Panik ataktan korkmayın

  • Giriş : 26.07.2006 / 00:00:00

Hayatı kâbusa dönüştüren hastalıklardan biri de panik atak.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İlerleyen zaman diliminde de hasta eve hapsoluyor.
Korku, çağın hastalığı olarak kabul edilen panik atağın en büyük tetikçisi. Korkuyu kendi içinde yenemeyip içinden çıkılamayacak hale dönüştüren insanlar ise büyük psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalıyor.. Çarpıntı, titreme, terleme, baş dönmesi sebebiyle büyük bir korku ve endişeye kapılan hastalar, eğer ilk korku nöbetinin ardından yaşadıklarını yenemezse zamanla panik bozukluklar gösteriyor. Yaşadığı büyük korkunun endişesiyle kişi kontrolünü kaybedeceğini, kalbinin duracağını, çıldıracağını ya da o anda öleceğini düşünüyor. Hatta öyle ki sanki ruh ile bedeni birbirinden ayrılıyor gibi geliyor. Bu endişe on dakika içinde tırmanıp bazen yarım saat, bazen bir, bazen de iki saat sürebiliyor. Çoğu hasta bu durumlarda kalbinde bir sorun olduğunu ya da felç geçirdiğini düşünüyor ve büyük bir endişe ile soluğu hemen bir kardiyolog ya da nöroloğun yanında alıyor. Ama tahlil sonuçlarında görüyor ki ne kalbi ne de başka bir yerinde hiçbir sorun çıkmıyor. Panik bozukluk her yaşta başlayabilir. Ancak 30 yaşından sonra görülme riski daha yüksek. Erkeklere oranla kadınlarda 2-3 kat daha sık görülüyor. Eğitim düzeyi ile şehirde yaşayanlar ve kırsal bölgede yaşayanlar arasında da görülme sıklığı arasında hiçbir fark yok. Panik atağın altında yatan öyle çok önemli bir sebep yok aslında. Yani uzmanlara göre stres ve benzeri davranışların etkisi yok; sadece hastanın bir tür genel hassasiyeti olarak yorumluyorlar. Gürültülü ve gergin ortamlarda atakların tekrarlama ihtimali yüksek. Özellikle sıkıntılı, gergin, telaşlı, aceleci ve mükemmeliyetçi insanlar panik atağa yatkın tipler.

Korku ve endişe baş gösterdiği anda hasta aşırı bir felaket hissine ve kaygıya kapılmadan o anda neyle meşgulse ona devam etmeli. Yani yaşadığı korkuya teslim olmamalı. Atak geçiren kişi o sırada vücudundan aldığı duyumları aşırı derecede olumsuz yorumlamaya başlar. Bunun için atak anında yapılmaması gereken şey kaçınma davranışıdır. Yani vapura bindiğinizde kalbiniz hızlı atmaya başlıyor ve panik nöbetinin geleceğini düşünüyorsanız asla vapura binmekten vazgeçmemelisiniz.

Panik atak kontrol edilebilir

Prof. Dr. Hamdi Tutkun’a göre panik bozukluk tıbbi tedavi ile kontrol altına alınabilecek bir durum. Bunun için üç ayrı tedavi yöntemi bulunuyor. Birincisi ilaç, ikincisi psikiyatrik tedavi, üçüncüsü de ilaç+psikiyatrik tedavi kombinasyonu. Tutkun, ilaçsız bir tedaviyi uygun görmüyor ve her iki yöntemi birlikte uyguluyor hastalarına. İlacın hastanın panik ataklarını ve genel endişesini kontrol altına aldığını savunuyor. Doktorların güncel tedavi neyse onu uygulamaları gerekliliğini savunuyor. Çünkü yeni üretilen ilaçlarla iki-üç hafta içinde hastada iyileşmeler görülebiliyor ve tedavi 6 ile 9 ay arasında seyrediyor. Şayet bir hasta tedavi edilmezse rahatsızlığı kronikleşir ve hastanın kayıpları artar. Endişe ve kaygı hali gün boyu devam edebilir ve sokağa çıkamaz hale gelir. Buna paralel olarak da depresyona girebilir. Yani kapana kısılmış gibi kendini çok çaresiz hisseder. Prof. Tutkun’a göre dikkat edilecek bir diğer husus da hasta yakınlarının davranış halleri. Öncelikle hasta yakınları durumun bir hastalık olduğunu düşünmeli ve kişinin durumunu hafife almamalılar. “Bak biz seni doktora götürdük bir şey çıkmadı, niye evham yapıyorsun?” diyerek hasta asla rahatlatılamaz. Çünkü hasta bu kez de kendisiyle alay edildiğini, hafife alındığını ve gereksiz yere insanların başını ağrıttığını düşünüyor. Tutkun’a göre böyle bir durumda yapılması en uygun hareket, bunun bir hastalık durumu olduğunu kabul etmeli ve hastayla beraber doktora gitmeli.

Panik hastaları artıyor

Doç. Dr. Kemal Sayar’a göre panik ataklar öyle gökten zembille inmiyor ve her geçen gün panik hastaları artıyor. Gündelik hayatla ilgili çok basit sıkıntılar bile pek çok psikolojik ve sosyal sıkıntılar oluşturabiliyor. Sayar’a göre yaşadığımız dünyanın eskisi kadar güvenli olmayışı da panik atağı tırmandırıyor. Panik ataklı bir insan her türlü endişeye yatkındır, her çarpıntıyı ölüyorum diyerek atlatır. Bunun için de bir anlamda hastalık hastalığıdır ve hastalar ciddi bir rahatsızlık endişesiyle sık sık doktora giderler. Bunun için de bu hastalığın teşhisini mutlaka bir psikaytri uzmanı yapmalı.

Panik atağın belirtileri

Çarpıntı, kalbin yerinden fırlayacakmış gibi olması, göğüste basınç.

Terleme.

Titreme-sarsılma-itilme hissi.

Boğulma ve nefes alamama hali (boğazda düğümlenme ve tıkanma hissi).

Soluğun kesilmesi (derin nefes alma ihtiyacı havanın yetmemesi gibi hisler).

Göğüste daralma, sıkışma.

Bulantı, karında Ağrı, şişkinlik ve gaz oluşması.

Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali.

Sanki bedenle ruh birbirinden ayrılıyor hali ve kişinin kendisini hissedememe, algılayamama, kendisine yabancılaşma durumu…

Panik anında kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu.

Ölüm korkusu.

Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar, karıncalanmalar, diken diken olma halleri.

Üşüme, ürperme ya da ateş basmalar

Panik atakla ilgili merak edilenler

Panik atak kalp krizine yol açmaz.

Panik felce yol açmaz.

Panik anında ölme riski yoktur.

Panik anında kişinin kontrolünü kaybetmesi ve çevresine zarar vermesi mümkün olmaz.

Panik atak anında bayılma olmaz.

Panik atak, akıl hastalıklarına ya da deliliğe yol açmaz.

Panik ataklar birçok hastalık gibi tekrarlayabilir. Fakat ciddi ve uzun süreli bir tedavi ile tekrar riski azalır.

Alkol alarak panik atak asla yenilmez. Aksine artar ve bağımlılık yapar.

Spor, paniği artırmaz. Aksine faydası vardır.

İlaçlar ömür boyu kullanılsa bile bağımlılık yapmaz.

Panikten dolayı hastanın işini değiştirmesine veya bırakmasına asla gerek yoktur.

Panik atak durumunun büyü ve cin çarpma olayı ile hiçbir ilgisi yoktur.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious