Parayı iç nesebi hiç ediyorlar

  • Giriş : 05.12.2006 / 00:00:00

Anne, iki yaşındaki oğluyla birlikte çalan kapıyı açar. Karşısında sarhoş ve darmadağın haldeki kocasını bulur.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Oğlumuz bir başkasının çocuğu.” Bu yeni gelişmeyle birlikte eşler boşanır; kadın çocuğunun gerçek babasını aramak üzere Adli Tıp koridorlarında, adam da bir akıl hastanesindedir. Bu gerçek hayattan değil, Prof. Dr. Mülazım Yıldırım’ın ‘Bebek’ isimli romanından bir tablo. Ancak, gördük ki, günlük hayatta yaşananlar, bu hikayenin çok daha ötesinde. Yumurta veren kadınlar televizyon kanallarında çocuklarını arıyor, sperm veren bir delikanlı pişmanlıklarını dile getiriyor. Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. İsmet Köker, 12 arkadaşıyla bu işi yaptığı için yargılanıp ceza alıyor. “Çocuğu olmayanlara mutlaka çare bulmak lazım, ancak gayri meşru yollardan değil. Bunun arkasından çok kötü şeyler gelecek.” diyen Gazi Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı kurucusu olan ve şimdi de aynı bölümde görev yapan Prof. Dr. Mülazım Yıldırım ve bu alandaki uzmanların gözünden olayın fotoğrafını çekmeye çalıştık. Tüp bebek, çocuk sahibi olamayan aileler için Türkiye’de son yıllarda yaygın olarak uygulanan bir tedavi yöntemi. Bu yüzden alandaki aksaklıklar ve tartışmalar da yeni yeni yapılıyor. Bu tartışmalara, yazdığı ‘Bebek’ isimli romanla katılan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mülazım Yıldırım, çarpıklıklara dikkat çekerken, meslektaşlarını kızdıracak iddialarda da bulunuyor. Rant ve ticari kaygılarla ‘kısırlık’ tedavisinin getirilip, sadece ‘tüp bebek’ üzerine kilitlenmesi baştan yanlış ona göre.Truva Yayınları’ndan çıkan romanında, yaşanmış olaylardan yola çıkıyor aslında; ama ekliyor: “Burada yazdıklarım konunun çok ufak bir kısmı, bunun kat kat fazlası yaşanıyor.”

Hocanın iddialarını birkaç başlık altında toplamak mümkün. Tüp bebek yönteminin, daha iyi ve sağlıklı nesillerin yetişmesine ve sakatlıkların temizlenmesine hizmet etmesi gerekirken sistem bugün böyle çalışmıyor. Kur’an’dan, “Biz istediğimize kız çocuğu, istediğimize erkek çocuğu veririz. Bazısına da hiç vermeyiz.” (Şûra Suresi, 49-50. ayet) hükmünü hatırlatan Prof. Dr. Mülazım Yıldırım, “Çocuğu olmayanlara mutlaka çare bulunması lazım. Tüp bebekle veya başka yollarla. Ama gayri meşru yollarla değil, onun spermini alıp buna vererek değil. Etik kurallardan, dini kurallardan ve yasalardan sapmamak lazım. Bunun arkasından çok kötü şeyler gelecek. Nesep karışacak.” iddiasında bulunuyor. Televizyon programlarında; eşi yumurta vereceğim diye kapı kapı dolaşan adamın, “Yuvam yıkılacak” feryadını, kadının da, “Çok para veriyorlardı, o yüzden gidiyordum. Artık ben çocuklarımı istiyorum.” sözlerini örnek veriyor. Yuvadan alınan çocukların devlet tarafından korunduğunu, bu sistemde ise herhangi bir koruma ve güvencenin söz konusu olmadığını anlatan Yıldırım, başkasının spermi veya yumurtası ile çocuk sahibi olma serbest bırakılacaksa, ceza hukuku, boşanma hukuku, mülkiyet hukuku ve miras hukukunda düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirtiyor. Yıldırım’a e-posta atan bir hasta, “Hocam ben çok kuvvetli bir erkeğim, istediğim kadar sperm veririm. Paraya da ihtiyacım var. Nereye vereyim, nasıl vereyim?” sorusunu yöneltmiş. Böyle bir şeyin söz konusu olmayacağı cevabını da almış. 4 kızı olan bir baba da, “Bana bir tane erkek yapın, size 100 bin dolar vereyim.” talebini iletmiş. Kendisi de birebir yaşadığı için, “Bu iş çığırından çıktı.” uyarısını yapan Yıldırım, Kıbrıs’ta bir merkezin sahibinin ‘Türkler mavi gözlü bebek istiyor’ açıklamalarına da şiddetle tepki gösteriyor: “Bu etik mi şimdi? Yapılan düpedüz Allah’ın işine karışmak.”

Bakanlık, düzenlemeden kaçıyor

Prof. Dr. Mülazım Yıldırım, meslek etiği açısından en çok meslektaşlarını eleştiriyor; ama işin denetiminden sorumlu Sağlık Bakanlığı’nın da bu konuda bir şey yapmadığını iddia ediyor. Ona göre, ciddi bir rant döndüğü için bakanlık bu alana girmekten kaçıyor. Kendisi de Sağlık Bakanlığı’na, internet üzerinden yumurta ve sperm satışlarını gördükten sonra defalarca dilekçe vermesine rağmen bir cevap alamamış. Olayın daha şeffaf bir hale gelmesi için, Türkiye’deki tüp bebek merkezlerinin başarılarının ve vergi levhalarının da Sağlık Bakanlığı’nın web sayfasında yayınlanmasını istiyor Mülazım Yıldırım. Ayrıca, hastaların üç nüsha çıkarılan dosyalarının birinin bakanlıkta, birinin merkezde birinin de hastanın kendisinde bulunmasını öneriyor. Olayın çözümünün zor olmadığını, istendiğinde kısa sürede gerçekleştirilebileceğini belirten Yıldırım, “Beni Ana Çocuk Sağlığı Müdürlüğü’ne getirin, sorunları bir yıl içinde çözerim. Bunların hiçbirine müsaade etmem.” diyor. 84 tüp bebek merkezi ve çalışanlarının tepkisini çekecek ciddi açıklamalarda bulunan Yıldırım, “Doktorlar çıkıp diyorlar ki, yüzde 60-70 başarımız var. Yalan. Elimde belge yok; ama benim şahsi kanaatim yüzde 15’in üzerinde değil. Yılda bir tane bile tüp bebek başarısı olmayan merkezler var. Kapatın bunları. Bunları dengeleyin ki zavallı insanları sömürmesinler.” ifadelerini kullanıyor. Tüp bebek tedavisinin 4-5 bin doları bulan fiyatı da ona göre pahalı. Merkezlerin bu işi 2 bin dolara yaptıklarında kâr edeceklerini söylüyor. Kendi kurduğu Türkiye İnfertilite Vakfı aracılığıyla bu tedavinin 1300 YTL’ye düşürüleceğini belirten Yıldırım, “Kaynak bulabilirsek eğer üzerine kâr eklemeden, devletin yaptığı fiyattan tüp bebek yapacağız. Fiyat kırılsın, devletin kapısında bekleyenler de buraya gelsin.” diyor.

En büyük sorun tıptaki kirlilik

Tüp bebek yöntemi için, “Hepsi denenecek, ondan sonra tüp bebek işlemine geçilecek.” diyen Mülazım Yıldırım, bu alandaki en büyük sıkıntının tıptaki kirlilik olduğunu düşünüyor. Bu yüzden meslektaşlarına, “Yasal yollar ve dini inançlardan sapmayın.” çağrısı yapan Yıldırım, kitabını yazdıktan sonra iyi tepkiler de almış, kendisini onun çevresinden çekenler de olmuş. İki odalı bir ofiste eşleri başkasının yumurtası ve spermi ile tüp bebek sahibi yapan bir doktorun kazandığı para ile Malezya’dan ada satın aldığı örneği de karşılaştığı somut örneklerden biri. Bu alanda çok fazla rant var, tıp dünyasında ciddi bir kirlilik yaşanıyor, peki bu konuda gayri hukuki yollara başvuranlar ne yapıyor? Dr. Mülazım Yıldırım buna, “İnsanlar buna kapalı. Çünkü kendi spermleri ile döllenenler bile ‘kimseye söylemeyin’, diyorlar. Bu kadar vicdanlarından sakınan insanlar başkasının spermi ile yaptıklarında nasıl taşıyacaklar, onu sorgulamak lazım. Kaç kere yıkılacak o aileler. Herkes saklıyor bunu. Ama bir gün saklayamayacaklar. Çok kötü sonuçlar çıkacak. Koşa koşa gelirler, bana çocuk yaptır diye her şeyi yaparlar; ama arkasından çocuklarının geleceğine dönük hiçbir şey yapmazlar.” cevabını veriyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious