Panik yok, hepimiz kurtulacağız!

Panik yok, hepimiz kurtulacağız!.17355
  • Giriş : 01.08.2006 / 00:00:00

Depreminden tsunamisine, terör olaylarından uçak kazalarına kadar, hayatımıza kasteden ne kadar olumsuzluk varsa, seferberlik ilan etmiş adeta.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Asrımız neredeyse bir felaketler çağı oldu. Depreminden tsunamisine, devasa çaplı terör olaylarından uçak kazalarına kadar, insanoğlunun
hayatına kasteden ne kadar olumsuzluk varsa, seferberlik ilan etmiş adeta.

Gün geçmiyor ki, bir felaket haberi ile ‘vah vah’lara bürünmeyelim… İşte bu ahval ve şerait içinde, bazen en ufak bir bilgi kırıntısı, çok önemsiz gibi görülebilecek minik bir detay, bazen paslı bir çakı ya da kırık bir ayna, sizi ölümün eşiğinden son dakika çalımı ile çekip çıkarabiliyor. Örnek mi istiyorsunuz, coğrafya dersinden hatırladığı bir detay ile Güney Asya’da yaşayan ve 450 bin cana mal olan tsunami felaketinden kendisi gibi 100 tatilciyi kurtaran 10 yaşındaki Britanyalı Tilly’yi hatırlayın. ‘Okulda tsunami öncesi suların çekileceğini okumuştuk. O yüzden hemen etraftakileri uyardım.’ diyen Tilly, Tayland’ın Phuket Adası’nda onlarca hayatı kurtararak, ‘kumsal meleği’ olarak isimlendirilmişti. Yine aynı felakette, Tayland’ın Surin Adası’nda yaşayan ve yüzyıllardır balıkçılık yapan Çingeneler, olacakları fark edip tepedeki bir tapınağa çıkınca onları takip eden bütün köy halkının hayatı kurtulmuş, çingeneler, “Dedelerimiz ‘Eğer su hızla çekilirse aynı hızla geri gelir.’ derlerdi. Bunu bildiğimiz için kurtulduk.” demişlerdi. Özetle söz ola baş kese, söz ola hayat kurtara!
İşte bu felaket arzından yararlanan ve ‘hayatta kalmanın’ en önemli güdü olduğunu fark eden birtakım uzmanların kaleme aldığı ‘canınızı kurtarın’ temalı kitaplar, talep patlaması yaşıyor! Biz de Turkuaz olarak, siz okuyucularımızın canını kendi canımızdan aziz bilip, hizmeti ayağınıza getirdik. Kitapları okuduk, özetini çıkardık. Kesip, katlayın, arka cebinizde saklayın!

Malum şu aralar sinemalarda ‘Poseidon’ isimli bir film oynuyor. Alabora olan bir yolcu gemisinden çıkmak için mücadele veren bir avuç yolcunun, eldeki tüm imkânları kullanarak verdiği hayatta kalma mücadelesi, bir kolyenin ucu ile gevşetilen vida sayesinde, mutlu sona ulaşıyor. ‘Hadi canım o film!’ deyip geçmeyin ve son on yılda meydana gelen deniz kazalarını bir hatırlayın. Dememiz o ki, tedbir şart. Peki, ola ki gemi battı gitti ve siz köpekbalığı ile karşı karşıya kaldınız, ne yapacaksınız? ‘Yahu olacak iş mi?’ demeyin. Dünya’nın yüzde 75’i deniz ve bunların büyük bir kısmında köpekbalıkları fink atıyor. Sakın kıpırdamayın! Zira köpekbalıklarının algıları sonar gibi çalışıyor, suyun altındaki en ufak titreşimi bile hissedebiliyorlar. Bu arada yüze yakın köpekbalığı türü olduğunu ve bunların yüzde 20’sinin insanlara saldırdığını hatırlatalım. Ama siz yine de ‘ısırır mı ısırmaz mı?’ diye fal açmayıp, bir metreden uzun her köpekbalığını hasım belleyin.

Tropik sularda yaşayanları, diğerlerine nazaran daha saldırgan olur. Tüm köpekbalıkları etle beslenir. Öyle ki yaralanan arkadaşlarını bile yemekten kaçınmazlar. Yani, vejetaryen birine rastlayıp paçayı kurtarma şansınız, sıfır! Görüntü, koku ve sesi hiç kaçırmazlar. Özellikle de kan kokusu. Bu arada muhteremlerin alışılagelmedik titreşimlere karşı çok hassas olduğunu da belirtelim. Ola ki denize düştünüz, debelenmeyin, bağırıp çağırmayın! Bir başka acı haber ise, bu meretlerin kendilerine özgü ağız yapısı ile sizi her açıdan ısırabileceği. Yani sizi mideye indirmek için sürekli manevra yapmaları gerekmiyor, suyun içindeki esnekliğinize güvenmeyin… Eğer denize düşen tek talihsiz siz değilseniz, ne âlâ. Arkadaşlarınızla çember yapıp, kendinizi güvene alabilirsiniz. Köpekbalıkları genelde, gruplara saldırmazlar. Özellikle de tek başlarına ise. Elbiseleriniz üzerinizde olsun. Özellikle de ayakkabılar. Zira bu yırtıcılar, düşman olduklarından olsa gerek, doğrudan ayaklara bakıyor, çıplak ayakları ise affetmiyorlar! En azından Amerikan Sahil Güvenlik raporları böyle diyor… Ve bu arada, sakın ola abdest bozmayın, baktınız olmuyor, işlemden sonra yerinizi değiştirin. Köpekbalıkları, güdümlü füze gibi, ‘atıklara’ kilitlenebiliyorlar. Tüm bunlara karşın, kapışma kaçınılmaz ise, o zaman suyun altına girip bağırmaya çalışın, su yüzeyine Tokat atın, bu onları ürkütüp kaçırabilir. Ha baktınız hayvan dişli ve sizi yemeye kararlı, o zaman gardınızı alıp, yumruk ya da tekmelerinizle, solungaçlarına ve gözlerine çalışın. Burnuna vurmaya çalışmayın, ıskalarsanız, ağzı ile müşerref olup, kolu ya da bacağı kaptırabilirsiniz.

iç açıcı bir mesele değil, lakin ucunda hayat söz konusu, devam edelim. Diyelim ki uçağınız düştü. Sakın ola uçağın yanından ayrılmayın. Yukardan bakanlar, bir uçağı daha kolay fark edecektir. Biletinizi mümkün olduğu kadar kuyruğa yakın yerlerden alın, kaza sonrası yapılan çalışmalar, kurtulma oranlarının kuyruk kısmında yüksek olduğunu gösteriyor. First Class’tan uçuyorsanız, kötü. Para her zaman mutluluk getirmiyor işte… Uçağınız suya acil iniş yapıyor ise, su sizi aldatmasın. Beton etkisi yapacaktır. Tek parça halinde suya ya da karaya indiniz, kısmetlisiniz. Sakın ha panik yok! demek isterdik; ama işe yaramayacak, o kesin. Biz daha uçak durmadan bavullarını indirmek için birbirini döven asil insanlarız, panik yapmazsak, rahat uyuyamayız!

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious