Papadopulos'tan Türkiye'ye petrol resti

  • Giriş : 11.02.2007 / 00:00:00

Papadopulos, "denizde petrol ve doğal gaz aranması ve çıkarılması konusunun Rum kesiminin egemenlik hakkı olduğunu" savunarak, "bundan vazgeçmeyeceklerini" belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


"Kıbrıs’ın doğal zenginliğini değerlendirme hakkının Rum yönetimine ait olduğunu" iddia eden Papadopulos, Türk tarafının bu konuda hak iddia etmesini "tahrik" olarak nitelendirdi.

Papadopulos şöyle devam etti:
"Her ülkenin milli zenginliği, cemaatlere ya da vatandaş gruplarına değil, devlete aittir. Milli servet Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti denilen egemen devlete aittir. Milli zenginliği değerlendirmek de hükümetin işidir. Hükümetin bu zenginliği vatandaşlarına hangi yatırımlarla ve ne şekilde sunacağı konusu ise sonraki aşamalarda ele alınacak bir konudur." Denizdeki doğal zenginliğin ortaya çıkarılmadan bu zenginliğin ne şekilde paylaşılacağı konusunu tartışmanın "Kıbrıs’ın (Rum) egemenlik haklarının ipotek altına alınması anlamına geleceğini" öne süren Papadopulos, "petrol çıkarılıncaya kadar Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm bulunacağına inandığını" da söyledi.

Papadopulos, "Araştırmalar olumlu sonuç verirse bunların değerlendirilmesi en az 6-7 yıl alabilir. Yasaları ihlal eden ya da tahrik eden taraf biz değiliz.

Eğer birileri, tahrik etme gücüne sahip olduklarını ve bu tavırlarından dolayı ortaya çıkan politik bedeli ödeyebileceklerini zannediyorlarsa ki burada (KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali) Talat’tan değil, Türkiye’den söz ediyorum, bunun sorumlusu biz değiliz. Ben ve bugünkü hükümet bu gibi baskılara boyun eğmeyeceğiz. Çünkü böyle bir şey yaparsak, devletin egemenliğini ve vatandaşların çıkarlarını kendimiz ipotek altına almış oluruz" dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın petrol konusunda Türk tarafının da hakları bulunduğuna ilişkin açıklamasıyla ilgili bir soruyu cevaplayan Papadopulos, "Sayın Talat’ın ya da ’işgal’ rejiminin temsilcilerinin tahrik ve küfürlerine cevap vermiyoruz" dedi.

ANLAŞMALAR

Petrol aranması ve çıkarılması konusunda Mısır ile Lübnan’ın, Rum kesimiyle imzaladıkları anlaşmalara sadık kalacaklarına dair her iki ülkeden de taahhütler aldıklarını belirten Papadopulos, bu konuda özellikle Mısır’ın kendilerine karşı son derece "dostane ve cömertçe" davrandığını söyledi.

Papadopulos, Yunanistan’ın bu konudaki tavrıyla ilgili bir soru üzerine, "Atina ile son derece iyi ilişkiler içerisinde bulunduklarını ve Yunanistan ile Rum kesimi arasında ayrıca bir anlaşma imzalanması için neden ve ihtiyaç bulunmadığını" belirtti.

Rum lideri, ABD’nin bu konudaki açıklamalarıyla ilgili olarak da "Washington’un bu konudaki görüşlerinin aslında 1982 yılında imzalanan Deniz Hukuku Anlaşmasının belirlediği çerçeveyi yansıttığını" öne sürdü.

Kıbrıs sorununa değinen Papadopulos, bu konuda ilerleme kaydedilebilmesi için, Türk tarafının Annan planında yer almayan bazı konuların yeniden müzakere edilmesini kabul etmesi gerektiğini savundu.

Papadopulos, böyle bir şeyin kabul edilmesi durumunda Rum tarafının müzakerelere başlamaya hazır olduğunu belirterek, "2007 yılı boşa geçmemeli. Bu konuda ilgili komisyonların yeniden işe başlamaları için gerekli koşulların artık oluştuğuna inanıyorum" dedi.

Papadopulos ayrıca, bu konuda Cumhurbaşkanı Talat ile görüşebileceğini, ancak bu görüşmenin sadece "törensel" bir görüşme olmaması gerektiğini söyledi.

KİPRİYANU’NUN AÇIKLAMASI

Bu arada, AB Komisyonu üyesi Marcos Kipriyanu, "Kıbrıs sorununun Türkiye ile çatışarak değil, ilişkileri iyileştirerek çözümlenebileceğini" söyledi.

Kipriyanu, Elefteros Tipos gazetesine verdiği demeçte, Rumların büyük çoğunluğunun çözüm istediğini savundu ve yeni liderler gerektiğini belirtti.

Komisyon üyesi, "Kıbrıslı Türklere karşı iyi niyet beslediğimiz konusunda AB’yi ikna etmiş değiliz. Şu anda, karşı taraf bizden ileride. Politik bedel ödenmesi gerekse bile Kıbrıs Türklere karşı daha cesur açılımlarda bulunmalıyız" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious