Papadopulos'tan Maraş resti

  • Giriş : 29.10.2006 / 00:00:00

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, "Türkiye’nin yapması gereken asgari şey Mağusa’nın kapalı bölgesi Maraş’ı iade etmektir" dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, AB dönem başkanı Finlandiya’nın Kıbrıs önerilerinin, Maraş’ın Rumlara iadesini içeren net maddeler içermemesi halinde "dengeli olamayacağını" öne sürerek, "Görüşmenin devam etmesi için Türkiye’nin yapması gereken asgari şey Mağusa’nın kapalı bölgesi Maraş’ı iade etmektir" dedi.

Papadopulos, Güney Kıbrıs’ta yayımlanan Fileleftheros gazetesine verdiği demeçte, Finlandiya’nın önerilerinin, KKTC’ye yönelik Doğrudan Ticaret Tüzüğüyle ilişkili olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Gerek Finlandiya Başbakanı gerek diğerleri her fırsatta, Türkiye’nin AB ve ’Kıbrıs’ karşısındaki yükümlülüklerinin Kıbrıs sorununa ilişkin diğer gelişmelerle ilişkilendirilmemesi gerektiğini net bir biçimde ifade ediyorlar.

Türkiye’nin AB ve buna bağlı olarak ’Kıbrıs’ karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirmesinin Kıbrıs sorununun çözümüne bağlı olmasını kabul edemeyiz. Türkiye’nin AB yükümlülükleri özerktir. Bu ayrım sürdürülmelidir."

Finlandiya’nın önerilerinin kendilerine gayriresmi ve sözlü olarak iletildiğini ve Finlandiya’nın konuyu tamamen gizli tutmalarını talep ettiğini ifade eden Papadopulos, bazı gayriresmi belgeler aldıklarını, önerilerin sürekli şekillenme aşamasında olduğunu kaydetti. "Görüşmeye açılan fikirler, ifadeler mevcuttur" diyen Rum lideri, konunun 8 Kasıma kadar tamamen açıklığa kavuşmasını umut ettiklerini belirtti.

'ERCAN HAVAALANI TARTIŞMA KONUSU BİLE DEĞİL'

Papadopulos, bir soru üzerine, Ercan Havaalanı konusunun görüşmeye açık olmadığını net bir biçimde belirttiklerini ifade ederek, şunları söyledi:

"Timbu (Ercan) Havaalanı’nın görüşmeye açık olmadığını net bir biçimde ifade ettik. Hava sahanlığı, kontrol kuleleriyle ilgilidir. Egemenlik konusu ortaya konmaktadır. Türkler bunu istiyor olabilir, ama biz bunu tartışmayız bile. Biz, Doğrudan Ticaret Tüzüğü ile Türkiye’nin AB yükümlülüklerinin net bir ayrımının yapılmasını istedik. Ancak Maraş’ın yasal sahiplerine iade edilmemesi halinde Mağusa Limanı’ndan doğrudan ticaretin başlamasının görüşmeye açılmayacağı şeklinde eski bir görüş birliği mevcuttur. Maraş’ın iadesi konusu benim tarafından sunuldu ve Lüksemburg önerilerinin Ekim 2005 tarihindeki oluşma aşamasında Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün bir parçası olarak görüşüldü."

Maraş’ın Rumlara iadesine karşılık Gazimağusa Limanı’nın doğrudan ticarete açılması yönündeki önerilerini AB dönem başkanı Finlandiya’ya ilettiklerini anlatan Papadopulos, "Görüşmenin devam etmesi için Türkiye’nin yapması gereken asgari şey Mağusa’nın kapalı bölgesi Maraş’ı iade etmektir. Eğer Finlandiya’nın önerisi Maraş’ın sahiplerine iadesine ilişkin net iade perspektifini belirten maddeler içermezse Finlandiya’nın ’fikirlerinin’ dengeli olacağını söylemek mümkün değil. Bu net iade perspektifinin ne olduğu ise belirli bir zaman süresine dayanılarak görüşülmektedir" diye konuştu.

VETO KONUSU

Papadopulos, "Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi, örneğin limanlarını Rum gemilerine açmaması durumunda Rum yönetiminin tepkisinin ne olacağı" yönündeki bir soruya karşılık, kendisinin hiçbir zaman veto uygulamaktan söz etmediğini savundu.

"Türkiye’nin AB sürecine hiç rahatsız edilmeden, yani yükümlülüklerini yerine getirmeden devam edemeyeceği" görüşünü en baştan beri ifade ettiklerini kaydeden Papadopulos, veto uygulama konusu her gündeme geldiğinde Rum Ulusal Konseyi’nin toplandığını ve iki parti dışında, oy birliğiyle veto uygulanmasının Güney Kıbrıs’ın yararına olmayacağı kararına varıldığını söyledi.
AB ARALIK ZİRVESİ

"Aralık ayı sonrasında ve AB zirvesinde yapılacak değerlendirmenin ardından protokolün uygulamaya konulmaması durumunda Rum yönetiminin başlıkların açılıp kapanmasına onay verip vermeyeceği" yönündeki bir soruya ise Papadopulos, değerlendirme çıkana kadar 25 üyeyle fikir birliği içerisinde hareket edeceklerini, değerlendirme yayınlanana kadar başlıkların açılıp kapanamayacağını ve söz konusu olanın Türkiye’nin sadece limanları ve havaalanlarını açması değil, tüm yükümlülükleri olduğunu belirtti.

Türkiye’nin liman ve havaalanlarını açmasının sadece kendilerinin değil AB’nin de talebi olduğunu savunan Papadopulos, bu konunun kendileri için birincil derecede önem teşkil etmediğini, kendileri için asıl önemli olanın Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu iddia etti.

Ankara Protokolü’nün uygulanmasının Türkiye’nin AB karşısındaki güvenilirliğini ve AB’nin de Türkiye’ye yönelik uyarılarının güvenilirliğini değerlendirme altına sokacağını savunan Papadopulos, AB’nin değerlendirmesinin yayınlanmasının ardından AB’nin görüşlerinin belli olacağını, kendilerinin de ne yapacaklarına bundan sonra karar vereceklerini belirtti. Papadopulos, AB Komisyonunun Türkiye’ye karşı çok "eleştirel" olacağını bildiklerini, ancak kesin olmayan şeyin Komisyonun Türkiye’ye yönelik önlemler veya yaptırımlar önerip önermeyeceği ya da önlemler alma konusunu Aralık 2006 da gerçekleştirilecek AB zirvesine bırakıp bırakmayacağı olduğunu ifade etti.

Papadopulos söyleşisinde, 2004 ve 2005 yıllarının Aralık ayı ile kıyaslandığında Rum yönetimi hakkında AB içerisinde şu anki havanın kökten değişmiş olduğunu, o dönemde Annan Planı’nı reddetmiş olmasından ötürü Kıbrıs sorununun çözülememesinden Kıbrıs Rum tarafının sorumlu görüldüğünü, ancak artık birçoklarının Annan Planı’nın reddedilme sebeplerini anlamakta olduğunu ileri sürdü.

Tasos Papadopulos, Türkiye’nin AB’ye katılımı konusunda da AB içerisindeki ortamda değişikliklerin yaşandığını ve birçok ülkenin Türkiye’nin AB’ye katılımının ve uyumunun ne kadar zor olacağını anladığını iddia etti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious