Para bolluğunu en iyi Türkiye değerlendirdi

Para bolluğunu en iyi Türkiye değerlendirdi.10223
  • Giriş : 01.07.2007 / 09:11:00
  • Güncelleme : 01.07.2007 / 09:19:13

Türkiye, Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Direktörü Ulrich Zachau, bazı değerlendirme ve önerilerde bulundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye, Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Direktörü Ulrich Zachau, Türkiye’nin başarısında dünyadaki olumlu ekonomik konjonktürün etkili olduğu görüşüne katılmakla birlikte, her gelişmekte olan ülkenin zayıf politikalar nedeniyle bundan yararlanamadığına dikkat çekti.

Zachau, Türkiye’nin başarısında güçlü ekonomi politikası ve güçlü ekonomik performansının önemli olduğunu vurguladı.

Türkiye, Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Direktörlüğü’ne 6 ay önce atanan Ulrich Zachau, gelişmekte olan her ülkenin Türkiye gibi dünyadaki likidite bolluğundan yararlanamadığına dikkat çekti. Göreve geldikten sonra ilk röportajını Ekonomist dergisiyle yapan Zachau, Türkiye’nin önündeki kısa dönemli riskler arasında, dış konjonktürdeki belirsizliği ve cari açığı sayarken, önerilerde de bulundu.

GÜÇLÜ PERFORMANS: "Türkiye ekonomisinin son iki yılına bakıldığında, üzerinde durulması ve söylenmesi gereken şey, güçlü ekonomi politikası ve güçlü ekonomik performanstır" diyen Ulrich Zachau, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu çerçevede, son 4.5 yıla bakıldığında ise milli gelir rakamları 7’nin üzerine çıktı ve sürdürülebilir yüksek büyüme oranları gördük. Enflasyon tek haneli rakamlara indi. Yabancı yatırım 20 milyar dolarların üzerine çıktı. Yabancılar Türkiye’ye bir sürü para getirdi. Bu da Türkiye’deki piyasalara güvenin bir göstergesidir."

EKONOMİ POLİTİKASI: Bu başarıda dış dünyadaki olumlu ekonomik konjonktürün de önemli bir payı bulunduğu görüşlerine ilişkin Zachau, şu değerlendirmeyi yaptı: "Likitide bolluğu da, hükümetin ekonomik politikaları da, ekonominin bu hale gelmesinde bir rol oynamıştır. Bu performansın en önemli nedenlerinden biri de, hükümetin uyguladığı güçlü ekonomi politikasıdır. Dünyada likidite bolluğu olduğu doğrudur ama şunu da söylemek gerekir ki, gelişmekte olan diğer ülkeler uyguladıkları zayıf politikalar nedeniyle, bu durumdan Türkiye kadar faydalanamamışlardır."

RİSKLER VE FIRSATLAR: Türkiye ekonomisinin önündeki en önemli risklere ilişkin soruya "Riskler de fırsatlar da zamanla çok ilgilidir aslında" yanıtını veren Zachau, şöyle konuştu: "Kısa dönemli bakıldığında, en baskın belirsizlik ve risk dış konjonktürün durumu ve cari açık. Cari açık elbette bir sorun ama görünen şu ki, cari açığın büyümesi yavaşladı ve istikrar kazandı. İhracat çok büyük ölçüde arttı ve daha önceki verilere göre ithalat artışında göreceli bir yavaşlama söz konusu. Sonuçta cari açık küçüldü. Büyümede biraz yavaşlama söz konusu ama bu cari açığın biraz daha azalmasında işe yarayacak."

IMF VE HÜKÜMET: Zachau, "Bugünlerde, IMF’nin hükümeti ve bütçeyi izleme ve kontrol işlevini yerine getirmediği" yönündeki görüşlere katılıp katılmadığı sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Aslında bu işlevi yapan kurum, hükümetin kendisi. IMF, dışarıdan bir kurum. Yürütülen program hem hükümetin hem de IMF’nin programı. Seçimlerden sonra yeni bir gözden geçirme daha yapılacak. Fotoğrafı gözden geçirmek için iki tarafın da zamanı olacak. Mevcut hükümetin ve yeni hükümetin, bizim ve herkesin bu yeni süreci izleme fırsatı olacak." Zachau, Dünya Bankası olarak seçimin ardından kurulacak olan yeni hükümetle de diyalog sürecinin devam etmesini istediklerini ve kredi programlarını yürütmeye devam edeceklerini söyledi.

İşsizlik en önemli sorun önlem şart

İSTİHDAMIN önümüzdeki yıllarda da Türkiye için en önemli sorunlardan biri olmaya devam edeceğini vurgulayan Ulrich Zachau, bu konuda şunları söyledi: "Kadınların işgücüne katılım oranları daha düşük. Gençler arasındaki işsizlik oranları ileri yaştakilere göre daha yüksek. İstihdamdaki diğer sorun ise kayıt dışılık. Bununla ilgili kabul edilebilir, politik önlemler biran önce alınmalı."

Enerjide büyük arz sıkıntısı yaşanabilir

ASIL dikkatleri enerjiye çeken Ulrich Zachau, özelleştirmelerden doğalgaz santrallerinin rehabilitasyonuna kadar bir dizi önlemin devreye girmesi gerektiğini vurguladı. "Enerjide hiçbir şey yapılmazsa, arz açığının kapıda olduğu" uyarısı yapan Zachau, şöyle konuştu: "Anladığım kadarıyla bu hükümetin planı seçimlerden sonra dağıtım özelleştirmelerini gerçekleştirmek. Dikkatimizi bu sürecin devamını desteklemek için harcıyoruz. Enerji sektöründe, elektrik santrallerinin rehabilitasyonu için de, tedbirler alınması gerektiğini düşünüyoruz. Yeni hükümetin önündeki en önemli sorunlardan birinin de enerji olacağını düşünüyoruz. Bir süre önce hükümete sunduğumuz enerji raporunda da, uluslar arası tecrübelerden de yola çıkarak, enerji sektöründeki arz güvenliğiyle ilgili bir takım öneriler yaptık. Hiçbir şey yapılmazsa, enerjide arz sıkıntısı bekliyoruz. Bu arz açığını önlemek için, elektrik yasasında değişiklik de dahil, bir dizi önlemin alınması şart."

Özel sektörün borçlanmasında sorun yok

ÖZEL sektör borçlarındaki hızlı artışı ise büyük bir risk olarak görmeyen Ulrich Zachau, "Birleşenlere bakıldığında borcun çok büyüdüğüne dair benim gözüme çarpan büyük bir problem yok" dedi. Buradaki asıl önemli nokta toplam borcun ne kadarının net olarak özel sektör üzerinde olduğu olduğunu vurgulayan Zachau, "Çünkü birçok firmanın borcunun yanı sıra varlıkları da artıyor. Asıl konu, net borç miktarıdır. Özel sektör borcunda, kimlerin net yükümlülük çerçevesinde net varlıkları elinde bulundurduğu önem taşıyor" diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious