Özel sektörü güçlendirecekler

  • Giriş : 27.06.2006 / 00:00:00

Sağlık Bakanı Akdağ: "Özel sektörü güçlendirmek istiyoruz" dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bazı kamu hastanelerinin labaratuar ve amaliyathane hizmetlerinin ihale yoluyla özel sektöre devredilmesi ile ilgili itirazlara, "Kim bizi bir yere şikayet ediyorsa, biz de onları vatandaşlara sikayet ediyoruz" diyerek yanıt verdi. Bakan Akdağ, "Bir taraftan özel sektörü güçlendirelim, diğer taraftan kamunun etkinliği devam etsin istiyoruz" diye konuştu.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Gaziantep ve Nizip gibi bazı kamu hastanelerinin labaratuar - ameliyathane gibi hizmetlerinin ihale yoluyla özel sektöre devredilmesi konusunda sendikaların eleştirilerine yanıt verdi. Bakan Akdağ, Türk Sağlık Sen'in uygulamaya itiraz ederek dava açtığının hatırlatılması üzerine, "Kim bizi bir yere şikayet ediyorsa, biz de onları vatandaşlara şikayet ediyoruz. Bütün uygulamalarımız vatandaşların sağlık hizmetine daha kolay erişimini sağlamak için" diye konuştu. Katı devletçi zihniyetten vazgeçilmesi gerektiğini dile getiren Akdağ, "Maksat üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?" dedi.

Kendi dönemlerinde hastanelerdeki kullanılabilir cihaz sayısının 5 misline kadar çıktığını dile getiren Akdağ, "Birileri farklı yorumlamalarla bunun önünü almak istiyorsa, bu çok yanlıştır... Bundan 10 sene önce yapılamaz dediğimiz işlerin bugün yapıldığını görüyoruz. Katı devletçi zihniyetten vazgeçerek ülkenin bütün kaynaklarını vatandaşın, milletin hizmetine nasıl sunarız biz buna bakmalıyız" şeklinde konuştu.

Akdağ, CHP Denizli Milletvekili Mehmet Neşar'ın konuyla ilgili verdiği soru önergesinin hatırlatılması üzerine ise, "Modern işletmecilik nedir, çağdaş işletmecilik nedir, bu arkadaşlar önce bir bilene sorup bunu öğrenmeliler" ifadesini kullandı. Kamunun sağlık hizmetinde etkin olması ve bu etkinliği sürdürmesini arzu ettiklerini aktaran Akdağ, "Bir taraftan özel sektörü güçlendirelim diğer taraftan kamunun etkinliği devam etsin istiyoruz. Bunu yaparken, kamunun, devletin sağlık kuruluşlarının özel sektörden hizmet alması dinamizmi arttırır. Sonuca daha kısa sürede varılır" dedi.

PİYASADA İLAÇLARIN AZALMA TEHLİKESİNE KARŞIN ERKEN UYARI SİSTEMİ GELİŞTİRDİK

Akdağ'a, Türk Eczacılar Birliği'nin birtakım firmaların bazı serumları bilinçli olarak piyasaya sürmediği, depolarında tuttuğu yönündeki açıklamaları da hatırlatıldı. Bazı ilaçların piyasadaki darlığının herhangi bir sebeple olabileceğinin altını çizen Akdağ, ilaçların eczanelerde azalmadan bunun farkedilmesi gerektiğini dile getirdi. Akdağ şöyle devam etti: "Bazen ilaç çok ucuzluyor, kar marjı çok düşüyor. Onun için firmalar karlı olmadığı için onu getirmek istemiyor. Ya da dünyada da zor bulunur hale geliyor veyahut belli noktalara ulaşmasında gecikme oluyor. Sebep ne olursa olsun, bunu başlangıcında farkettiğimiz zaman sorunu çözmek kolay. O yüzden biz Bakanlığımızda bir ekip kurduk. Hastanelerden, diğer doktorlardan, bilgi toplayarak hey ayın sonunda, falanca ilacın piyasada biraz darlığı var diyerek, bunu erkenden, erken uyarı sistemi gibi farketmek için çalışmalara başladık. Aynı şeyi Eczacılar Birliği'nden de rica ettik. Onlara dedik ki, siz de eczacılarınızla sürekli irtibatlı halde olun. Onlar sizi bilgilendirsinler. Herhangi bir ilaç piyasada zor bulunmaya başlamışsa başından bunu farkedelim ve tedbirimizi alalım"

Hiçbir ilacın kur farkı ya da başka bir sebeple Türkiye'de bulundurulmamasına tahammüllerinin olmadığını vurgulayan Akdağ, kasten bazı ilaç ya da serumların piyasaya sürülmemesinin tespit edilmesi durumunda ise hukuki ve idari anlamda gerekli işlemlerin başlatılacağını kaydetti.

"YAZ AYLARINDA GÖRÜLEN İSHAL SALGINLARINDA BELEDİYELERİN BÜYÜK SORUMLULUĞU VAR"

Recep Akdağ, 81 İl Sağlık Müdürü'nün katıldığı verem savaş hizmetleri çerçevesinde Büyük Anadolu Otel'de düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada ise veremin 1950'li yıllara kadar ölüm sebepleri arasında ilk 30'da yer aldığını hatırlattı. Hastalıkla mücadelede 1990'lı yıllardan sonra yeniden çalışmalara hız verildiğini kaydeden Akdağ, "Türkiye'de çok sık görülen bir hastalık değil. Hastalığın 2. sıklıkta görüldüğü ülkeler grubunda yer alıyor" dedi.

Dünya Sağlık Örgütü'nün hesaplamalarına göre görülmesi beklenen 20 bin üzerindeki vaka sayısının büyük çoğunluğuna ulaşılması, hastaların takip altına alınarak, tedavilerinin sürekli hale getirilmesi gerektiğini aktaran Akdağ, "Bazen tedavi sürecinde 1-2 ay geçtikten sonra hastalar kendilerini iyi hissediyor ve tedavilerini yarım bırakıyor. Bu hastalığın kronikleşmesine ve tedavisinin daha da güç hale gelmesine neden oluyor" dedi.

Özellikle yaz mevsimi ile birlikte ishal vakalarında artış görüldüğünü de ifade eden Akdağ, bu konuda da mesafe katedildiğini söyledi. İshal vakalarında alt yapı eksikliklerinin önemli olduğuna dikkat çeken Akdağ, "Ülkemizde içme suyu ile ilgili eksiklikler giderildiği için büyük salgınlar oluşmuyor. Şimdi daha çok kuyu sularının kullanıldığı bölgelerde ishaller artıyor" dedi.

İshal hastalığı ile mücadelede özellikle belediyelere büyük görev düştüğünü dile getiren Akdağ, bakanlığının da bu meselenin üzerinde durmaya devam edeceğini belirtti. "Belediyelere rehberlik yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz" diyen Akdağ, hiçbir belediyeye bu konuda müsamaha göstermeyeceklerini vurguladı.

Herhangi bir şekilde ishal salgını olduğunda herkesin gözünü il sağlık müdürlüklerine diktiğini hatırlatan Akdağ, "Ancak biz sonuçla ilgileniyoruz. Herkesin görev alanları yasalarla belirlidir. Sağlık Bakanlığı, lağım sularının çaya akıtılması ve o suyla meyve sebze sulanmasından sorumlu değildir. Belediyelere destek olacağız ancak müsamaha göstermeyeceğiz" şeklinde konuştu.

Bakan Akdağ, ishal salgınından korunmada kişisel hijyen şartlarının yerine getirilmesinin önemine de değindi. Akdağ, özellikle ellerin çok sık yıkanmasını ve sebze meyvelerin iyice temizlenmeden yenilmemesi gerektiğini aktardı.

"2006'NIN İLK 4 AYINDA KIZAMIK VAKA SAYISI SADECE 12"

Sağlık Bakanı Akdağ, aşılama çalışmalarında da olumlu gelişmeler yaşandığına değindi. 2002'de kızamık vaka sayısının 10 bin civarında olduğunu, en az iki yılda bir salgınların yaşandığını anımsatan Akdağ, "Bu oran salgınlarda 20-30 bine kadar çıkıyordu" ifadesini kullandı. Akdağ, 2004 - 2005 yıllarında yapılan aşılama kampanyası ile 18 milyona yakın çocuğun aşılandığını, bu kampanya ile hedef nüfusun yüzde 96'sına ulaşıldığını dile getirdi. Akdağ, bu yılın ilk dört ayında ise kızamıklı vaka sayısının sadece 12 ile sınırlı kaldığını sözlerine ekledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious