Paksüt-Başbuğ görüşmesine hukukçulardan tepki

Paksüt-Başbuğ görüşmesine hukukçulardan tepki.16631
  • Giriş : 14.06.2008 / 11:30:00
  • Güncelleme : 14.06.2008 / 11:27:19

Mahkeme'nin kritik davaları görüştüğü süreçte gerçekleşen buluşma yargının bağımsızlığını tartışmaya açtı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Doç. Dr. Mustafa Şentop

(Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi)

Anayasa'ya aykırılığı bu denli açık bir kararın verilmesinin arkasında başka şeylerin olması gerekirdi. Anayasa'yı korumakla görevli bir mahkemenin bizzat Anayasa'yı ihlal etmesini anlayamıyoruz.

Ahmet Gündel

(Eski Yargıtay Cumhuriyet Savcısı)

Vahim bir durum. Anayasa Mahkemesi'nde bir dava açılıyor. Bu dava devam ederken, Anayasa Mahkemesi'nin iki numaralı ismi Kara Kuvvetleri komutanı ile görüşüyor. Tasvip edilemez.

Ümit Kardaş

(Emekli Askerî Hakim)

28 Şubat'ta yargı mensupları brifingleri alkışladı. 367 ve eğitim özgürlüğüyle ilgili kararlar üzerinde kuşku vardı. Bu görüşme, kuşkuları doğrulayan bir görüntü oluşturdu. Kararlara gölge düştü.

Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt'ün, başörtüsü değişikliği ve kapatma davaları sürecinde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ile gizli bir görüşme yaptığı ortaya çıktı. Taraf gazetesinde yer alan habere göre, ziyaret öncesinde, karargâh giriş ve çıkışlarında bulunan güvenlik kameralarına karartma uygulandı ve komuta katı tamamen boşaltıldı. Paksüt'ün "özel davetli" olarak 4 Mart 2008 günü saat 17.00'de, 06 LLU 81 plakalı Mercedes'le geldiği Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda bir saat 15 dakika kaldığı ileri sürüldü. Paksüt'ün ziyaretinin kritik davalar öncesine rastlaması dikkat çekiyor. Görüşme, eğitim özgürlüğünü sağlayan anayasa değişikliğinin iptal davası açılmasından yedi gün sonra, AK Parti'ye kapatma davası açılmasından 10 gün önce gerçekleşti. Paksüt'ün görüşmesi yargı çevrelerinde rahatsızlığa neden oldu. Paksüt, daha önce de AK Parti'den ihraç edilen Turhan Çömez'le yediği yemek sırasında emniyete ait bir aracın kendisini takip ve dinleme yaptığı iddiasını gündeme getirmişti. Emniyet yetkilileri, aracın başka bir soruşturmayla ilgili görevli olduğunu bildirmişti.

Anayasa Mahkemesi'nin kritik davaları görüştüğü süreçte gerçekleşen buluşma yargının bağımsızlığını tartışmaya açtı. Anayasa'nın 138. maddesine göre, hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Ancak Anayasa Mahkemesi, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde verdiği 367 kararından sonra bu tartışmaların ortasında kaldı. Taraf Gazetesi yazarı Yasemin Çongar, bir kuvvet komutanının 367 kararı için mahkemeye darbe tehdidinde bulunduğu iddiasını ortaya atmıştı. Milliyet Gazetesi yazarı Hasan Cemal, bu komutanın Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu olabileceğini ileri sürmüştü. Eski Başkan Tülay Tuğcu ise mahkemenin etki altında bırakıldığı iddialarını reddetmişti. Paksüt de Meclis'te düzenlenen 23 Nisan resepsiyonunda 367 kararına asker baskısı iddialarını kabul etmemişti. Paksüt, hukukî ve vicdanî bir karar verdiklerini söyleyerek, "367 kararı ile ilgili ne asker telefon açtı, ne bunu duydum ne de olacağını düşünüyorum. Son derece yakışıksızdır, yargıya hakarettir, ayıptır. Ben kendi hesabıma böyle bir şey ne gördüm ne de duydum." demişti.

'Kararlara gölge düştü'

Paksüt'ün Başbuğ ile görüşmesi hukukçuların da tepkisini çekti. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şentop, Anayasa'yı korumakla görevli bir mahkemenin bizzat Anayasa'yı ihlal etmesini anlayamadığını kaydetti. Şentop, "Hukuk dışı birtakım gelişmeler var. Anayasa'ya aykırılığı bu denli açık bir kararın verilebilmesi için arkasında başka şeylerin olması gerekirdi. 28 Şubat'tan beri, yüksek yargının asker ve sivil bürokrasiyle ilişkisi biliniyor. Böyle bir tablonun olması hukuk bakımından problemlidir." dedi. Eski Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel de, "Vahim bir durum." ifadesini kullandı. Gündel, şöyle devam etti: "Anayasa Mahkemesi'nde bir dava açılıyor. Bu dava sürerken Anayasa Mahkemesi'nin iki numaralı ismi Kara Kuvvetleri komutanı ile görüşme yapıyor. Daha sonra başörtüsü konusuyla ilgili CHP'nin başvurusu yönünde karar veriliyor. Genelkurmay Başkanı, kararı alkışlıyor. Hukuk devletinde eşine rastlayabileceğimiz şeyler değil bunlar. Kamuoyunun zihninde soru işaretleri yarattı. Tasvip edilir bir durum değil. Artık Türkiye'de bu tür olaylar vakayı adiye haline geldi. Sadece gazete başlıklarında yer buluyor." Emekli Askerî Hakim Ümit Kardaş ise 28 Şubat sürecinde yaşananlara atıf yaptı: "Burası demokratik bir ülke olsaydı, gerilimler olmasaydı bu ziyaretler önemsiz olabilirdi. Birçok baskıcı yaşadığımız olaylar, tecrübeler vesayet rejiminin durumu bunu bize başka türlü değerlendirmemizi gerektiriyor. Çünkü Türkiye 28 Şubat'ı yaşadı. 28 Şubat'ta yargı organı mensupları brifingleri alkışladı. 367 ve başörtüsü değişikliğine iptal kararı zaten kuşkuları artırmıştı. Anayasa Mahkemesi'nin hukuku siyasallaştırdığı görülüyordu. Askerî vesayetin, bürokrasinin yargıyı etkilediği söyleniyordu. Bu gelişme bunu doğrulayan bir görüntü oluşturdu. Mahkemeye ve kararlara gölge düşürücü bir şey. Yargıya zarar verdi."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious