Özür dileyenlere tokat gibi belge

Özür dileyenlere tokat gibi belge.18107
  • Giriş : 17.12.2008 / 12:39:00
  • Güncelleme : 17.12.2008 / 12:40:23

Sözde soykırım yanlısı sözde aydınlar bu bildiriye ne diyecekler?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bu ve bunun gibi belgeler arşivlerde bulunabilmektedir... Özür dileme sitesine imzalarını atan karanlık aydınlar, nelere ve kimlere hizmet ettiklerinin farkında mı? Bu yüce millet, belgelerle ipsat etmekten bıktı; sözde soykırım yanlıları ise boş iddialarda bulunmaktan bıkmadı...

Ermeni meselesi yine karşımıza çıktı. Neredeyse bir yüzyılı geride bırakacağız, ama tehcir ve soykırım meseleleri her zaman gündemde. Konu ülke sınırlarını çoktan aşmış, hatta ülke sınırları dışında başlamıştı zaten.

Elimde sizlerle paylaşmak istediğim müthiş bir belge var bugün.

Belge müthiş, çünkü; bugün bazı aydınlarımızın “Ermeniler'den özür diliyoruz” başlığıyla imza ettikleri ve “evet maalesef soykırım yaptık, üzgünüz” anlamına gelen bu bildiriye biz cevap vermeyelim, gelin tarih ve belgeler versin… Hem de 1919 yılında Ermeniler'in yayınladığı bildiriyle verelim cevabını.

Siyasi işlere meyilli bazı Ermeniler, Anadolu'daki kurtuluş mücadelesini gölgelemek ve dağılan Osmanlı'dan toprak kopartmak için, “Bize soykırım uyguluyorlar, Anadolu'da can ve mal emniyetimiz kalmadı” diye dünyayı ayağa kaldırınca Anadolu'daki Ermeniler bir araya gelmiş ve bir bildiri yayınlamışlar.

Bildirinin Osmanlıcasını belgeler bölümünde yayınlıyorum. Tercümesini de koyacağım.

Ama önce bir ayrıntıyı es geçmeyelim.

Ermeni meselesi masum bir mesele olmaktan çıkmış, Türkiye'yi insani ve mali olarak yok etme derecesine getirilmiştir. “işi tarihçilere bırakalım” önerisi gayet mantıklıydı ama nedense uygulanmadı. Konu tarihçilerden çok siyasetçilerin elinde oyuncak oldu. Ülkemizi idare edenlerde bu meseleyi bunca zaman ciddiye almadı, alsaydı belgeleriyle gerçeği ortaya koyar bu konuda; ciddi yayınlar, makaleler çıkar, çıkartılırdı.
Bu konuda devletin yaptığı tek şey, herhalde Adana ve Erzurum'da, “Ermeni mezaliminden dolayı yetim kalan ailelerin” haklarını korumak için kurulan derneğe destek vermektir. Bu başka bir konu…

Gelelim aydınlarımıza…

Aydın olma sorumluluğu; içinde yaşadığın toplumu; suçlamak, aşağılamak, yok saymak değildir. Şüphesiz; içinde yaşadığın ve ait olduğun toplumun hatalarını örtmekte değildir. Evet, Aydın olma sorumluluğu; gerçeği ortaya çıkartmak ve o gerçeğe tabi olmaktır.

Peki adına “aydın” denilen zevatın, Ermeni meselesinde baştan kabulle; “özür dileyerek” yapmaya çalıştığı şey nedir?
Avrupa milletlerinden ödül kapmak mı? Yoksa bir hakkı teslim etmek mi?

Elimizdeki belge çok ilginçtir…

Hatta bu ülke aydınlarının yüzüne vurulacak kadar ilginç…

Olayı şöyle özetleyelim:

Ermeni Patrik kaymakam Zavon Efendi 1919'da dünyayı ayağa kaldırır;

“Anadolu'da Ermenilere soykırım uygulanıyor. Ermenilerin can ve mal kaybı tehlike altındadır” diye. Anadolu'da Kuvay-i Milliye'nin örgütlenip, dünyaya ses verdiği günlerde yaşanıyor bunlar. Şüphesiz Heyeti Temsiliye Başkanı sıfatıyla Mustafa Kemal müthiş bir yazı kaleme alıyor Zavon Efendi'ye ve çok ağır bir mektup yazıp İrade-i Milliye'de manşetten yayınlatıyor. O yazıyı da sizlerle ilerleyen günlerde paylaşacağım. Ama bence o yazı kadar önemli bir belge daha var ki o da bu yazıya malzeme olan; Ermeniler'e, “Size zulm ettik; özür diliyoruz” diyen sözde aydınlara, yine Ermenilerin, “Bize zulm edildiği yalandır” diye tekzip ettiği bildiridir.

Bildirinin sahibi Ermeni ve Rum teb'asıdır. Altında da imzaları vardır. “biz gayr-ı Müslimler namına tezvir ve ifsat vadisinde efsaneler icat ve işaa edenleri kemal-i nefretle protesto eder ve hakikate zerre kadar temas etmeyen tasniat-ı mezkure inkar umumiye-i cihana karşı tekzibini hassaten niyaz ve istirham eyleriz.” Diye bitmektedir.

İrade-i Milliye'de Safer 1338 ve Teşrinievvel 1335 / 9 Numaralı gazete nüshasındadır.

Türkçesi aynen şöyledir:

Amasya'dan

Anadolu'da ahvalin güya vahim ve Hıristiyanlar'ın tehlikede olduğu ve ahali-i hrıstiyanı'nın kuvay-i milliyeye iltihat eylemeleri aksi halde birkaç gün zarfında terki diyara mecbur edilecekleri şayiatının bazı bedhah matbuatça neşir ve ilan edildiğini kemal-i teessüf ve hayretle istihbar eyledik. Bu gibi garazkarane, esassız, mahsul-ı hayal olan şayiatın hiçbir fert ve hiçbir kimse tarafından hatta ufacık şikayeti bile bahis olacak hiçbir haksızlık vukua getirilmediği ve herkesin tam bir emniyet ve hakiki masuniyet içinde samimiyet ve safvetle yaşadığı böyle bir zamanda sırf eser-i garaz olarak tasni edilmesi Rum ve Ermeni bilumum Hrıstiyan ahaliyi cidden müteessir etmiştir. Öteden beri ahali-i islamiye ile hayat-ı içtimaiye ve iktisadiyede hem ahenk olarak vifak-ı tam içinde birlikte yürümüş ve elyevm yürümekte bulunmuş olan biz gayr-ı Müslimler namına tezvir ve ifsat vadisinde efsaneler icat ve işaa edenleri kemal-i nefretle protesto eder ve hakikate zerre kadar temas etmeyen tasniat-ı mezkure inkar umumiye-i cihana karşı tekzibini hassaten niyaz ve istirham eyleriz.

İmza edenler:

Çişyan Vahan, Hakemyan Niksarliyan, Lazar kebapçıyan, Haralambus, Çobanoğlu Pordan, Arzumanoğlu Sora, Değirmenciyan Kayıkyan, Cekiyan Samur Kaşiyan, Tüccardan Yozgatlıpğlu Esian, lazar Bedis, Kebapçıoğlu Kiryako

Genç okuyucularım için ez cümle ediyorum:

“Biz Anadolu'da yaşayan Rum ve Ermeni teba olarak yıllarca Müslümanlarla güven ve emniyet içinde yaşadık, yine yaşıyoruz. Bizlere karşı baskı yapıldığı, can ve malımızın emniyette olmadığı ve kuvayi milliyeye destek vermesek tehcir edileceğimiz şeklinde yapılan ilan yalandır ve fesat yuvalarının işidir.” Anlamına geliyor…

Altındaki işmza koyanları dikkatle okuyun: Ermeni ve Rum vatandaşlarımızdır.
Tarih ve belge diyor ki; Anadolu'da gayrı Müslimler hep güven ve emniyet içinde bir yaşam sürmüştür. Peki bu özür dileyenler neyi amaçlıyor? Ve kime hizmet ediyor?

Takdiri size bırakıyorum…

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*