’ın ölümünden sonra ortaya atılan ‘zehirlendi’ iddiaları hâlâ zihinleri kurcalıyor. Semra Özal, “Evet zehirlendi... Hiç sevmediği halde, getirilen limonatayı içmiş...” dedi

Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın eşi Semra Özal, "Son hayali olan Büyük Türkiye Cumhuriyeti'ni zehirlendiği için gerçekleştiremedi" iddiasında bulundu. Haftalık haber dergisi Aksiyon'un haberine göre vefatından birkaç sene sonra bir Azerbaycanlı'nın İstanbul'daki evlerinin kapısına kadar gelip söylediği, "Özal zehirlendi, zehrini de şunlar hazırladı" sözleri, Semra Özal başta olmak üzere Özal ailesinin zihinlerini kurcaladı hep. Sonra o Azeri kayıplara karıştı. Pasaportu dışında hiçbir şey bulunamadı. Semra Özal otopsi istememekle, yakın çalışanları ihmalle suçlandı. Zehirlenme kuşkusu hâlâ ortadan kaldırılamadı. Aradan geçen 14 yılda Semra Özal, şimdi farklı bir noktaya işaret ediyor:

BÜYÜK TÜRK CUMHURİYETİ

"Büyük bir Türk Cumhuriyeti kurulması lazım, diyordu. Hep Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar büyük bir Türk gücü olması gerektiğini söylerdi. Onun için yaptı o seyahati. 12 gün boyunca bütün Türk cumhuriyetlerini gezdik. Orada anlaşmalar yaptı. Her şey tamamdı. En son Çin'e gidecektik. Belki bir hafta 10 gün sonra... Çin'de ilân edecekti Büyük Türk Cumhuriyeti'ni. Diyordu ki Büyük Türk Cumhuriyeti kurulduğu zaman bunun karşısında hiçbir devlet duramaz. Bütün doğal kaynaklar ve zenginlikler burada. İyi de idare edilirse bunun karşısında kimse duramaz. Ve benim endişem, buna mâni olmak için zehirlendi. " Semra Hanım, Özal'ın ölümünden bir gün öncesini ise şöyle anlattı:

DİĞERLERİ KARIŞIK MEŞRUBAT

"Bulgar sanatçının sergisine gitti. Perşembe seyahatten dönmüştük. Cuma günü yorgundu. Kaya beyler (Toperi) geldi. 'İlle bu sergiye gitmemiz lazım' dediler. 'Yorgunum' dedi, 'Gidecek halim yok'. O kadar ısrar ettiler ki. Ben, 'gelemem', dedim. Bunu zorla götürdüler. Bir-bir buçuk saat sonra geldi. Ben de o arada yemeğini hazırladım. 'Yok', dedi 'Bir şey yemeyeceğim'. 'Niye' dedim, 'Gene ne yedin oralarda?' 'Yok, hiçbir şey yemedim. İçki içmiyorum diye bana bir limonata yapmışlar. Onu içtim. Başka bir şey yemedim' dedi. Ömründe limonata içmezdi, sevmezdi. Erken yattı. O kadar erkenden yatmazdı ama yorgunluğuna verdim. Kaya Bey'in iddiasını gördüm geçenlerde. Diyor ki 'Tepsi içinde hepimize gelen bardağı aldı.' Evet, ama limonata bir tane. Diğerleri karışık meşrubat. Limonatayı özellikle söylüyorlar. Bunu kendisi de (Özal) söyledi bana. Ben olsaydım limonatayı içirmezdim." Semra Özal, Özal'ın ölümünden birkaç sene sonra yaşanan bir olayı şöyle anlatıyor: "Kapımızı kadar gelip ‘Zehirlendi’ iddiasını ortaya atan Azerbaycanlı buhar oldu sanki. Bir tek pasaportunu bulabildik. Bu olayı ben anlattım bir yerde. Bunun üzerine Hacettepe'den Ahmet'i arıyorlar. Bir laborant hanım. Diyor ki 'İşinize yararsa, biz kanı sakladık' diyor. Ertesi gün Ahmet gittiğinde, bugün düştü ve kırıldı diyorlar. O laborant hanım da, arayan hanım da ortada yok."

SUİKAST KÖŞK ENGELİYDİ

Korkut Özal, ağabeyi Turgut Özal'ın ölümüyle Türkiye'nin yönünün değiştirildiğini söyleyerek "Benim kanaatim ona iki defa suikast yapılmış olabilir. Biri Kartal Demirağ'ın yaptığı açık suikast. Diğeri de ölümüyle neticelenen. Kendisi birincisini incelemişti sağlığında. Bulduğu izlere göre iş hayatından birilerinin ayağına basmış herhalde. Kartal Demirağ’ın gerisinde kim var bulunamadı" dedi. Korkut Özal, 18 Haziran 1988'de yaşanan Kartal Demirağ suikastını Turgut Özal'ın cumhurbaşkanlığına gidişini önleme girişimi olarak görüyor. Üstelik bunun faillerinin içeride olmakla birlikte dış bağlantılarının varlığından kuşku duyduğunu dile getiriyor. Kongreden bir gün önce, bazı milletvekillerine dikkat edin, bir şeyler olabilir diye uyarıda bulunduğunu ifade eden Özal "Aynı şeyi, Başbakan Erdoğan için de söyledim birkaç ay evvel. Cumhurbaşkanı olarak birilerinin kullandığı gücü en azından eline geçirebilecek konuma geldi. Uyanık olmak iyidir" diye konuştu.

ÖLÜM ANINI ANLATTI

Sabah kalktı. Duşunu yaptı, tıraş oldu. O arada kahvaltıyı hazırlamıştım. Gittim içeriye. Yatak odasıyla oturma odası arasında küçük bir oda vardır. Orada hem spor aletleri hem sağlık malzemeleri durur. Gittim, kahvaltı hazır demek için. Gelirken 'Biraz yürüyeyim' dedi.

YÜRÜRSEM TERLERİM

Sonra 'Yok yok, şimdi yürürsem terlerim yeni duş yaptım, vakit yok' dedi. Hazırlanıp İstanbul'a geleceğiz çünkü. Bu arada konuşuyoruz. İşte elbisen, gömleğin hazır dedim. Hangi elbisemi çıkardın, diye sordu.

AĞZINDAN KAN GELDİ

İşte konuşa konuşa yürürken, ben önde o arkada, aniden bir ses duydum. Birdenbire düştü, inanılmaz bir şey. Koştum. Burasından (ağzından kan geliyor) böyle bir şey gelmiş. Baktım atmıyor nabız falan, hiçbir şey yok, gitmişti yani. Bağırınca nöbetçi yaverler koşup geldi. Yukarı kapıda makam arabası vardı. Aşağı kapıdaki ambulansı bile beklemeden kucaklayıp, makam arabasıyla hastaneye götürdüler.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious