Papa: Türk ulusu nitelikli bir halk

  • Giriş : 28.11.2006 / 00:00:00

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in resmi davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Papa 16. Benedict, Türkleri sevdiğini ve bu halkın doğal niteliklerini takdir ettiğini belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Papa 16. Benedict, Diyanet İşleri Başkanlığı'na saat 16:55'te geldi. Papa gelmeden Diyanet İşleri Başkanlığı'nda yoğun güvenlik önlemleri alındı. Diyanet'in ve etraftaki binaların çatılarına keskin nişancılar yerleştirildi. Yerli ve yabancı basın mensupları çanta ve üzerleri aranarak içeriye alındı. Diyanet İşleri Başkanlığı makam girişindeki kırmızı halılar görevlilerce temizlendi.

Bardakoğlu, Papa'yı merdivenlerde karşıladı ve tokalaştılar. Papa, burada yaklaşık 30 dakika Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ile görüştü. Basına kapalı gerçekleşen görüşme sonrasında Papa 16. Benedict ve Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu ortak basın toplantısı düzenledi.

Benedict sözlerine, ''Benim için burada bulunmak, Türk halkının yaratıcılığına yakından tanıklık etmek büyük memnuniyettir. Dini tarihinize tanıklık etmek benim için memnuniyet verici'' diyerek başladı.

Çeşitli hükümet temsilcileri ve Cumhurbaşkanı ile görüşme gerçekleştirdiklerini kaydeden Benedict, "Havaalanında da Başbakan Erdoğan ile görüştük. Benim saygılarımı iletme fırsatını elde ettim. Bu büyük ülkenin vatandaşlarına ve bunun yanı sıra, Modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e, Anıtkabir'e de ziyarette bulundum. Sayın Diyanet İşleri Başkanı ile de bir görüşme gerçekleştirdim. Bütün Türkiye'nin dini liderlerine derin saygılarımı iletmek istiyorum. Özellikle Ankara ve İstanbul'daki dini liderlere saygılarımı iletmek istiyorum.'' şeklinde konuştu.

Türkiye'nin Hristiyanlar için büyük önem taşıdığını ifade eden Papa, ''İlk Hristiyan topluluklarının çoğu, havarilerin, özellikle Aziz Pavlus ve Aziz Yuhanna'nın öğretilerinden esinlenerek burada kuruldu ve gelişti. Hristiyan din geleneklerimizden günümüze varan bilgilere göre, İsa'nın annesi Meryem, Efes'te Aziz Yuhanna'nın evinde yaşamıştır. Aynı zamanda bu asil topraklar, İslam medeniyetinin edebiyat ve sanat dahil olmak üzere, farklı alanlarında ve kurumlarında olağanüstü bir yeşermeye tanık oldular." dedi.

Papa, ''Türkiye ziyaretine selefi Mutlu 23. Yuhanna'nın duygularını paylaşarak hazırlandığını'' kaydederek, ''Kendisi başpiskopos Giuseppe Roncalli olarak İstanbul'da Papalık temsilcisi görevini yerine getirirken duygularını şu sözlerle ifade etmişti -Ben Türkleri seviyorum, Rab beni onlara gönderdi. Bu halkın doğal niteliklerini takdir ediyorum. Bu toplumda medeniyetlerin kat ettiği yollarda bir yere sahiptir- Şahsen, ben de Türk Ulusunun nitelikli bir ulus, bir halk olduğunun altını çizmeyi arzuluyorum. Burada, benden önceki selefim merhum Papa 2. Jean Paul'un, 1979'daki ziyaretinde söylediği sözleri kendime mal ediyorum: -Hristiyan ve Müslümanlar tarihte yeni bir çağa girmişken, bizi birleştiren ruhsal bağları kabul edip geliştirmek için, tüm insanların yararı doğrultusunda, barış, özgürlük, sosyal adalet ve ahlaki değerleri koruma ve yaymanın acil olduğu konusunda kendimi sorguluyorum- Bu konular sonraki yıllarda güncelliklerini devam ettirdiler. Papalık görevimin başında da belirttiğim gibi, bütün bunlar, bizleri dostlar arası içten bir alışveriş şeklinde diyalog yapmaya itiyorlar. Geçen yol Köln'de Dünya Gençlik Günü vesilesi ile Müslüman cemaat üyeleri ile buluşma sevincini yaşamış, dinler arası ve kültürler arası diyaloğu iyimserlik ve ümit ile sürdürmemiz gereğini yinelemiştim. Aksine bu sadece bir seçenek olamaz, hayati bir ihtiyaç olduğundan geleceğimiz buna bağlıdır.'' şeklinde konuştu.

Hristiyanlar'ın ve Müslümanlar'ın dinlerini yaşarken dikkatlerini, hakikatin kutsallığına ve insan saygınlığına yönelttiklerini vurgulayan Bardakoğlu, bunun kendileri için karşılıklı saygı ve itibar temeli olduğunu ifade etti. Papa, ''Ülkeler ve milletler arasında barış yolunda el ele çalışmak için temel oluşturur. Aynı zamanda tüm inançlıların ve iyi niyetli insanların da en derin arzusudur'' diye konuştu.

Papa, 40 yılı aşkın süredir, Vatikan ve bütün dünyadaki yerel kiliselerin, diğer dinlerin mensuplarıyla ilişkilerini II. Vatikan Konsili'nden esinlenen bir yaklaşımla yaptığını belirterek, şunları dile getirdi: "Konsil, kutsal kitabın getirdiği geleneği izleyerek tüm insanların ortak bir kökene sahip olduğunu ve aynı kaderi paylaşacağını öğretiyor: 'Allah bizim yaradanımızdır ve yeryüzündeki yolculuğumuzun bitiş noktasıdır. Hristiyanlar ve Müslümanlar her biri kendi dini geleneklerine göre İbrahim'e bağlı tek Allah'a inanan ailenin fertleridirler.' Kökenlerimiz ve kaderimizle manevi ve insani bir birliğe sahip olan bizler, çağımızın insanının özelliği olan temel değerler arayışında ortak bir yol bulmaya teşvik ediliyoruz.

Biz, imanlı erkek ve kadınlar, sık sık adalet, gelişme, dayanışma özgürlük, güvenlik, huzur ve barış, çevrenin ve dünyanın kaynaklarını korumayı hedef alan meydan okumalarla karşı karşıya kalıyoruz. Bunun nedeni, bizler bu dünyanın fani şeylerinin meşru özerkliğine saygı gösterirken, bu tür ivedi sorunlara uygun çözüm sunarak, özgür katkıda bulunuyoruz.''

Günümüz toplumunda ortaya çıkan, ''hayatın anlamı ve amacı'' içerikli soruya, inandırıcı bir yanıt sunmak gerektiğini vurgulayan Papa, ''Toplumun, her şeye kadir Allah'a verilmesi gereken yeri vermesi ve deney üstüne açılması için hep birlikte çalışmaya çağrılıyoruz." dedi.

Papa, "Hristiyan ve Müslümanların bu yönde ilerlemelerinin en uygun yolu, birbirlerini samimiyetle, daha iyi tanıma arzusuyla, farklılıklarına saygı göstererek ve ortak yanlarını kabul ederek, gerçek bir diyalogda buluşmaları olacaktır. Bu, aynı zamanda, her bireyin yaptığı

sorumlu seçimlerde, özellikle temel değerlere ve kişisel dini kanılara olan gerçek anlamda saygıyı beraberinde gerektiriyor.'' diye konuştu.

Hristiyan ve Müslümanların kardeşçe birlikte çalışmalarına duyulan saygıyla ilgili, 1076 yılında, yetkisi altındaki topraklarda bulunan Hristiyanlara iyi yürekli davranışından dolayı, Kuzey Afrikalı bir prense, Papa VII. Gregorius'un söylediklerini örnek vermek istediğini anlatan Papa, şöyle devam etti: ''Papa VII. Gregorius, Hristiyan ve Müslümanların birbirlerine karşı sahip olmaları gereken özel sevgiden şöyle söz ediyor: 'Bizler tek bir Allah'a inandığımızı beyan ediyoruz. Farklı bir şekilde olsa da her gün onu yüceltip, ona yüzyılların yaradanı ve bu dünyanın hakimi olarak tapıyoruz. Bireyler, topluluklar ve tüm imanlıların özellikle muhtaç ve yoksullara gerçek hizmet verme ruhuyla toplumu inşa etmede dürüstçe katkıda bulunabilmeleri için, gerçek anlamda saygı gösterilen ve kurumsal güvence altında olan bir din özgürlüğü zaruridir.''

Bu buluşmanın, Hristiyan ve Müslümanların diyaloğunda ortak angajmanın simgesi olması için dua ettiğini kaydeden Papa, "Birlikte ahenk, esenlik ve karşılıklı güvenle yaşama arzusu ile birbirimizi daha iyi tanım fırsatı bulmayı ve aramızdaki sevgi bağını güçlendirmeyi temenni ediyorum. Biz, imanlılar, her tür önyargıyı aşmak, ve Allah'a olan güçlü imanımızın ortak tanıklığını sunmak için kuvveti duada buluyoruz. Yüce Allah'ın inayeti hepimizin üzerinde olsun.'' sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Bardakoğlu, Papa'ya ay yıldızlı bir vazo hediye ederken; Papa 16. Benedict, Bardakoğlu'na İtalya'yı anlatan bir tablo hediye etti.

Öte yandan ortak basın toplantısı sonrasında, binadan çıkmayı bekleyen bazı gazetecilerle güvenlik görevlileri arasında gerginlik yaşandığı gözlendi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious