Pamukoğlu: Önce dağlar temizlenmelidir

Pamukoğlu: Önce dağlar temizlenmelidir.9685
  • Giriş : 08.10.2008 / 20:40:00
  • Güncelleme : 08.10.2008 / 20:40:01

"Ya siz antiteröre ait işlerin içinde olacaksınız ya da bir terör örgütü kurup yöneteceksiniz"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hak ve Eşitlik Partisi Genel Başkanı emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, Haberturk'te Söz Sende programında Balçiçek Pamir'in sorularını cevapladı.

İşte o ropörtaj:

Sizin bazı eleştirileriniz var orduya yönelik şöyle ki 27 Nisan bildirisi için Ordu ciddi bir imaj kaybına uğramıştır demiştiniz.

Oy getirdi. Ak Partiye oy getirdi. Anadolu'nun her tarafını dolaşın ama Ankara İstanbul değil. Anadolunun her yerini dolaşın AK partinin %7 %8 oyunu o 27 Nisan Muhtırası artırmıştır. Bunu bilmiyen yok.

Bu liderlik derslerinde not almışım diyorsunuz ki Güney doğuda uçaklar boş kayalara trilyonlar atıyor doğru mu efendim?

Trilyon atıyor değil de, havadan bölgenin yapısını bildiğim için onların hepsi dağların kayalıkların altında mağaraları bilmek lazım 100 mt, 200 mt. sonsuz birşey. Mağara denilen şeyi herkes zannediyorki büyük yarıklar filan öle değil. Başınızın ve gövdenizin girebileceği kadar bir yer.Hava Kuvvetlerin elindekilerle etkili olmanın mümkün değil. Eğer orda tesisler varsa bildiğimiz tesisler, insan yapısı onu vuru ama öbür yerler olmaz. Mesela yurt içinde sürekli baskın var, pusular karakollara saldırıyorlar. Erzincan, Gümüşhane bölgesinden Giresun-Ordu bölgesine geldiler. Heryere dağıldılar. Gündüz karakola saldırıyorlar. Güney bölgesinde bunlara ilk defa rastlanıyor.

Peki yetersiz mi Türk Ordusu?

Ordu meselesi şu; önce siyaset, bir ülkede yapılan yapılmayan herşeyin sorumlusu hükümettir. Halk hesabını ondan sorar. Onu oraya getiren halktır. Bir kere hükümet kararlı olacak. Bu mücadele güvenlik ve asayişle bu tabir ediyorsanız bunun sorumlusuda o hükümetin içindeki İç İşleri Bakanıdır, Başbakandan sonra . Siz hiç gördünüz mü bunların içinde bir İç İşleri Bakanı? 

Çok yeni değil mi sınır ötesi operasyon

Şubat'ta yapıldı. Zap kampına yapıldı. Zap kampında ne olduğu bellidir. Eni belli, kaç kişi olduğu belli.

Açıklama yapıldı bel kemiği kırıldı diye.

25 senedir öyküdür bu bel kemiği kırılmaz bu bel kemiği, özeldir. Eşi benzeri yoktur. Tanrı bile böyle bi bel kemiği yaratmamıştır. Bitti, bitecek, dağılıyor. Bu iş artık beylik laflardan geçti, haklı uyutmaktan geçti. Herkes kulağı için konuşmasın, bu artık bir vicdan meselesidir. İnsanlık meselesidir.Orada yapılan ilk şey siyasi karar. Dağlarda silahlarla dolaşmayın diyor hükümet başı. Bırakın masada konuşalım. Devlet bunu demez teslim olun der. Ya teslim olursun ya da gereğini yaparım. Sen Kürt desen o Türküm der, yok. Batının uyduruk şeyleri. 

Az önce Ünal Erkan canlı yayındaydı o da aslında sizin tersinize sosyal çözümler getirilmesini gerektiğini söylüyordu.

Nasıl yapacak bunu dağları temizlemeden. Dağları temizlemiş mi? Dicle doğusunda dağları temizlemeden İran ve Irak'taki dağları temizleden hiç boşuna konuşmasınlar. PKK dağlarda eşkiyalarla, yerel bölgelerde belediye başkanlarıyla Dicle'nin doğusunda hakimiyeti var. Bunları göremiyorlar.

Ama Belediye Başkanları seçimle geliyor. Ona napılırki?

Psikolojik destek o da şehitlerimiz kaldırıyor. Ambulansları gidiyor. Baş sağlığı ziyaretlerine gidiyorlar. Dilleri papuç gibi hepsinin. "Gerilla"diyerek övgüler yağdırıyor bütün konuşmalarında . Onların bir uzantısı da Mecliste. İstiklal Marşı söylemezler, bayrakla uğraşırlar. Bu iş battı.

Bu iş derken?

PKK işi, bu bir zamanlar Marksist oldu, şimdi imam oldu.. Hepsini deniyor.

12 Eylül'den sonra Diyarbakır?

Kürtçülük, Kürt Milliyetçiliği lafı eveleyip gevelemesinler Küçük Kürdistan, Büyük Kürdistan Zap'ın doğusu, Zap'ın batısı. Olay şu müttefikler varya bir bunlar, iki baş müttefik Amerika ile bunlar adam gibi konuşulacak. Onun için parti sloganı şudur "Başı dik devlet, onurlu millet " gerkeni neyse yaparız.

Siz bir de idam geri gelecek diyorsunuz.

Evet gelecek

Neden idamı geri getirmeyi istiyorsunuz?

Elebaşları kimlerse, siz Diyabakır'da o bombaları patlatıp çoluk çocuğu telef ederseniz, siz Göngören'de yolda yürüyen çoluk çocuğu dinlemeden öldürürseniz. Bu devlet sizin hayatınız hakkında karar verir. Siz Amerika'dan daha mı özgürsünüz? Amerika bir yana politikalar bir yana. Amerika bugün Avrupadan daha özgürdür. Politikalar ayrı. Dünyada terör artacak, Avrupa merkezlerini, banliyölerini. İngiltere dahil idamı geri getirecekler.

Kişisel olarak ben idama karşı olduğum için.

Bizim çocuklar öldürürken İstanbul'un bir semtinde, bir mahallesinde maksadınız ne, neden bu insanları öldürdünüz? Sen kimsin? Sen bu insanların hakkında karar verirsen , ben de senin hakkında devlet olarak veririm.

Ama garip bir savaş değil mi? Göze göz, dişe diş olayı.

Hayır o değil. Bu mücadele.

Bir cümlenizi daha hatırlıyorum. Asteğmenlik 1. Dünya Savaşından kalan bir sistem. Neden?

Evet. Okuma yazma oranı % 10 larda olursa siz lise mezununu Asteğmen yaparsınız. Subay olmak kolay mı? En azından 30-40 kişiyi veriyorum sana tüm silahlarla bunu savaşçı yap. Seni nerde eğittim ben. Bunlar eski kurumlar.
Asteğmenlik 1. Dünya Savaşı'ndan kalma bir sistemdir demişsiniz? Niye olmamalı?

Doğru. Çünkü okuma yazma oranı yüzde 10'larda olursa siz lise mezununu asteğmen yaparsınız. Yani subay yaparsınız. Subay olmak kolay birşey mi? 30-40 kişiyi vereceğim sana bunları savaşçı yap. Sen kimsin? Bizim programımızda yedek subaylık kaldırılacak. Jandarma da profesyonel olacak.

Profesyonel derken?

Jandarma da paralı olacak, polis gibi. 20 yaşındaki çocukların eline silah vererek, hukukla, adliyeyle uğraşacak çocukların işi değildir. Ordu başka o hariç.

Siz bu ordunun işi değildir diyorsunuz...

Biz tarihimizde bir kere daha orduyu eşkiya peşine gönderdik. Balkanlarda, Makedonya'ya jandarma gibi dağlara gönderdik orduyu. Sonra komiteler, darbeler, suikastler, adam öldürmeler. Orduyu bu işlerin içine bulaştırırsanız, ordudan sonra muvazzafı, emeklisi buna benzer işler yapar. Yaptılar, oldu.

En son Ergenekon davası var gündemde olan?

Mahkemededir. Halkı ve beni rahatsız olan iki şey var bir, bir isime yazık oldu; iki, yargı süreci çok uzadı.

Devlet yönetimi bürokratlara ve askerlere bırakılamaz diyorsunuz, muhtıra için konuştuğunuzda...

Parlamenter sisteme inanmışsan ve doğru olduğunu kabul etmişsen, halk kendi temsilcilerini seçer ve onların bir araya geldiği yere meclis denir. Oradan bir hükümet çıkar ve halk onları denetler. Hükümetlerin denetlenemediği yerde demokrasiden bahsedilemez. Bizde bu yok zaten, böyle bir adet de yok, kimsenin alışkanlığı da yok. Padişahım çok yaşa devam ediyor. Cehalet ve açlığı halledemiyorsanız bu ülkede demokrasi olmaz.

Yeniden OHAL konuşuluyor, tampon bölge konuşuluyor...

Tampon mu?

Bunlar çözüm mü?

Hayır.

Tek cümleyle çözüm ne?

Çözüm şu, Dicle'nin doğusunda jandarmaya bağlı, onların tarzında örgütlenme tarzında taktik ve tekniklerle, 15000 kişi 5000'lik gruplar halinde özel yetiştirlecek. Oraya gideceğiz, aynı onlar gibiyiz, üst müst hiçbir şey kullanmayacağız. Bunu da anlayamıyorlar. Bu işleri bilmeniz için siz ya antiteröre ait işlerin içinde olacaksınız ya da bir terör örgütünü siz kurup yöneteceksiniz. Bu ikisinden birine dahil değilseniz bu işin ne olup olmadığını bilemezsiniz. Tampona gelince... Ne olacak sınır bizde askerleri aşağıya sürdük. Orada duracak mısınız? Şimdi olduğu gibi başınıza ne gelirse o gelecek. O sırada başka da gelecek.

Bir sürü emekli paşa konuşuyor, stratejist konuşuyor. Hatta emekli paşaların konuşmasını da engellemek istiyor hükümet.

Herkesi engelleyemez. Zarar verenlere bakıyordur. Bu arada kurunun yanında yaş da yanıyor. O sadece hükümetten de gelmez. Askeri kanattan da gelir.

TSK İç Hizmet Yönetmeliği'nde değişiklik de gündemdeydi. Özellikle emekli generallerin görev yaptığı döneme dair açıklama yapmasına engel getirilmesi gündemdeydi.

Demokratik bir ülkede böyle şeyler olmaz. Ben sansürden nefret ediyorum. Bu sansürdür. Bunun altında yatan korkudur. Bu Milli Savunma Bakanlığı'ndan çıkartılan bir yönerge. Onda da şantaj vardır. Bunları yaparsanız orduevlerine, gazinolara, kamplara giremezsiniz. Bunun adı şantajdır. Bir bakanlık şantaj yapar mı?

Emekli Korgeneral Altay Tokat'ın bir açıklaması vardı, birkaç bomba da ben attırdım diye. Emekli Albay Erdal Sarızeybek'te şehrin üzerinde çatışma havası yarattık diye açıklama yapmıştı. Özellikler Doğu için konuşuyorum, bunlar da korku toplumu yaratmak değil mi peki?

Bunları söyleyenler, söyleyen sahiplerini bağlar. İkisini de, ikisi de benim için ne konuşulacak, ne dile getirilecek, ne de itibar edilecek şeyler değil.

HABERTURK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*